Şu Spotify listelerini yaparken, genelde anlatmaya başlamadan önce kafamda yazıyı şöyle bir kurgulayıp, parçalara bölüyorum. İlk paragrafı genel hissiyata ayırıyorum, ortalara doğru spesifiğe iniyorum; şarkılar nereden geliyor, neyi temsil ediyorlar onu anlatmaya; sizleri playlist’e hazırlamaya çalışıyorum. Ancak bu sefer, eğer yüksek müsaadeniz varsa, farklı bir şey yapmak niyetindeyim. Eğer beni bir saniyeliğine affederseniz, biraz şahsi gireceğim.

YouTube tarafını takip ediyorsanız, benim yakın zamanda Atina’ya taşındığımdan haberdarsınızdır. Bu benim ikinci uzun zamanlı yurtdışında yaşama deneyimim. Kararımdan pişman değilim, bilakis baya da rahat içim. Ama her seferinde aynı şey oluyor yine de: Kendimi Türkiye kültürüne ait şeyleri rutinime daha fazla sokarken buluyorum. Çünkü istesen de istemesen de, arka planda devamlı oynayan bazı şeyler var Türkiye’de yaşarken. Yurtdışında uzun süre yaşayınca, bir noktada onun yoksunluğunu çekiyorsun.

İşte ben biraz o yoksunluğu çekiyorum. Özlemek değil bu, özlem değil çünkü tam anlamıyla hissettiğim. Daha ziyade, bir açık kapatma. Bu açık kapatmaya müzik de giriyor işte. Ve girdiği yerde de, ben bir süredir Can Bonomo dinliyorum. Bunun birden fazla sebebi var; elbette buna kendisinin sitenin çok sadık bir okuru ve çok sevdiği bir dostu olmasının katkısı büyük. Ama sırf nepotizm olsun diye koymadık adamı kendi playlist’ine. Başka bir şey de var buna etki eden.

O da Can Bonomo’nun Türkiye kültürüne ait her şeyin paketlenip, rafine edildikten sonra önümüze sunulmuş bir kokteyli olduğu gerçeği. Gerçekten, Bonomo’nun müziğinde Edirne’den Hakkari’ye kadar her yörenin tınısını duymak; kelimelerinde Nazım Hikmet’ten Aşık Veysel’e kadar her şairin izlerini okumak mümkün. O yüzden onun müzikleri, gurbet ellerde Türkiye müziği duymak isteyen herkes için nokta atışı, şırıngayla arka plan kültürü ihtiyacı giderme aracı. Ben de buradan yola çıktım, 13 şarkı koydum arka arkaya. Üç albümden dörder şarkı, bir de nazar boncuğu niyetine Love Me Back.  Şöyle bir liste oldu. Buyurun efendim, mis gibi olsun gününüz.

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.