Bu yılın ardından HBO’nun ciddi güven problemleri yaşayacağı kesin. Yılın başından beri önce, kanalın göz bebeği Game of Thrones’un senaryo detayları ile beraber şirket içi konuşmalar sızdırıldı. Ardından bir grup hacker Game of Thrones’un ve Curb Your Enthusiasm’ın bazı bölümlerini internete yaydı. HBO’nun sosyal medya hesapları hacklendi ve bunlar yetmezmiş gibi bir de HBO kendi içinden, İspanya kolundan darbe aldı; sezonun altıncı bölümü hatayla HBO İspanya’nın web sitesinde yayınlandı. Güven kırıcı hadiselerin yanında kanal, özgüven tazeleyici günler de yaşadı: Bunca talihsizliğe rağmen, HBO her nasılsa, en büyük kozu Game of Thrones ile reyting rekorları kırmaya devam etti. Bu ilginç gelişmeler bazılarımızı güldürdü, bazılarımızı kızdırdı, kimileriniyse komplo teorilerine itti.

Doğrusu spoiler almama sebep olmadığı sürece bunlar benim ilgimi pek çekmiyor. Sadece, aynı şimdi yaptığım gibi sizinle muhabbetini çevirmekle yetiniyor, bitmesine ramak kalan sevdiğim bir dizinin son demlerinin tadını çıkarmaya çalışıyorum. Bu yüzden de sızan bir bölüm olduğunda en çok tıklanan olmak için koştura koştura bölümü izleyip sonra baştan savma incelemeler yazmayı tercih etmiyorum.

Bu hafta karşımızda oldukça enteresan bir bölüm var. Bazı yönleriyle dizinin en unutulmaz bölümlerinden biri olmaya aday. Bazı yönleriyleyse saçmalığın daniskası dediğimiz bölümlerden biri olmaya oldukça uygun. Bu seferki saçmalıklar zamansal tutarsızlıklardan ibaret de değil. Geçen sezon Rickon’un dümdüz koşması hakkında inanılmaz gırgır çevrilmişti internette. Ben bu bölümde dümdüz koşan onlarca Rickon görmüş gibi oldum. Fakat bu fikrimi tamamen tersine çevirecek, bölümde hiç ima edilmese de gerçek olması kuvvetle muhtemel bir teori de dolanıyor ortalıkta. Mesele karışık ve tamamen Sur’un arkasında yaşananlarla ilgili. Biz incelememize daha az karışık yerlerden Sur’un güneyinden başlayalım dilerseniz.

image

Sansa ve Arya arasında yaşanan gerginliği bir hayli gereksiz buluyorum, peşin peşin söyleyeyim. Bir kale içine tıkıştırılmış karakterleri repliksiz bırakmamak ve ilk sezonlarda şişirdikleri Littlefinger balonunun kaçan havasını örtbas etmek için yazıldığı belli olan hikayeler işleniyor Winterfell içinde. Arya’nın bu kadar kolay kızışmasında da Sansa’nın Littlefinger’a güvenmesinde de mantığa dair bir kırıntı yok. Şu noktada; Arya çoktan olayları şeffaf görecek farkındalığa ulaşmış, Sansa bu tip oyunlara gelmeyecek kadar tecrübe edinmiş olmalıydı. İzlediğimiz gerginliğin varacağı yerin çok açık olması zaten kötü yazılan hikayeyi daha çekilmez hale getiriliyor. Aranızda Littlefinger’ın gerçekten başarıya ulaşacağını düşünen var mı? Hayatta kalacağını düşünen dahi kalmamıştır diye tahmin ediyorum.

Winterfell’de işlenen hikayeye dair başarılı olan tek şey Stark’ların yaşadıkları travmatik olaylardan gerçekten etkilenmiş halde yansıtılmaları. Kötü yazılmış hikayeden bağımsız düşünüldüğünde, Arya’nın çözümü şiddette bulan karakter gelişimi de Sansa’nın aşırı bürokratik bir karaktere bürünmesi de yerinde ve gerekli şekilde yazılmış. Yalnız burada bile çelişki bulmak mümkün: Arya, taşlaşmasını makul görebileceğimiz kalbini Lannister askerlerine karşı yumuşatabiliyorken ablasına bu ayrıcalığı tanıyamıyor. Maisie Williams‘ın canavar performansı göz doldursa da bu tutarsızlık Arya’yı anlamsız derecede gaddar gösteriyor.

