Halihazırda bir hayran kitlesi olan bir esere yeni bir mecrada yer açmak zor iş. Her ne proje yapıyorsanız yapın, ya eski dostları ya da yeni potansiyel takipçileri el üstünde tutmanız gerekir, iki kesimi birden tatmin etmek büyük çiledir. Constantine’i, Lucifer’i dizileştirmeye çalışırsınız, hayranları düş kırıklığına uğratırsınız. Watchmen’i panel panel ekrana taşırsınız, bu sefer de konunun derinliği safi aksiyon seyredeceği umuduyla sinemaya gidenleri rahatsız eder. Bu dünyada herkesi memnun etmek neredeyse imkansız. “Neredeyse” diyorum çünkü Starz’ın 31 Ekim’de yayınlanmaya başlayan serisi Ash vs. Evil Dead hitap ettiği tüm seyirci gruplarından tam not almış vaziyette. Yeni bir dizi ihtiyacıyla ben de dün akşam diziyi seyre koyuldum ve büyük keyifle üç bölüm tamamladım. Anlaşılan hem Starz hem Sam Raimi birbirlerindeki potansiyeli iyi çözmüşler ve ortaya harika bir iş çıkmış.

Şimdi burada sinema tarihinin en önemli korku serilerinden Evil Dead’in konusundan bahsetmek istemiyorum. Sadece inatla seriyi erteleyenlere tüm üçlemeye girişmeyeceklerse bile Evil Dead 2’yi seyretmelerini tavsiye edeceğim. İkinci film ilkinin daha kendini toparlamış hali ve (çok keyifli bir korku-fantezi olmasına rağmen) üçüncü film Army of Darkness’ın hissettirildiği kadarıyla dizinin senaryosuyla direkt bağı yok. Gene de vaktiniz varsa baş karakterimiz Ash’in profilini çıkarmak için bunu da seyredin, dizi size daha manalı olmasa da daha keyifli gelecek. 2013 yapımı filmi eli yüzü düzgün bir korku filmi deneyimi için izleyebilirsiniz, dizi için gerekli değil.

Ash vs Evil Dead

Ash vs. Evil Dead ikinci filmde gerçekleşen olaylardan 30 sene sonrasında geçiyor. Konumuz hayranların tahmin edebileceği üzere oldukça ucuz ve bu sebeple muhteşem; Necronomicon Ex-Mortis’teki lanetli dizeler yeniden okunuyor ve kötülük dünyamıza geri geliyor. Kitabın karanlık kudretini ve yarattığı dehşeti bilmesine rağmen Ash’in böyle bir şeyin gerçekleşmesine neden izin verdiğini daha ilk dakikalardan bir flashback ile görüyoruz ve zaten bu sahne bile nasıl muhteşem bir korku-komediye yelken açacağımızı bize müjdeliyor.

Elbette popüler kültür tarihi boyunca kötülükle tek başına savaşan pek çok kahraman oldu, ancak bu kahramanların çok azı Ash Williams kadar keyifli işlenmişti. Bir eli tüfekli öteki elektrikli testereli Ash özellikle 80’lerde şaha kalkmış maço kahraman modeliyle alabildiğine dalga geçen, zekice yaratılmış bir karikatür. Kahramanımız ailesi ya da eski partneri için intikam yolculuğuna çıkmış bir polis veya kadim geçmişten savaş hatıralarıyla boğuşan bir asker değil; küçük bir kasabadanın süpermarketinde çalışan, kaba ve sinir bozucu bir gündelik yaşam mensubu. Tarihin en büyük kötülüğüyle savaşa girmesi de bu sebeple kulağa daha ilgi çekici geliyor. Ash akıllara durgunluk veren bir maçoluğa sahip ancak tüm bu maçoluğu da Evil Dead evreninde defalarca cezalandırılıyor. Kahramanımız hiç durmadan dayak yiyip başını belaya sokuyor ve yaşadığı hiçbir şeyden ders almayıp gene aynı dikkafalılıkla ortalığı karıştırıyor. Dizi de aynı film serisinde olduğu gibi temel enerji kaynağının Ash’in yarattığı özgün tezatlık olduğunun farkında hareket ediyor ve bu tezatlık için Ash rolünü gene bu işi en iyi kotaracak kişiye, Bruce Campbell’a veriyor. Gene de tüm yükü Campbell’ın üzerine yıkmamak için senaryoya birkaç yan karakter de eklenmiş durumda.

AshVsEvilDead

Bruce Campbell’ın Ash ile özdeşleştirilmesi zaten yeterince eskiye dayandığı için Ash vs. Evil Dead’teki konunun benzeri projeler 2000’lerin ortalarında hayat bulmuş ancak çok ses getirmemişti. 2002’de Bubba Ho-Tep filminde Campbell bir huzurevinde yaşamakta olan Elvis Presley rolünde mumyalarla savaşmış, 2007’de My Name is Bruce’da ise civardaki kasabaya dehşet saçan Çinli hayalet savaşçıları dize getirmişti (Campbell’ın gerçekten çok eğlenceli bir filmografisi var). Keyifli işler çıkmıştı çıkmasına, ancak iki film de hayranlar nezdinde dahi fazla ilgi görememişti. Ancak görülen o ki Campell da Raimi de bu denemeleri başarısız saymamışlar. Yeni Evil Dead dizisinin 2013 yapımı film gibi eski seriyi gözardı etmesi ve korku-komedi kimliğinden sapması şüphesiz büyük facia olurdu.

Pek tabii sinematik bir deneyimin televizyon ekranında güç kaybetmesi tehlikesi de mevcut. Ancak eldeki orijinal materyalin yarattığı tüm etkiye rağmen aslında düşük bütçeli bir korku filmi olması burada ekibe büyük avantaj sağlıyor. Evil Dead filmlerindeki çoğu başarılı görsel efekt dizi ekibi tarafından diziye de rahatlıkla aktarılabilmiş durumda. Arada kendini gösteren bir kısım CGI’dan ötürü insanın göz zevki biraz bozulabiliyor ancak bunu da çok sorun etmeye gerek yok. Sonuçta bu dizide seyircinin arayacağı (bilinçli şekilde hazırlanmış) vasat replikler ve bolca kan temposu ayarlanmış bir şekilde bize sunuluyor, en azından ilk üç bölüm için bunu söyleyebilirim.

https://www.youtube.com/watch?v=JxV4jKsxOs0

Uzun lafın kısası kafası esince Ortaçağ Avrupası’na giden, yeri geldiğinde Zeyna ile kılıç sallayan, hatta Marvel evrenini zombiler basınca yardıma bile koşan yurdum insanı Ash Williams’ın yeni dizisi bu yılın sessiz şaheserlerinden biri. Kaçırmayın, zamanınız yoksa da yaratın. Zeyna’nın da lafını etmişken dizide Lucy Lawless’ın da çok kilit bir rol ile karşımıza çıktığını ekleyelim.

 

Yazar

Eskilerin dediği gibi: "You must gather your party before venturing forth"

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.