Bir diziyi sevmek için ne kadar süreye ihtiyacınız var? İlk birkaç bölüm? Bütün bir sezon? Genel olarak dizilerin devamı için bu karar pilot bölümden sonra verilir, adı üstünde uçuşun akıbeti bu bölümdedir. Pilot bölümünde karakterleri mekan ve dizinin genel temposu belirlenir, dizi ilerledikçe de bu temel unsurlar pekişir ve üzerine inşa edilir. Son iki yılın en başarılı komedilerinden biri olan Marvelous Mrs. Maisel ise, pilot bölümün üstlenmesi gereken bu kritik kararı sadece ilk beş buçuk dakikada verdiriyor. İzleyicinin dizi hakkında vereceği karar bu beş buçuk dakikaya bağlı. Sahneyi beraber inceleyelim, ne dediğimi anlayacaksınız.

Karakter Böyle Tanıtılır Şekerlerim

39e45dac0ef4108d2cfff62217288e1f

Diziyi çok severek izlemiş biri olarak ilk bölümü tekrar izledim, çünkü neden olmasın. Daha ilk birkaç cümle, bize dizinin ana karakterini çok net veriyor ve hayran olmamak elde değil. Ekran siyah ve sadece ekranda gözükmeyen genç bir kadından şu iki cümleyi duyuyoruz:

“Kim kendi düğününde kadeh kaldırır ki? Kim böyle bir şey yapar?”

Ve cevap geliyor: Midge. Beyaz gelinliği, her daim düzgün saçları ve kırmızı ruju ile, mikrofonun arkasında topluluğa konuşan Midge’in sadece belden yukarısını görüyoruz , odağımız onda. Derin bir nefes çekiyor Midge ve cevabı kendisi veriyor:

“Ben yaparım.” 

Kendi sorduğu soruya kendi cevap vermeden önce şunu eklemeden geçmiyor, kendisi aç karna üç kadeh şampanya içmiş. Şaka yaptığını sanmayın; tamamen aç karına. Çünkü gelinliğine sığmak için katı hiçbir şey yememek gerekiyor. Dizinin on dokuzuncu saniyesindeyiz ve şimdiden bu kadını tanıyoruz: Genç, güzel ve bunları korumak isteyen bir kadın. Aynı zamanda elbisesine verdiği özene bakılırsa mükemmeliyetçi. En önemlisi de düğünün ortasında sahneye çıkıp mikrofonun arkasında konuşma yapabilecek kadar cesur ve kendinden emin. Ana karakterimizle tanışın, Midge Maisel.

Konuşması sırasında verdiği her es, cümlesindeki her tonlama, sahneye hakimiyeti ve kendinden eminliği gösteriyor ki Midge, doğuştan bir hikaye anlatıcısı. Mükemmeliyetçiliği, kendine gösterdiği özen, cesareti ve özgüveni doğuştan gelen bu yeteneğini dizi boyunca tekrar tekrar görüyoruz. Diziyi izlediyseniz ya da en azından konusunu okuduysanız biliyorsunuzdur ki Midge bir stand-up komedyeni. İzlediğimiz on dokuz saniye de onun bu potansiyelinin kanıtı. Diziyi işte bununla açıyoruz.

abe_rough_1

Geniş bir açıya geçiyoruz ve düğünü görüyoruz. Geniş bir salon, tüm masalarda beyaz mükemmel çiçekler. Midge de bize salonun tam ortasından eşlik ediyor “Mükemmel bir gün. Bir rüya gibi. Babam için ise tam bir kabus.”  Ve dizinin Midge’den sonra en önemli karakterlerine geliyoruz. İlk tanıştığımız yan karakter, çiçekler neden bu kadar pahalı diye şikayet eden, “Yemek şirketinin birkaç yıl önce Yahudi’lerin başından geçenlerden haberi var mı?” diye yakınan ailenin babası Abe. Konuklara dönüp “İki pasta söyledik ama sadece birini yiyeceksiniz” diyor, sonra eşine dönüp biraz alaycı bir tonla “Ama çok mutluyuz.” diye devam ediyor. Sadece bir cümleye neden takıldın demeyin, dizinin diğer bölümlerinde görüyoruz ki Abe tutumlu ama ailesini  memnun etmek isteyen bir baba. İki pasta söyledi diye şikayet eder, ancak kızı mutlu olsun diye yine de parasını verir. Sahnenin devamında Midge ve Abe arasında düğün masrafları hakkında iki kez daha laf atışması yaşanıyor. Abe’in Midge’in konuşmasına karşı verdiği hazır cevaplar yine Midge’in kişiliğine ve bu ikilinin dinamiğine işaret ediyor. Midge hazır cevap biri, ve daha dizi başlayalı bir dakika geçmeden görüyoruz ki bu özelliğini babasından almış. 