3535817845b2327611e1d85a4aa350192adf5ade359c617bab1e49c0cd4ad3a1

Sur’un ötesine gitmeden iyice berisine, Ejderha Kayası’na bir göz atalım. İntihar timini yolladıktan sonra Tyrion ve Dany kendilerini gıybete vurmakta hiç geç kalmamışlar. Önce Jon’u sonra Cersei’yi çekiştiriyorlar. Dedikodu faslından sonra konu Westeros’un nasıl yönetileceğine gelince Tyrion’un ağzında çok önemli sözler dökülüyor. Daenerys’in çocukları olamayacağından, onun hükümdarlığı sonrası gerçekleşebilecek taht çekişmelerine epey kafa yorduğu belli olan Tyrion, yönetim biçimi olarak Gece Nöbeti’nin ve Demir Adalar’ın yöntemini örnek göstermeye çalışıyor. Bu yöntemlerin ikisi de liderini demokratik yollarla seçen yöntemler.

Gece Nöbeti’nde, her bir kardeş destekledikleri Lord Kumandan adayına atanmış sembolü kapalı şekilde bir çanağa atıyor. Yaverinden kale kumandanına herkesin olabildiği adaylardan çanaktan sembolü en çok çıkan aday, Gece Nöbeti’nin Lord Kumandan’ı oluyor. Demir Adalar’da ise sadece belli bir güç sahibi olanlar adaylık koyabiliyorken uzun süren lobi çalışmaları sonrası Demir Adalar’ın kralı açık oylamayla seçiliyor. Dizide bu seçimler hayal kırıklığı seviyesinde sahnelerle gösterilse de kitaplarda Tuz Kralı seçimleri tahmin edebileceğinizden daha görkemli şekilde gerçekleşiyor. Kısacası Tyrion’ın hayalinde demokrasiyle yönetilen bir Westeros var. Bu üzerinde uzun uzadıya konuşulması gereken bir durum. Çünkü bu fikri senaristlere verenin George R. R. Martin olduğuna dair derin şüphelerim var. Martin Tolkien’i her zaman; öyküsünü Aragorn’un yönetime geçmesiyle bitirmesi, onun yönetimininin nasıl olduğuna dair hiçbir detay vermemesi yüzünden eleştirmiştir. Totalite ve savaş karşıtı olan Martin’in Westeros için böyle bir gelecek hayal ediyor olması çok muhtemel, tabi kafasında hikayeyi mutlu sonla bitirmek varsa.

Uzun uzadıya konuşulmalı dedik fakat buna başta Daenerys müsaade etmedi ve Tyrion’ın ağzına laflarını geri tıktı. Açıkçası Tyrion’ın böyle bir muamele görmesi can sıkıcı noktaya gelmeye başladı. Lafının üstüne kimse laf söyleyemesin demiyorum, ben Tyrion baş tacı edilirken de ondan rahatsızdım. Fakat bölümlerdir Yarım Adam’ın konuşmalarının sonuçsuz kalması karakteri kısır döngüye sokuyor. Sanki Tyrion’ın karakter gelişiminin gelip gelebilceği en iyi yer El olmakmış gibi davranılıyor. Halbuki bu karakter o konuma daha ikinci sezonda sahipti zaten. Önemli olan o konumda dururken ne yapabildiği. Ne yazık ki şimdilik tek yaptığı, Daenerys’in Sur’a gideceği an gibi, kraliçesine umursanmayacak yakarışlarda bulunmak. Umuyorum ki bu durum olaylar Kralın Şehri’ne taşındığında değişecek.

game-of-thrones-beyond-the-wall-05

Nihayet kendimizi Sur’un ötesine atabiliriz. Bölümün Bitmeyen Kış Toprakları’nda geçen ilk kısımları mükemmele yakındı. Öyle ki yazacağım incelemenin bir övgü yazısı olacağı düşüncesine kapılmıştım. Çünkü senaristler, yıllardır bu hazin ve epik öyküde az ya da çok yer almış 7 karakteri çok iyi tartmış ve bu bölüm için her birinin portresini harika çıkarmışlar. Bu sayede Jon-Mormont, Tormund-Hound, Gendry-Thoros gibi ikililerin diyalogları kulağa çok doğal geliyordu ve dinlemesi epey keyifliydi. Özellikle Tormund ve Hound’ın Brienne muhabbetleri tekrar tekrar izlemelikti. Buradan Benioff ve Weiss‘in istediklerinde Martin’in desteği olmadan da iyi birer karakter yazarı oldukları sonucuna varabiliriz.

