Romantizm denince aklımıza hemen aşkın ve arabeskin dans ettiği bir duygu karışımı geliyor. Ancak romantizm, daha genel bir duygusallığın ön plana çıktığı bir düşünce biçimi. Bu duygusallık tabii ki aşk ile birlikte daha çok öne çıkabiliyor ama romantizmi hissetmek için ruhunuzun aşkla dolması şart değil. “Zaten aşk dediğimiz şey tam olarak nedir?” diye uzun uzadıya konuşmak isterdim ama konumuz bu değil. Bazen bir enstrüman size çok farklı duygular hissettirebilir, içinizdeki romantizmi harlayıp duygudan duyguya geçişler yaşatabilir. İşte bu yazıda, her duyduğunuzda sizi bir romantizm turuna çıkaran ve duygularınızı iç içe geçiren beş enfes enstrümandan bahsedeceğim.

Teremin

Carolina Eyck

Teremini duymuş muydunuz? Kendisi, az bilinen bir enstrüman olmasının yanında, icra edeni de oldukça az. Son birkaç yıldır adını daha sık duymaya başlasak da pek çok kişi, tereminin büyüsünden bihaber. Herhangi bir teli ya da tuşu yok, dolayısıyla doğrudan temas edemiyorsunuz. Üzerindeki antenine gönderilen titreşim dalgaları ile ses çıkarıyor. İlk duyduğumda insan sesine yakın bir ses çıkardığını düşünmüştüm ama biraz daha dinleyince daha ilginç, hatta ilginç olmaktan çok ürkütücü denebilecek bir ses çıkardığını fark ettim. Zaman içerisinde de bu ürkütücülük yerini daha güzel duygulara bıraktı ve şimdilerde her duyduğumda etkisinde kalıyorum. Sizi duygusal bir yolculuğa çıkaran enstrümanlar arasında en ilginç olanı teremin olabilir.

Bu enstrümanı çalabilmek pek de kolay olmadığından ve çok popülerleşmediğinden dolayı, icra edenlerinin sayısı da oldukça az. Kişisel olarak takip ettiğim ve çok severek dinlediğim teremin sanatçılarından: Cihan Gülbudak, Carolina Eyck ve Dr. Samuel Hoffman’ı örnek verebilirim. Ayrıca First Man filminin müziklerinde de teremin kullanılmıştır ve onlar da gayet güzeldir, bu da bir tavsiye olsun.

Keman

Hilary Hahn

Saniyeler içerisinde duygudan duyguya geçmenizi sağlayan bir enstrümandır keman. O keskin geçişler, çalan kişinin performansındaki aralıksız değişim beni her zaman büyülemiştir. Keman ailesindeki her üye için geçerlidir bu. Viyolin de dinlesem, çello da dinlesem kendimi saniyeler içerisinde binbir türlü duygular yaşamış gibi hissediyorum. Sanki o yay tellere değdiği anda benim için bir yolculuk başlıyor ve bir anda kendimi tarifsiz bir duygu çatışmasının ortasında buluyorum. Bu sebeple birçok duyguyu aynı anda yaşayabildiğim nadir enstrümanlardan biridir keman.

Keman, biraz da icra edenler arasından virtüöz olanlarını bulduğunuzda ve o şovu dinlediğinizde çok etkileyici olan bir enstrüman. Pek çok yerde ağlayan enstrüman olarak karşınıza çıkabilecek olan keman, bir virtüöz bulduğunuzda size eşsiz dakikalar yaşatabilir ve bazen “Ne yaşadım ben şimdi?” der kalırsınız. Keman ile şov yapmaktan bahsediyorsak; Janine Jansen, Joshua Bell, Nicole Benedetti ve benim en sevdiğim sanatçılardan olan Hilary Hahn’dan bahsetmeden geçemeyiz. Her biri kemanı sanki bir uzvuymuşçasına inanılmaz bir şekilde kullanabilen sanatçılar. Sayısız eserde kullanılan ve özellikle Hans Zimmer’in bestelerindeki kullanımına hayran kaldığım keman, insanı romantizm anlamında adeta bir zirveye bırakıveren bir enstrümandır.

Arp

Amy Turk

Arp, hep bana bir mitolojiden özellikle Yunan mitolojisinden fırlamış bir enstrüman gibi gelmiştir. Batı Avrupa ve Antik Yunan mitolojilerinde geniş bir yer edindiğini düşününce bu, benim için çok da tuhaf bir durum olmasa gerek. Klasik Türk müziğindeki kanun ile benzer bir yapıda olsa da, boyut olarak çok daha büyük olan ve ses tonu açısından daha yumuşak tonlara sahip bir enstrüman. Klasik Batı müziğinin en eski enstrümanlarından olan arp, çalan birilerini ne zaman görsem “Bu kadar büyük bir enstrümanı nasıl oluyor da bu kadar güzel kontrol edip çalabiliyorlar yahu?” demekten alıkoyamıyorum kendimi.