Devam ediyor Midge, hayatını hep planlı yaşadığından, altı yaşında Rus Dili ve Edebiyatı okumaya karar verdiğinden, on üç yaşında ise Bryn Mawr Üniversitesi!ne gitmeye karar verdiğinden bahsediyor. O sırada Midge’in Jackie Kennedy’ye benzeyen ve çok güzel bir kadın olan annesi bir konuğa dönüp ekleme yapıyor. Midge, Katherine Hepburn’un kaldığı yurt odasında kalmış. Katherine Hepburn çok ünlü ve saygı duyulan Amerikalı bir oyuncu, onun yurt odasında kalmış olmak da herhalde gurur verici bir özellik. Midge’in dış görünüşüne verdiği önemi ve sosyeteye düşkünlüğünü annesinden aldığı belli.

c14d26e8-0439-48c8-a430-dcb00877c47f-joel_rough_1

Bölümü ve üniversitesinin ise ne kadar “elit” olduğunu tekrar vurgulamaya gerek yok herhalde, Midge’in okumak istediği bölümü altı yaşındayken seçmesi ise iş bulmaya niyetli olmadığını gösteriyor. Özetle Midge, elit, sosyetenin içinde zengin bir Yahudi ailesinden geliyor. Sadece yetmiş saniye geçmesine rağmen dizinin en önemli üç karakterini yakından tanıyoruz. 

Midge okul anılarından devam ediyor. O, düğün konuklarına anlatırken biz birkaç yıl geriye gidip anılarını bizzat izliyoruz. Midge’in bikini bölgesi tüyleri beyazlasın diye çamaşır suyu sürdüğü anısını görüyoruz, fikir de ondan çıkmış çünkü o zamanlar sarışınlık imrenilen bir olguymuş. O zamanlardan kastım dizinin geçtiği 1950’li yıllar. Midge’in ağzı biraz bozuk ve hala komik. 

Okul anıları derken sonunda Midge’in müstakbel eşi Joel ile tanışıyoruz. Joel hakkında öğrendiğimiz ilk şey, Midge ile birbirlerine ne kadar aşık oldukları, ikinci şey ise uyumları. Beraber vakit geçirmeyi seven bir çiftler, üstelik espri anlayışları da uyuyor. Joel hakkında öğrendiğimiz en önemli şey ise onun bir komedi düşkünü olduğu. Midge’i güldürmek isteyen tatlı bir koca olarak görüyoruz Joel’u. Hikayenin devamını bilenler için bu romantik sahneler yalnızca gelecek sahneleri daha da hüzünlü kılıyor. 

Bu Bir Stand-Up Dizisi

83c3ef922407776b16a75c6e1532594e

Dizideki her karakterin tanımı bir yana, açılıştaki ilk beş buçuk dakika dizideki genel havanın da ön izlemesini yapıyor. Midge’in düğününde tanışıyoruz, dizinin olayları gerçekleşmeden dört yıl öncesi. İlk tanışmamız sırasında Midge sahnede, hem de bir nevi stand-up şovunun ortasında. Dizi boyunca Midge’i sıkça mikrofonun arkasında göreceğiz. Onunla böyle tanıştığımız için de biliyoruz ki Midge sahnenin üstesinden gelir.

