Hayır. Bu, öylesine bir sona eriş değil. Hayata gözlerini yummanın basit bir örneği hiç değil. Fizikselliğin ötesinde, duygu ve düşüncelerin yetim kalması; asla yeri dolmayacak türden bir kaybediş.

Bugün 12 Kasım 2018. Dünya üzerinde milyonlarca insanın zihnine ve yüreğine dokunmuş bir insanı kaybettik. Hikayeleriyle, hikaye anlatıcılığının biz insanlara olan anlamını en üst seviyeye taşıyan Stan Lee’yi 95 yaşında fani dünyadan uğurladık. Mürekkebiyle et ve kemiğe bürüdüğü her bir kahraman ile hayatlarımızda fark yaratmış o insan: Stan Lee.

İnsan olmanın en birincil kurallarındandır ölüm. Bunu bilerek dünyaya gelirsiniz; delirmemek için de bu gerçeği unutmayı tercih edersiniz. Çünkü insan, doğuştan nevrotik bir canlıdır. Bir gün son nefesini vereceğini bile bile hayattan zevk alıyormuş numarası yapar. Bunu yapmazsa, sona erecek olan o hayatının kısacık dönemini de yaşayamaz çünkü. Unutur o yüzden. Dağıtır dikkatini başka şeylerle. Güçlü kalmak için farklı şeylere kanalize olur.

stan_lee_spiderman

Ama hayır; bu gerçeği adımdan bile daha net bilmeme rağmen yaşadığım hissi kesinlikle kabullenemiyorum. Nihayetinde her birimizin o toprakla bütünleşme vaktinin geleceğini bilsem de bu seferkini idrak etmekte güçlük çekiyorum. Yakıştıramıyorum çünkü. İmkansızlığından değil, sadece… Yakıştıramıyorum işte.

Bizzat ve kişisel olarak tanımadığım bir insana karşı böylesine yoğun şeyler hissetmem dünyanın en normal şeyi aslında. Çünkü duygu dediğiniz şey maddi bir gerçekliğe sahip değildir. Sizi, fiziksel yönden hissedeceklerinizden çok daha fazla etkiler. Vuracaksa en sert şekilde vurur; mutlu edecekse en sağlamından mutlu eder. Duygular, dünya üzerinde açıklanması en zor kavramlardır. Açıklayamazsınız; yalnızca kelime hazneniz yettiği kadar ve yaklaşık olarak bir şeyler söyleyebilirsiniz hakkında. Onun dışında ise tamamen dilsizsinizdir.

Stan Lee’yi hiçbir zaman yakından tanıma şansım olmasa da ölümü, geçen sene kaybettiğim bir akrabamdan çok daha yaraladı. Bunu anlamanız ne kadar mümkün emin değilim ama elimden geldiğince anlatmaya çalışayım: Çünkü tek bir güzel anıyı bile aklımda canlandırmayan o akrabam bana hiçbir şey hissettirmezdi. Belki Stan Lee ile konuşmuş olma ihtimalimden bile çok daha fazla kez iletişime geçmişimdir; ancak bir kere dahi kalbimin en derinine inebilen ve zihnimdekiler ile beni tam anlamıyla anlayabilen Stan Lee kadar etkilememiştir. Stan Lee’nin gücü de buydu aslında; sizin yanınızda olmadan sizin yanınızda olan biriydi. Yarattığı hikayelerle seni, beni, hepimizi anlayabildiğini kanıtlamıştı. Yalnız olmadığımızı hissettirmiş, bu fanilikte delirmeye beş kala akıl sağlığımızı korumamız için en kusursuz kaçış limanı olduğunu kanıtlamıştı. O Stan Lee’ydi, ölemezdi. Yo, hayır. Kabullenmiyorum.

stan-lee

Stan Lee yüzde yüz tanımadan kesin ve net tanıdığım bir kahramandı. Hayatıma renk katan, hatta beni ben yapan her şeyin çekirdeğinde konumlanmış biriydi. Bugün o çok etkinlendiğim her türlü popüler materyalin oluşmasındaki öncülerdendi. Benim bu dünyada “garip” olarak karşılandığımda dik durmam gerektiğini aşılayan karakterlerin babasıydı. Kendi kendime öğrendiğim hayat derslerinin bir kısmının kaynağıydı. Geçirdiğim eğlenceli vakitlerin öncüsüydü. İnanılmaz sıkıcı bir filmde bile beş saniyelik o kısacık sahnesiyle günümü gün eden isimdi. Yere düştüğümde kalkmayı öğreten her bir figürün yaratıcısıydı. Bugün bu sitede onun hakkındaki hislerimi anlatma çabama olanak tanıyan zincirleme bir tarihsel sürecin parçasıydı. Şimdi ise o yok. Stan Lee, şu lanet olasıca fani dünyadan göçtü. Ve şu an birçok şey yetim. Cameolar yetim; süper kahramanlar yetim; hayatta sürekli gülerek hatırlayacağım o suratın mutlu ettiği benim gibiler manevi olarak sevgiden yetim.

Stan Lee, yabancı uyruklu herhangi biri değildi. Sadece Amerikalı da değildi. Çizgi roman yazarlığı vasfı yoktu yalnızca. Bugün olmak istediğimiz o her güçlü kahramandı. O hepimizi anlayan insanlardan biriydi. Sırf ilgi alanlarım farklı diye ötelendiğimde, yüzlerce kilometre uzaktan dahi beni hikayeleriyle anlayabilen; bana huzur verebilen biriydi.

Ve artık o şimdi yok. Stan Lee yok. Ardında acı-tatlı anılar ve kahramanlar bırakarak gitti. Beni, bizi anlayan insanlardan biriydi; ve artık yok.

Farklılıkların doğurduğu her alt-kültürün kahramanı, asla başınızı öne eğmemeniz için size umut olmuş o süper kahramanı kaybettik. Üzgünüz.

 

Yazar

Geekyapar'ın yeni editoryal işler amiri. Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.