Arp, her dinlediğimde beni huzurlu bir romantizm etkisinde bırakır. Hatta şöyle bir arp müziği dinlemek istediğinizde, karşınıza çıkan hemen hemen her müzik sizde rahatlatıcı, huzur verici bir etki bırakır. Özellikle Amy Turk, Lisa Lynne ve Alizbar dinlediğimde bu etkiyi çok yoğun bir şekilde hissederim. Son zamanlarda severek oynadığım bir oyun olan ve Antik Yunan döneminde geçen Assassin’s Creed Odyssey’de de bol bol arp müziği mevcuttur, çok da severek dinlerim. Kısacası arp dinleyin, içiniz huzur dolsun efenim.

Tanbur (Mızraplı Tanbur)

Özer Özel

Geldik klasik Türk müziğinin en güzide enstrümanlarından biri olan tanbura. Tanbur, aslında yaylı ve mızraplı olarak ikiye ayrılıyor. Benim bahsedeceğim tür, mızraplı tanbur. Bu arada yazımının doğrusu da tanburdur. Her ne kadar sevgili dil kurumumuz, doğru kullanımını tambur diye kabul etse de, bütün müzik camiası doğrusunun tanbur olduğunu vurgular. Tanbur, Sümerler’e ait olan ve zamanla gelişe gelişe klasik Türk müziğinde çok önemli bir yer edinen enstrüman. İnsan sesine en yakın sesleri çıkarabilen enstrümanlardan biri ve tok sesine hayran kalmamanız mümkün değil. İran kültüründe benzerlerine rastlansa da, klasik Türk müziğinde kullanılan tanburun oldukça karakteristik bir yapısı var. Türk müziğindeki makamlara göre çalındığı için, oldukça geniş bir duygu yelpazesini yansıtabiliyor. Ayrıca tanbur, reverb denilen etkiyi yani ses harmoniklerini en uzun süre duyabildiğiniz enstrümanlardan biri.

Günümüzde icra edenlerin sayısı oldukça az ve hepsi de oldukça kıymetli tanbur ustaları. Tanburi Cemil Bey, Nuri Karademirli, Özer Özel ve Murat Salim Tokaç gibi isimleri örnek verebilirim. Bu isimleri dinlediğinizde kendinizi çok farklı duygular hissederken -biraz da tasavvuf müziğini kapsamasının etkisiyle- buluyorsunuz. Sanki yaşlı bir bilginle birlikte bir yolculuğa çıkmışsınız da size öğüt veriyor, siz de uslu uslu o bilgenin ağzından çıkanları dinliyormuşsunuz gibi geliyor. Bu yüzden tanbur, sizi yalnızca romantizmin etkisinde bırakmakla kalmıyor ve o tok sesiyle adeta engin bir yolculuğa çıktığınız hissini sizlere veriyor.

Piyano

Fazıl Say

Piyano, bahsettiğim diğer enstrümanlara kıyasla duygu seli yaratma konusunda hem avantajlı hem de dezavantajlı bir enstrüman. Çünkü tuşlu olmasının getirdiği yapı, onu, bu konuda biraz daha zorluyor. Çıkan sesi, telleri esnetir gibi esnetemiyorsunuz ve ses çıkarması diğer enstrümanlara göre nispeten daha kolay. Ancak çok sesli bir enstrüman. Yani aynı anda birden fazla sesin, akorun çalınabildiği bir enstrüman ve müziğin neredeyse tamamını çalabilirsiniz. Bu yüzden de besteciler piyanistlere her zaman çok zor besteler yazar. Çünkü sınırlarınızı zorlamadığınız sürece tatmin olmazsınız. Hatta ünlü piyanist Vladimir Horowitz: “Piyano, başlaması en kolay, bitirmesi en zor çalgıdır.” der.

İşte bu yüzden, piyanoda sınırları zorlayanlar her zaman daha çok öne çıkar ve hafızamızda yer etmeyi başarır. Chopin gibi, Horowitz gibi, David Helfgott gibi ya da Fazıl Say gibi. Özellikle David Helfgott ve Fazıl Say’ı şöyle bir izlediğinizde, sanki piyanoyla aralarında bambaşka bir ilişki varmış gibi hissedersiniz ve siz de onlarla birlikte duygusal bir yolculuğa çıkarsınız. Fazıl Say’dan her “Black Earth” dinlediğimde bu duyguyu hissederim.

Bu yazıyı yazarken bana eşlik eden ve beni duygulardan duygulara sürükleyen bu müthiş enstrümanlara teşekkür ediyorum. Çünkü her dinlediğimde bana aynı duyguyu yaşatmayı, içimdeki romantizmi canlandırmayı başarıyorlar. Sizin de bu listedekiler dışında, dinlediğinizde duygu şöleni yaşadığınız enstrümanlar varsa bizimle paylaşmayı unutmayın.

Yazar

tasarımcı, fotoğrafçı, oyuncu, teknolojisever, soundtrack delisi. her türlü online mecradan ulaşmak için: @mfurkanakyuz

1 Yorum

Leave a Reply to Talha Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.