Her komedyen bir tık delidir. Sıradan bir şeyi komikleştirmek için sıradışı bakış açısına sahip olmak, yani biraz tuhaf biri olmak komedyenlik mesleğinin ön koşulu gibidir zaten. Taklitler, mimikler, tiplemeler ve türlü çeşit absürtlükler, delirmeden başarılabilecek şeyler değillerdir. Bir komedyen dozunda delirdiğinde bu, herkes için yararlıdır çünkü seyircinin görmediği bir şeyi başarmak ancak bu sayede mümkün olur. Sıradaki komedyenin geçtiğimiz sene çıkardığı şovuyla tam da yerinde delirdiğine kanaat getirdim. Mart ayının özel konuğu, seks robotuyla birlikte turneye çıkan komedyenimiz, Whitney Cummings.

Seks robotuyla ilginizi çektiğime göre Komedyen İncelemesi serisinin formatına aykırı olacak şekilde, komedyeni tanımadan doğrudan Can I Touch It? şovunu yorumlayalım. Kadın erkek ilişkileri tanıdık bir konu, sıradan. İşin “delirme” kısmı, tahmin edebileceğiniz üzere, Cummings’in ikizi gibi gözüken seks robotunda. Sadece robot üzerinden binlerce materyal çıkabilir ki Cummings bunu başarmış da. Robot fabrikasına yaptığı seyahatten tutun da robota programlattığı espriler sayesinde stand-up materyal ağacında kendine bir dal oluşturmuş. Seksin kendisi komedi kültüründe tabulaşmadan çıktıysa da seks robotları hâlâ el değmemiş bir konu. İyi bir fikir olduğunu düşünmek ve bunu seyirciyle paylaşmak gerçekten cesaret ister, zira yirmi birinci yüzyılın vebası olan seksizm ile suçlanabilirsiniz. Hadi bunu kabul ettiniz diyelim, kendinize birebir benzeyen bir seks robotu ile sahneye çıkmak, halk diliyle deli cesareti ister. Neden mi?

Genel olarak şovdaki şakalar ne kadar komik olsa da seyirci ayrılırken aklında kalacak olan şey robot. Şovun kaderi tek bir numaraya yüklenmiş durumda, bu da feci bir baskı demek. Neme lazım, seyirci seks robotu sürprizine sıcak bakmadığı durumda şovun kendisi kötü yorumlara maruz kalır. “Toplum hazır değilmiş” deyip geçilebilir fakat olan, yine şovun başındaki performansa olur; güzelim espriler boşa gider. Eşit derecede kötü bir başka senaryoda da seyirci robota kayıtsız kalırsa Whitney Cummings, sahneye seks robotu çıkarma gibi daha önce görülmemiş ve muazzam potansiyeli olan bir numarada bile çuvallamayı başaran bir komedyen olarak anılır. Neyse ki Cummings, şovun genelini kapsayan şakaları ve robotu şova başarılı şekilde dâhil etmesiyle bence bu riskli numaranın hakkını vermiş.

Her ne kadar seks robotu gerçekten sıradışı bir materyal olsa da sadece seks robotunu sahneye çıkarıp “Bakın ben böyle bir şey yaptım” demek, bir saati aşan bir stand-up şovunu doldurmaya yetmez. Cummings, kadın-erkek ilişkileri, cinsiyetler arasındaki farklar gibi klasik materyaller hakkında yaptığı haklı tespit ve esprileriyle şovu epey doldurmuş. Stand-up şovlarında alışık olduğumuz “set up – pay off” ilişkisinin “pay off” adımını da robotuyla tamamlamış.

Misal, erkeklerin birbirlerini yükselten lakaplarına karşılık kadınların hakaret içeren lakaplar takınması hakkındaki şakası, haklı bir tespit olarak kendi başına zaten komikti. “Biz kadınlar neden kendimize tatlı isimleriyle sesleniyoruz? Öyle yapacaksak da ‘Ayı Pençesi’ gibi havalı bir isim takalım” esprisi işin set up kısmı, bu espri dönüp dolaşıp şovun sonunda tekrar karşımıza çıkacak. Pay off kısmı da seks robotunun adını “Ayı Pençesi” koymasında. Skor tutulsa “Ayı Pençesi” esprisi hem kendi kendine hem de robot sekmesinden birer puanı kapar. Şovun başını set up‘lar ile doldurarak robotu pay off kısmına saklamak, şova robot eklemeyi haklı kılmış. E seks robotu çıkarmak başlı başına komik bir durum olunca ortaya, izlemesi gayet keyifli bir şov çıkmış.