Senaristlerin birkaç sezondur kullanmadıklarına üzüldüğüm bu yeteneklerini konuşturdukları önemli sahnelerden biri de Thoros’un ölü kutup ayısının saldırısına uğramasıydı. Öncelikle bu saldırı sahnesinin tahmin edeceğimden çok daha gergin bir sahne olduğunu söylemeliyim. Bu ekibin ölü kutup ayılarıyla çarpışacağı, bölümü izlemeden önce söylense muhtemelen eğlenceli bir mücadele hayal ederdim. Ama Game of Thrones, gerçekçiliğini konuşturarak bu sahneyi oldukça tüyler ürpertici yapmayı başarmış. Bunda en önemli faktör de ayı alev aldıktan sonra Hound’ın girdiği şok olmuş. Zaten bu karakterin ateş fobisinin şimdiye kadar aşılmaması ve göze sokulmadan ince nüanslarla işlenebilmesi büyük başarı. Bu bölümde inatla Hound’ı şoka sokmaksa büyük cesaret. Çünkü klasik Amerikan filmlerinden korkuların en imkansız durumlarda aşılmasına alıştığımızdan, Hound için de aynı formülün uygulanması beklenebilirdi. Bunun yerine gerçekçi ve ürpertici bir sahne sunuldu önümüze. Thoros’un ölümün eşiğine geldiğini anlayan Jorah’ın moral yükseltme çabaları yine iyi karakter ve diyalog yazımının iyi bir örneğiydi.

Küçük gruba kurulan pusu sahnesi de oldukça etkileyici ilerliyordu, ta ki son kısmına kadar.  Yani abilerim, ablalarım; yakalanması gereken wight sayısı bir diye neden sadece bir tanesini ayakta tutuyorsunuz ki? Şöyle iki, üç tanesi oradaki Akgezen’in bağı dışında olsa az önce kastığınız gerçekçiliği yüz üstü bırakmamış olurdunuz en azından. Durumun heyecanı, wightın çığlıklarının ürkütücülüğü, en önemlisi de Akgezen hiyerarşisi teorisinin doğru çıkışı derken pek de gözüme batmamıştı bu durum. Ama sonra oturup düşündüğümde önceki ince sahnelerin yanında bu pusu sahnesinin zayıf olduğunu fark ettim. Zaten bu sahne sonrası yaşananlar öyle karışıklıklara sebebiyet veriyordu ki pusu sahnesini oturup düşünmeden hatırlamak mümkün olmaktan çıkmıştı.

t16

Bu noktadan sonrası için bambaşka iki yorumum var. Biri dizi bize ne gösterdiyse onu yorumluyor. Diğeri ise sırtını bir teoriye yaslayarak gördüklerimize açıklık getirmeye çalışıyor. İlk yoruma bakacak olursak: Biz ne saçmalıklar izledik öyle?! Önce ölülerin yüzemediğini gördük sonra suya dalıp koca ejderhayı zincire vurdular. Zaten o zincir de neydi ki durduk yere? Ne yani, Night King her ihtimale karşı yanında ejder boy zincir mi taşıyormuş? Vurulan ejderhanın Viserion olması da saçmaydı zaten. En az seveni olan ejderhayı telef edelim demiş herhalde senaristler. Drogon kocaman gövdesiyle hareketsiz halde çok daha basit bir hedefti. Üstelik üstünde bu ejderhalara hükmeden kadın da oturuyorudu, resmen bir mızrakla iki kuş. Ayrıca Night King madem o kadar iyi bir atıcı, sezonlardır tehditkar bakışlar attığı Jon’u da vurabilirdi pek ala. Ejderhalar gelse de onları vursam diye mi bekliyordu, nedir? Hah! Böyle olabilir işte.

