Genelde kitap okurken olabildiğince teknolojiden uzak bir yer seçmeye, kendimi anlık bildirimlerden korumaya çalışırım. Zira Twitter’dan, Instagram’dan ya da Whatsapp’dan gelen bir bildirim bütün dikkatimin dağılmasına ve bir anda kitabı bir kenara bırakıp sosyal medya çukuruna düşmeme sebep olur. Ama bir kitap vardı ki onu okurken; yanıma olabildiğince teknolojik aleti toplayıp, kitapta geçen göndermeleri araştırıp, içinde geçen şarkıları dinlemek, kitaptan aldığım zevki belki de on katına çıkarmıştı. Daha sonra filme de uyarlanan bu kitap, Ernest Cline tarafından 2011 yılında yazılan Ready Player One ya da Türkçedeki adıyla Başlat kitabıydı. Bizim bugün buraya toplanmamızın sebebi Ready Player One kitabına nur topu gibi bir devam kitabı geliyor! Adı da Ready Player Two!

Haberimize geçmeden önce size bu habere neden benim bu kadar heyecanlı olduğumu anlatayım. Ready Player One, distopik bir gelecekte yaşayan insanların, James Halliday isimli birinin programladığı OASIS adlı sanal gerçeklikte yaşadığı bir macerayı konu alıyor. Oldukça büyük bir geek olan James Halliday, öldüğü gün bütün insanlara OASIS’in içine bir “Easter Egg” sakladığını söylüyor ve bu paskalya yumurtasını bulan kişiye OASIS’de sahip olduğu bütün hisseleri devredeceğini söylüyor.  Hani bunu iyice anlayın diye söylüyorum, Steam’in yaratıcısı Gaben bir gün çıkıp “Half Life Alyx’e bir tane yumurta gizledim onu bulana Steam’i veriyorum” derse ne olur? İzdiham olur. Halliday’in durumunda da öyle oluyor. İnsanlar akın akın OASIS’e giriyor ve Halliday’in yumurtasını bulmaya çalışıyor. Hikâyemiz de böylece başlıyor.

Hikâyenin kendisi oldukça güzel olsa da hikâyeyi asıl güzelleştiren şey James Halliday’in dolayısıyla kitabın yazarı Ernest Cline’ın tam bir geek olması. Kitapta o kadar fazla popüler kültür öğesine gönderme var ki her bir sayfadan tanıdık bir yüz fışkırıyor, daha önce duyduğunuz bir şarkı çalıyor, arkadaşlarınızla aranızdaki bir şakaya dönüşmüş espriler dönüyor. Siz de haliyle ister istemez sayfaların arasında kaybolup gidiyorsunuz. Wade, Halliday’in yumurtasını ararken siz de o heyecanın içine katılıyor ve her Halliday bulmacasını ilk siz çözmek istiyorsunuz. Bütün bunları yaparken de benim gibi bilgisayar ya da telefondan bir şeyler araştırıyor, kitapta adı geçen bir şarkıyı dinliyor ya da spesifik bir filmdeki spesifik bir sahneyi izliyorsunuz. Kısacası geek hayatınızı baştan yaşıyorsunuz.

Bakın bunda çok ciddiyim. Başlat ya da orijinal adıyla Ready Player One, hayatımda bana geek olduğumu hissettiren en iyi kitaptı. Kitapta geçen bir göndermeyi yakalamak o kadar eğlenceliydi ki, anlatamam. Öte yandan kurgusu ve hikâyesi de en az göndermeleri kadar iyiydi ama beni kendine aşık ettirdiği asıl şey yolculuğun kendisiydi. Öte yandan kitap o kadar iyiydi ki daha yazılma sürecindeyken Warner Bros. “Abi ben bunun filmini yapmak istiyorum” diyerek film haklarını satın aldı ve Steven Spielberg’in eline teslim etti. Daha kitap bitmeden diyorum bak, o kadar. Ha, bana göre iyi bir uyarlama değildi ama yine de oldukça güzel bir filmdi.

Bugün Penguin Random House’un bize verdiği müjdeye gelecek olursak, çok sevdiğimi buraya kadar belli ettiğimi düşündüğüm kitabın ikincisi geliyor. Hem de ön siparişe açıldı bile! Üstelik müjde bununla da sınırlı değil. The Hollywood Reporter’ın yaptığı habere göre serinin iki sayısını da aşması bekleniyor! Eh, bu noktada ben sevinçten ne diyeceğimi bilemiyorum.

Kitabı okuyanlar ya da en azından filmini izleyenler bu habere neden bu kadar heyecanlandığımı zaten anlamıştır. Ama ben hem sadece filmi izleyenlere hem de ikisini de tüketmeyenlere bir tavsiyede bulunuyor ve bu kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun diyorum. Daha sonra da gelin beraber sevinelim bu habere!

Yazar

Daha geçen seneye kadar dünyayı kurtarabileceğini sanan Çevre Mühendisi. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Onu her yerde ‘’Tavşan’’ diye bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.