Bu dünyada sahip olunabilecek en büyük erdemin, doğru olduğuna inandığın şeyleri korkmadan söyleyebilmek olduğuna inanırım. Bence bir insanın ömrü hayatı boyunca yapabileceği en faydalı, en bencillikten uzak hareket budur. Bu herkes ve her mesele için geçerlidir. Gündelik hayatınızda, ortamın terse giden akışını durdurup “Abi bu yaptığımız hareket pek de hoş değil” diyebilmek de büyük cesarettir benim için yani. Ama eğer biraz güç sahibiyseniz, biraz nüfuz sahibiyseniz, inandıklarınızı ve doğru bildiklerinizi söylemek bir lüks değil, bir mecburiyettir.

Tarık-Akan-kaç-yaşında-2

Bu zordur. Çünkü insanın içinde sevilmeye, onaylanmaya yönelik bir tatmin edilemez arzu vardır. Çoğunluğa ters gitmek istemezsiniz çoğu zaman. Gitmemek, ait olmak, normun bir parçası olmak daha rahattır, daha kolaydır. Bu yüzden çoğu zaman sırf etrafınızdaki sesler çok yüksek çıkıyor diye istemediğiniz şeyleri savunurken buluverirsiniz kendinizi. Hele ki az buçuk kamuya yönelik bir iş yapıyorsanız, ve genel kanaatin sırtını tepecek bir şey söylemenin yanına yaklaşıyorsanız, büyük bir korku basar içinizi. Ne olursa olsun, kim olursanız olun, vardır o korku.

Aksi kolaydır çünkü. Düşünün, genç yaşınızda şöhreti yakalamışsınız. Gerçekten diş kırdırtan bir yakışıklılığınız var. Endamınız kız deviriyor yolda yürürken. Ülkenizin yeni yetme sinema sektöründe bir anda parlıyorsunuz. Her sinemacının aradığı adamsınız. Jön diyorlar sizin için. İsterseniz sadece kalbi kırık genç aşıkları oynayarak, haylaz kazanovaları canlandırarak kimseyi gücendirmeden ömrünüzün sonuna kadar gül gibi geçinip gidebilirsiniz. Ama siz, onun yerine, “Hayır” diyorsunuz, “Benim bu çok yere ulaşan sesimle söyleyebileceğim daha önemli şeyler var“.

Tarık Akan zoru seçenlerdendi işte. Kariyerinin ortasında bu yüzden ambargo yedi. Uzun bir süre boyunca teklif almadı. Sonradan Maden ile deldi ambargosunu. Jön olmak, meşhur olmak, çok sevdiği ülkesinin sorunlarını dile getiremeyecekse hiçbir anlam ifade etmiyordu. O platformunu, ülkesini daha iyiye götüreceğini inandığı şeyleri söylemek için kullanmak istiyordu. Fakirlikten söz etmek istiyordu. Sosyal adaletsizliklerden. Eşitsizliklerden. Baskılardan. Yılmış halklardan.

Bunun için vatan haini dendi kendisine. Küçük zihinler derler bunu. Halbuki anlamazlar ki, bir şeylerin değişmesini istediği için konuşan adam değildir vatan haini. Değişmesi gereken bir şeyler varken bilerek ve isteyerek susan kişide yatar hıyanet. Bir yerlerde birilerinin canı yanıyorken, ülke bir yerlerde bir şeyleri yanlış yapıyorken, sahip olduğu şöhretle bunlara dikkat çekmek isteyen adam daha vatanseverdir hepinizden, özellikle de benzer nüfuzlara gelip de ekmeğinde suyunda takılanlara kıyasla. Öyle bir anlayıştır kitlelerinki. Vatan için kendi kavgasını gözünü karartıp verene hain der. Topraktaki boşluklardan faydalanıp susanı alkışlar.

Ve denmeye de devam edecek. Çünkü Tarık Akan’ı gençliğinde bu cesareti gösterdiği için, alkışlama cesaretini gösterebilenlerden de kimse kalmadı artık arkada. Demiştik zaten. Güzel insanların çağı bitmişti Türkiye’de. Öyle demiştik. İşte o son güzel insanlardan biri de, Batı’ya giden o son güzel gemilerden birine binip gitti. Bizim de onun, ve onun gibilerinin çağına öykünmekten başka tek çaremiz; gördüğünü söyleyecek, inandığı için kavga verecek cesaretli insanlardan bir başkasının zarif ve yakıcı kelimelerini buraya taşıyabilmek sadece.

Bu dünyada sahip olunabilecek en büyük erdemin, doğru olduğuna inandığın şeyleri korkmadan söyleyebilmek olduğuna inanırım.

Bu zordur.

Aksi kolaydır çünkü.

Tarık Akan zoru seçenlerdendi işte.

Ve denmeye de devam edecek.

Bırakalım, Nazım açıklasın bunu size.

“Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.

Vatan çiftliklerinizse,

kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın

fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,

ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,

vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

ben vatan hainiyim.

Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. “

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.