Daha sonra Joel ile anılarını anlatırken Lenny Bruce’u izledikleri bir sahneye gidiyoruz ve kesintisiz bir dakika boyunca Lenny Bruce stand-up’ı izliyoruz. Dizinin genelinde stand-up çok büyük önem taşıyor. Dizi bunu çok net özümsemiş ve stand-up’tan asla kaçmamış, daha ilk dakikalardan bu belli oluyor. Lenny Bruce’un şakası kısa kesilebilirdi misal, ama izleyicileri alıştırmak adına bundan kaçınılmış ve iyi ki de öyle olmuş. Dizinin her bölümünde en az bir sahne gösterisi görüyoruz. Bu genellikle Midge oluyor, fakat sıkça başka komedyenleri de izliyoruz. Midge komedyen olmayı öğrenirken biz de dönemin farklı komedi tarzlarını Midge ile birlikte öğreniyoruz. 

Düğün sahnesi bomba gibi bir espri ile bitiyor:

 “Bu, hayal ettiğim her şeyden daha iyi olduğu için salonun ortasına gelip karşınızda gördüğünüz adamı sevdiğimi söylemek istedim. Ayrıca, böreğin içinde karides var.”  

Yahudilerin kabuklu deniz hayvanlarını yemediğini düşünürsek ve bir anda etrafın birbirine girmesinden anlıyoruz ki Midge’in çevresindeki Yahudiler için böyle şakalar biraz riskli; eh haliyle bu da espriyi komik hale getiriyor. Bu aslında tam da Midge’in komedi zevkine uygun bir espri: insanların aşırı tepki vereceği, biraz huzursuz ama gayet komik şakalar. 

İzleyiciyi nasıl bir dizi bekliyor?

BN-XB477_MAISEL_GR_20180118163354

Dizi ilk beş buçuk dakikada biri hariç önemli bütün karakterleri ve onlar hakkında bilmemiz gereken temel şeyleri bize anlattı. Bunun üstüne bir de dizinin genel atmosferiyle de tanıştık: Zengin Yahudi ailesi ile alt kültür olan stand-up komedisi çatışması. Dizi, Midge’in hayatındaki bu iki büyük kültürün çatışması üzerine dönüyor ve biz bu çatışmanın ilk adımlarını ilk beş buçuk dakikada görüyoruz. 

İşin etkileyici kısmı ise, izlediğimiz ilk iki stand-up da komikti. Midge’in şovu stand-up sayılmazdı fakat yine de seyircileri eğlendirmeyi ütüne bir de son şakasıyla seyirciyi şoke etmeyi başardı. Lenny Bruce ise o dönemde yaşamış gerçek bir komedyen, haliyle hem o dönemin standartlarına göre hem de biz izleyene hitap edebilecek bir dakikalık şovu karakterleri ve en önemlisi de beni güldürdü. Güldürmeyen bir stand-up dizisi yapmak, dizinin kendi kuyusunu kazması olurdu. İlk beş buçuk dakika bize bunun olmayacağını garanti ediyor. 

DSC00208.ARW

Son olarak dizinin temposu da çaktırmadan yine bu beş buçuk dakikada veriliyor. Dizinin yaratıcılarından Amy Sherman-Palladino’nun imzası olmuş hızlı, esprili ve karakterlerin en belirgin özelliklerini çıkaran diyalogların ufak bir ön izlemesini anı sahnelerinde görüyoruz. Dizinin genelinde de tempo bu şekilde; stand-up ve akıcı diyaloglar arası gidip geliniyor.

Marvelous Mrs. Maisel’ı duyduysanız ve izlemek istiyorsanız, ilk beş buçuk dakikasına bakmanız yeterli. Eğer sevdiyseniz, bu diziyi izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Zira son birkaç yılın en iyi dizilerinden birine başlamış olursunuz. Sadece komedi anlamında değil, dizinin içinde stand-up’ı ve şahsına münhasır karakterleri çıkardığınızda çok gerçek bir hikaye kalıyor. Biraz hüzünlü, biraz heyecanlı, kendini yeniden keşfetme hikayesi. Yok ben bunu izlemem diyorsanız, o zaman hiç vakit kaybetmeden başka bir diziye geçin derim. İlk beş buçuk dakikada bu diziyi sevmediyseniz ileride sevmeniz gerçekten zor. 

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Esprileri komik diyebiliriz, bugüne kadar bir tek müdürünü güldüremedi. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.