Teori diyor ki; Night King de Bran gibi bir warg ve diyarda olan biteni bu şekilde izliyor veya geleceğe dair bazı öngörülerde bulunabiliyor. Yani öyle ya da böyle gelecek hakkında sağlam bilgilere sahip olabiliyor. Benim bu teori üzerinden giden yorumum ise şu şekilde: Night King bu bilgiler doğrultusunda gelecekte gerçekleşecek olayları sabırlı stratejilerle lehine çeviriyor. Kısacık bir yolu aylarca katetmemesinin sebebi de bu. Diyarın güneyinde gerçekleşmesini beklediği bir şey vardı ve bu muhtemelen diyara ejderhaların gelişiydi. Bu yüzden ordusunu, Daenerys Westeros’a ayak bastıktan kısa süre sonra Doğu Gözcüsü’ne doğru yürütmeye başladı. Jon ve ekibinin etrafını sardıktan sonra sabırla beklemesi de ejderhaların ekibin yardımına geleceğini öngörmesinden kaynaklanıyor. Yanında dev mızraklar ve ejder boy zinirler taşımasını da yine bu öngörüye bağlayabiliriz. Drogon varken Viserion’u vurmasınıysa biraz daha zorlama bir nedenle açıklamayı deneyeceğim: Night King, Drogon’u tek darbeyle öldüremeyeceğinden çekinip Viserion’u vurarak işini garantiye almış olabilir. Sonrasında Drogon’u hedef alması da bunu destekliyor. İnternette Night King’in bile isteye Viserion’u safına kattığını söyleyenler de var ama ben bunda şimdilik bir mantıklı bir sebep göremiyorum. Eğer Night King’in gelecekten veya diyarın kalanından bilgi alabildiği teorisi doğruysa çok şey değişecek demektir. Doğru değilse zaten izlediğimiz bölüm gerçekten seyirciyi salak yerine koyan ve kendi de salak olan bir bölüm olarak Game of Thrones tarihine geçer.

Game-of-Thrones-Season-7-Episode-6
Elbette Sur’un ötesinde bu teoriden bağımsız iyi ve kötü şeyler de olmadı değil. İyiden başlamak gerekirse, bizim deli oğlanların kayaya sıkıştırıldığı andaki dövüşler muhteşemdi. Özellikle Hound’ın ve Jon’un koreografileri harika tasarlanmıştı. Game of Thrones bu sahnede yine şiddetin gerçek yüzünü göstermeye gayret etmiş. Hound’ın dövüşten önce wight taşlaması hem iyi bir kara mizah örneği hem de yine iyi bir karakter tahliliydi. Yedi kişilik ekibin tamamı başarılı bir oyunculukla oynanırken Kit Harington önce umutsuz bir lidere, sonra taşma notkasına gelmiş bir savaşçıya genel performansının üstünde bir oyunculukla can vermişti. Çok eleştirilen, Jon’un inatla dövüşmeye devam ettiği sahne, bana bu oyunculuk sayesinde rahatsız edici gelmedi. Jon, ejderhalar meydana çıkmadan hemen önceki sahnede mimikleriyle, ölene kadar savaşmaya karar verdiğini belli etmişti. Gözünü karartarak Night King’e doğru yürümeye çalışması saçmanın aksine mantıklı ve etkileyici geldi bana. Ortaya çıkışlarından Viserion’un vuruluşuna kadar bütün ejderhalı sahneler zaten nefes kesiciydi. Her ne kadar ejderhaların wightlarla ilk karşılaşmasının daha planlı olacağını umuyorsam da bu karşılaşma da gayet makuldu.

Kötü şeyler arasında Daenerys ve ejderhalarının Sur’un ötesine ulaşma süresi kesinlikle var. Ancak problem ejderhaların hızı değil. Ekibin kayaya sıkıştırıldığı anla ejderhaların teşrif ettiği an arasında en azından bir tam gün var. Bu süre ejderhaların kıtanın yarısını aşması için yeten de artan bir süre. Asıl problem, Doğu Gözcü’sünden Ejderha Kayası’na gönderilen kuzgunun hızı. Kuzgunlar kaç kilometreyi kaç saatte katederler kesin bir bilgim yok fakat bu durumda uçuş süresinin yarım günden az olması lazım ki bu da bana pek mantıklı gelmiyor. Teorilerin bahane olmadığı bir diğer saçma durum da ejderhanın suyun içindeyken bir güzel zincirlenebilmesi. Şimdi bu ölüler yüzebiliyor mu yüzemiyor mu, buna bir cevap yok. Kötü yönlerden konu açılmışken bahsetmeden ve gülmeden geçemeyeceğim bir diğer şey Gece Kralı’nın görünüşü. Hardhome bölümünde karizmasıyla kan donduran adam bu bölümde neden Bir Demet Tiyatro’daki Laz Bakkal gibi duruyordu, hiç anlamadım. Sanıyorum dönüşüm sahnesinde kullanılan aktöre benzemesi için bir çaba harcanmış ama bu uğurda koca Gece Kralı ciddiye alınmayacak bir tipe bürünmüş. Allah aşkına bir dahaki sezon bu efekti ve/veya makyajı kullanmayın da son büyük savaşta bizi gülme tutmasın.

