Yılın en beklenen iki filmi geçen hafta vizyon maceralarında yerlerini aldı. Ebette Christopher Nolan’ın dev kadrolu 2. Dünya Savaşı biyografisi Oppenheimer’dan ve Franches Ha, Little Women gibi filmleriyle tanıdığımız Greta Gerwig’in Barbie’sinden bahsediyoruz. Oppenheimer ile ilgili incelememize buradan ulaşabilirsiniz; bugünse Screen Internattional’ın haberine göre 300 milyon doların üzerinde bir hasılatla açılan Barbie filmindeki göndermeler hakkında konuşacağız.

Detaylara ve filmin metafiziksel-absürt dünyasına girişmeden önce, filmin kendisine de değinmemek olmaz tabii.

Mattel firmasının ortak yapımcılığında yürütülmeye başlanan ve Comic-Con’da ilk duyurulduğu andan itibaren büyük soru işaretleriyle vizyon tarihine kadar izleyicilerde şüphe ve yüksek beklenti duyguları arasında bir denge kurmuş olan Barbie filmi, gerek gişe rakamları gerekse de seyirci reaksiyonlarıyla büyük bir beğeni toplamış gibi gözüküyor. Bana kalırsa yer yer didaktik olmaya çalışması filmin negatif yanlarından biri gibi dursa da günümüz Hollywood’unun dev bir markayı temsilen böylesine feminist bir manifesto yazmaya çalışması yer yer ironik yer yer ise son derece eğlenceli. Margot Robbie ve Ryan Gosling’in etkileyici oyunculukları izleyicide büyük bir heyecanı ateşliyor; filmin mizah temposunu en çok düşüren karakter ise Will Ferrel’ın canlandırdığı “Mattel CEO”su oluyor. Maskülenleştirilmeye çalışılmış başarısız bir “kötü adam” parodisini oynayan Will Ferrel, ekran yüzünün de etkisiyle benim gibi filmin ilk yarısını çok sevmiş izleyiciyi filmden bir bakıma soğutuyor. Finaline doğru erkek ya da kadın (ya da kendinizi nasıl tanımlamak istiyorsanız) olmanın da ötesinde var olmanın dayanılmaz “hafifliğine” vurgu yapan film, sizi kahkahalara da boğabilir (neredeyse tüm salona yaptığı gibi), melankolik bir hâle de sokabilir.

Filmin hemen her yerde görmüş olabileceğiniz feminist okumalarının yanında bugün sizler için filmde hoşumuza giden ve gözden kaçırmış olabileceğiniz referansları derledik. Buyurun, Barbie filminin içinde bir yerlerde saklı –kimisi pek de gizli saklı olmasa da– beş gönderme:

1. Kubrick mi Yoksa Zamanda Bir Yolculuk mu?


Bahsetmek istediğimiz ilk detay ebetteki  filmin açılış sahnesi. Daha önce tanıtım videolarında da gördüğümüz Stanley Kubrick’in 2001: Bir Uzay Destanı filminin meşhur açılış sahnesine yapılan gönderme, uzun bir süre sosyal medyanın gündemine oturmuştu. “Evrim” teması etrafında Barbie bebeklerini metalaştıran Kubrick alıntılı açılış sahnesi de filmin bizi nasıl bir dünyaya ışınladığının ufak bir göstergesi gibi.

2. Yabancılaşmak ya da Albert Camus

Albert Camus, özellikle Türkiye’de çokça okunan ve tanınan bir yazar. En çok “Yabancı” (L’etranger) kitabıyla bilinen yazar ve düşünürün kendisi bunun tersini iddia etse de “varoluşçu” olarak tanımlanması son derece doğal. Filmde ise Camus’ya yapılan en belirgin referansı, Barbie’nin Ken’in evine uğradığı sahnede görüyoruz. Elinde bir kitap tutan Ken, kısa da olsa bir cümlede Camus’ya atıfta bulunuyor. Filmin varoluşçu yapısını düşündüğümüzde, bu durum ve referans son derece doğal ve yerinde.

3. Snydercut, Kendince Bir Alay

Filmde, filmin ortaklarından Mattel firmasıyla da dalgasını geçen anlatının elini dokundurduğu bir diğer nokta da Zack Snyder. Kimilerince artık bir “meme” hâline gelen yönetmen ve Snydercut, Barbie filminde de atıf yapılanlar arasında. Ken’in Barbieland’e geri döndüğü anda yapılan Zack Snyder göndermesi, filmi izlediğim salonda neredeyse herkesi kahkahaya boğmuştu.

4. Monty Python and the Holy Grail

Dürüst olmak gerekirse sadece bu maddenin başlığı ve barındırdığı referans aslında bütün filmin üç aşağı beş yukarı nasıl bir hâletiruhiyede olduğunu gösteriyor. Büyük İngiliz komedi grubu Monty Python’ın 1975’te yayımladığı ilk filmi Holy Grail’i izleyenler, filmdeki yuvarlak masa şövalyelerinin “hayali” atlara bindiklerini ve Hindistan cevizleri ile at sesi çıkardıklarını hatırlayacaktır. Ken ve diğer Kenlerin de bu şakaya atıfta bulunurcasına büründükleri hâl ise filmin en eğlenceli anları arasında.

5. Baba


The Godfather filmi sinema tarihini mihenk taşlarından biri. 70’lerden sonra yayınlanmış birçok yapımda referans ve esin kaynağı olmuş bu epik filmin, bir Barbie filminde ne aradığını sorabilirsiniz ama filmin kulağa en çılgınca gelen sahnelerinden birinde hem Godfather’a hem de yönetmen Francis-Ford Cappola’ya bir gönderme mevcut. Benim şahsi olarak en beğendiğim referans bu olduğu için daha fazla sürpriz bozmamak adına bu gönderme hakkında pek de bilgi vermeme kararı alıyorum.

Sizler filmi izlediniz mi? Yakalayıp da listeye eklemek istediğiniz göndermeler var mı?



Yazan: Arda Yozbakan

Yazar

Dünyanın en ihtiyacı olduğu anda ortaya çıkarak çeşitli konularda fikirlerini belirten yazarlar. Bir konuk yazar asla geç yazmaz, erken de yazmaz. Onlar, tam yazmaları gereken zamanda yazarlar.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.