Seks robotunu bir kenara bırakacak olursak Cummings’in materyalinden kendisini tanımak mümkün, ki bu bir komedyende en hoşuma giden şeylerden biri. I’m Your Girlfriend şovunda feminizmin etkisiyle kadın erkek ilişkilerinin nasıl değiştiğini anlatırken verdiği örnekler, hep kendi ilişkilerinden. Basmakalıp zengin erkek- fakir kadın dinamiğinin değiştiğini, zengin kadın- fakir erkek ilişkilerini sayısının arttığını, kendi ilişkisinden örnekler vererek dile getiriyor. Benzer örnekleme şeklini Can I Touch It? şovunda da sıkça görüyoruz. “Onlar” yerine “ben” diyen, zaman zaman kendisiyle dalga geçen, gerektiğinde de kendiyle övünen komedyen benim için her zaman değerlidir.

Son Olarak Küçük Bir 8 Mart Propogandası

Sahnelerde gördüğümüz komedyenlerde cinsiyet eşitliğinin giderek normal seviyelere gelmesi başlı başına sevindirici durum. Fakat ne yazık ki hâlâ kadın komedyenlerin materyallerini hep aynı havuzdan aldığını düşünen bir kesim var. Tıpkı erkek komedyenlerde olduğu gibi, kadın komedyenlerde de cinsellik ve kadın-erkek ilişkilerini genelleştirme oldukça yaygın bir materyal. Erkekler penislerinden bahsederken kadınlar vajinalarından bahsediyor, bundan daha eşitlikçi bir durum düşünülemez. Komedyenler, yaşadıklarından esinlenerek materyallerini oluştururlar, bu tüm cinsiyetler için geçerli. Esprilerini “kadınlar kafayı yemiş adamım” temeline oturan erkeklere takılmıyorsak, materyalini seks üzerine kurmuş kadınları da aynı açık görüşlülükle benimsemek gerekir.

Nitekim her kadın komedyen cinsiyetler, seks ve romantizm hakkında aynı görüşe sahip değiller. İnceleme serimizin ocak ayındaki konuğu Iliza Shlesinger, kadın erkek ilişkilerini ele alırken daha çok stereotipler ile dalga geçerken; Whitney Cummings çoğu şovunda ikili ilişkilerin cinsel yönüne değinmeyi tercih ediyor. Kağıt üzerinde kadın erkek ilişkilerinden bahsedilse de içerik tamamen farklı; tıpkı her komedyende olduğu gibi. Materyal olarak bakıldığında Iliza Shlesinger’ı bir başka beyaz Amerikalı ve kadın komedyen olan Whitney Cummings’den çok Aziz Ansari’nin ilk şovlarıyla eşleştirmek daha doğru olur. Komedi kişisel bir meslek olduğu için komedyenlerin materyallerini demografik yapıdan ziyade zekâ, gözlem yeteneği ve espri anlayışı belirler. Kadın komedyenlerin materyallerini teke indirmek de haksızlık olur.


Küçük bir 8 Mart propogandası gibi gözükse de aslında meramım çok basit. Her ne kadar sayıca artsalar da kadın komedyenlerin ana medyaya çıkma oranları erkek meslektaşlarına göre daha düşük. Kadın komedyenlerin sadece kadınlara hitap eden şakalar yaptığı düşüncesi en masum, en feminist erkeklerde bile mevcut. Bu ön yargıyı yıkmadaki ilk adım, kendi repertuvarımızı genişletip eşe dosta da mertçe bir şekilde sevdiğimiz kadın komedyenleri önermek. İnsanları farkında olmadıkları ön yargıları yıkmaya itmek, “hep vajina konuşuyo” diyenlere aslında öyle olmadığını göstermek.

Iliza’ya, Whitney’e bir şans verin, sevmezseniz de kadın komedyenlerden vazgeçmeyip Nikki Glaser, Sarah Silverman, Tiffany Hadish, Sara Pascoe gibi komedyenlerin şovlarını izleyin. Farklı tarzlara sahip bu kadınlardan biri muhakkak sizle aynı espri anlayışına sahip, buna emin olabilirsiniz.

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

1 Yorum

Leave a Reply to Yolgezer Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.