İyi veya kötü, mantıklı veya saçma her şeyin sonunda koca bir ejderha artık ölülerin safına geçti. Viserion her ne kadar en gözden çıkarılabilecek ejderha olsa da vurulduğunda içim burulmadı diyemem. Ejderhanın üç başı olmalı mottosunu çok sahiplenmiş olmalıyım ki Drogon ve Rhaegal gözüme eskisi kadar heybetli görünmüyorlar. Daenerys ve yoldaşları da aynı şekilde gözümde biraz küçüldüler. Çünkü bir wight uğruna ejderha feda etmek ister istemez bu insanları aptal gibi gösteriyor. Ama bunu bir senaryo hatası olarak kabul etmiyorum. Bence bu sahne ile hem dizinin acımasızlığına hem de Night King’in görkemine birer kademe daha eklenmiş oldu. Night King yepyeni ejderhasıyla ne yapar kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ancak o ejderhanın bir gün Sur’a dayanacağı ve Drogon’la dans edeceği kesin. Sıkı takipçiler bilir, ejderhalar son kez dans ettiğinde soylarının tükenmesine yol açmışlardı. Dizinin sonunda Westeros’un yeniden ejderhasız kalacağını düşünebiliriz.

MV5BOGMxNzk1YjYtZjBjZi00NDcxLWExMDgtNDA0OWY5NTQ3MWU0XkEyXkFqcGdeQXVyNjgxMTc0MDk@._V1_SX1777_CR0,0,1777,999_AL_
İçimdeki Kuzeyli’nin ve Daenerys haterının kaldıramadığı son sahneye gelelim. Ne kadar itiraf etmek istemesem de Jon’un Daenerys’i üstü kabul etmesi sanırım zorunlu bir noktaya gelmişti. Jon’un Tormund ve Beric’le yaptığı gurur ve amaç hakkında konuşmalar bu sahnenin geleceğine bir işaretti zaten. Ancak bu Kuzeylilerin tekrar boyun eğmeyi kabullenecekleri anlamına gelmiyor. Bir ayaklanma olmasa da huzursuzluklar olacağı kesin. Dizinin bunu nasıl işleyeceğini merak ediyorum. Aslında nasıl işleyeceğine dair ihtimallerden birine bu bölümde bir kapı açıldı. Daenerys ve Jon’un yersiz ve hızla ilerleyen romantizmi, Jon’u Westeros’un meşru kralı yapabilir. Damarlarında hem Targaryen hem de Stark kanı akması Kuzey’i tekrar Demir Taht’a bağlayabilir. Sanırım bunları düşünmek için biraz aceleci davranıyorum. Geriye bir bölüm kalmışken bu meselelerin sonraki sezona kalacağı kesin.

Bir sonraki bölümde uğruna nice güneşlerin battığı wight Kralın Şehri’ndeki Dragon Pit’de Cersei’nin karşısına çıkarılacak.  İnsanların wighta tepkisinden ziyade karakterler arasındaki gerilimi ve özellikle Cersei, Tyrion, Jaime üçlüsünün muhteşem mimiklerle canlandırılmasını heyecanla bekliyorum. Bölümün finalinde ise bizi yine bir yıl kıvrandırmak için Night King’den büyük bir hamle gösterilecektir. Yine Tyrion, Night King, Viserion derken iki bin kelimeyi aşmışız. Ben sınırlarınızı iyice zorlamadan gidiyorum. Final bölümünde görüşürüz.

viserion

Sizi unutmayacağız Ejderha Viserion ve Myrli Thoros
Bir wight uğruna can veren sizi unutmayacağız Ejderha Viserion ve Myrli Thoros. Anınız bizimle yaşayacak ve biriniz, şey, Night King’le yaşayacak. Yani sanırım…

 

Author

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.