Hayatımızda bazı anlar vardır kim olursak olalım, kaç yaşında olursak olalım, nerede olursak olalım bir anda kalbimizi ısıtır. Hani böyle işe ya da okula giderken gördüğünüz bir resim, okuduğunuz bir metin bütün gününüzün güzel geçmesini sağlar. Koskocaman kelli felli adamlar bir anda içindeki çocuğu ortaya çıkarır, gözleri yaşarır ve “Yaaaa” nidalarına sığınırlar. Bugün benim için bu metin Neil Gaiman’ın yazdığı bir şiirin, atkılara basılarak kışı geçirmekte zorlanan Suriyeli mültecilere dağıtılması haberiydi.

Geçtiğimiz kasım ayının yirminci gününde Neil Gaiman’ın attığı bir tweet ile başlayan #KnitForRefugees hashtagi kısa sürede takipçilerinde büyük bir ses uyandırdı. Neil Gaiman’ın “Size sıcaklığı ne hatırlatır?” sorusuna cevap veren okuyucuların cevapları, kullanıcılardan izin alınarak Neil Gaiman tarafından bir şiir altında hikâyeleştirildi. Daha sonra ise bu şiir Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı tarafından bir atkının üzerine basılarak Suriyeli mültecilere dağıtıldı. Dağıtılan atkılara “dayanışma atkısı” adı verildi.

Ya olayın neresinden bakarsanız bakın insanın içi ısınıyor. Neil Gaiman’ın tatlılığı bir yana sonunda Twitter’dan paylaşılan “Dualarımız ve düşüncelerimiz sizinletweetlerinin sonunda bir işe yaradığını görmek beni mutlu etti. Şiirin güzelliği ise ayrıca kalbimi ısıttı. Diyorum ya gerçekten sabah gördüğümden şiiri tekrar tekrar okuyorum ve yüzümde salak bir gülümseme ile dolanıyorum. Güzel düşünen insanlar iyi ki varsınız be!

Neil Gaiman’ın bu güzel şiirini aşağıya bırakıyorum. Siz de okuyup yüreğiniz ısınsın, mutlu olun diye. Daha sonra ise yorumlarınızı bekliyorum tabi ki.

What You Need to be Warm

A baked potato of a winter’s night to wrap your hands around or burn your mouth.

A blanket knitted by your mother’s cunning fingers. Or your grandmother’s.

A smile, a touch, trust, as you walk in from the snow

or return to it, the tips of your ears pricked pink and frozen.

The tink tink tink of iron radiators waking in an old house.

To surface from dreams in a bed, burrowed beneath blankets and comforters,

the change of state from cold to warm is all that matters, and you think

just one more minute snuggled here before you face the chill. Just one.

Places we slept as children: they warm us in the memory.

We travel to an inside from the outside. To the orange flames of the fireplace

or the wood burning in the stove. Breath-ice on the inside of windows,

to be scratched off with a fingernail, melted with a whole hand.

Frost on the ground that stays in the shadows, waiting for us.

Wear a scarf. Wear a coat. Wear a sweater. Wear socks. Wear thick gloves.

An infant as she sleeps between us. A tumble of dogs,

a kindle of cats and kittens. Come inside. You’re safe now.

A kettle boiling at the stove. Your family or friends are there. They smile.

Cocoa or chocolate, tea or coffee, soup or toddy, what you know you need.

A heat exchange, they give it to you, you take the mug

and start to thaw. While outside, for some of us, the journey began

as we walked away from our grandparents’ houses

away from the places we knew as children: changes of state and state and state,

to stumble across a stony desert, or to brave the deep waters,

while food and friends, home, a bed, even a blanket become just memories.

Sometimes it only takes a stranger, in a dark place,

to hold out a badly-knitted scarf, to offer a kind word, to say

we have the right to be here, to make us warm in the coldest season.

You have the right to be here.

Yazar

Daha geçen seneye kadar dünyayı kurtarabileceğini sanan Çevre Mühendisi. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Onu her yerde ‘’Tavşan’’ diye bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.