Genel Kanı, Not ve Olumlu Tarafları

Kısaca kitabı özetlemek ve bir puan vermek gerekirse sanırım, ortalama altı bir hayran hikayesi (fanfiction) der, 6,5 ya da 7 civarı da bir puan verirdim. Bütün yazı boyunca olumsuz eleştiri yaptığıma aldanmamak gerekir elbette, kitabın kendince iyi bölümleri elbette vardı. Fakat siz de anlayışla karşılarsınız ki, bu güzel kısımlar ciddi anlamda çok azdı. Ama onlardan da bahsetmek gerekirse, illa ki bulunur bir şeyler tabii. Mesela Lily ve James Potter (Harry’nin ebeveynleri olan) bölümlerinde yaşadığım duygu seli inanılmazdı. Lily’nin sırf çocuğu için nelere göğüs gerdiğini, nasıl çaresizce yalvardığını kitapta çok net görebildim. Ailesi öldükten sonra Harry’yi götürmeye gelen Hagrid bile o sırada beni fazlasıyla duygulandırdı.

e6502ed0-397d-0134-0cae-0a0b9a139ea7

Cedric Diggory’nin ölümü ve onun geri dönmesi üzerine yaşanan bütün bir hikayenin, özellikle Cedric ile karşılaşılan bölümü de çok güzeldi. Albus ve Scorpius, defalarca değiştirdikleri alternatif gelecekleri eski haline döndürebilmek için tekrar işe koyuldukları sırada, bir an için orada bulunmamaları gerekse de Üç Büyücü Turnuvası’ndaki labirentte Cedric ile karşılaşıyorlar ve inanır mısınız, birkaç satır lafı olmasına rağmen Cedric Diggory’yi orada sanki çok iyi anlayabiliyorsunuz. Neler olacağını, başına neler geleceğini bilmenize rağmen, saf ve naif tavırlarıyla çocuklara hiçbir zarar vermiyor oluşu ve iyi eğitilmiş bir genç adam gibi davranışı gözlerinizi doldurmaya yetiyor. Bilemem tabii, Harry Potter serisinde bile çok ayrıntılı bildiğimiz bir karakter değildi kendisi ama, Cursed Child’da sanki uzun yıllar onu okumuşuz gibi bir hisse kapıldım bir an için.

Harry üzerinden devam etmek gerekirse, tabii bu duygulandıran dakikalar pek de az değilmiş aslına bakarsanız. Bütün bu olaylar bittikten sonra, Albus’u da alıp hiç ziyaret etmemesiyle yargılandığı Cedric’in mezarına, aslında düzenli olarak gittiğini söyleyerek ve bir baba olarak kendini çok güzel yansıtmasıyla da Harry’yi çok beğenmiştim. Hayatı boyunca üzerinde bir lanet gibi taşıdığı bu yaşamını, anne ve babasının nasıl öldüğünü görmesiyle devam ettirecek olması da ayrı hüzünlü bir andı. Genel olarak kitaba baktığınızda, zaten Harry’ye bir sıkıntı bulamıyorsunuz, vicdanınız bir süre sonra el vermiyor. Kitabı kalbiniz buruk bitirirken, bir yandan da “Sonuçta Harry abi, ne diyeceksin bu adama şimdi, üzüldüm tabii.” şeklinde düşüncelere kapılıyorsunuz.

Scorpius-Albus-Rose-4-1

Kitap boyunca eğlenceli dakikalar yaşadığımı da inkar etmeyeceğim. Karakterlerdeki ve kurgudaki boşlukları görmezden gelip kitabın sevimli dakikalarını bir köşeye not alırsak, çok kısa olsa da yine de güzel detaylar içeriyordu. Bana kalırsa kitaptaki bu sevimli dakikaları taşıyan Scorpius’tu. Gerek Albus ile geçirdiği zamanlar olsun, gerekse hikayenin başında ve sonunda sergilediği tavırlar olsun, moralimi yüksek tutan nedenlerden biriydi. Gerçi tam anlamıyla bir Harry Potter kitabı tadında gitmediği için ve bütün olaylar hep bu zaman karmaşasında geçtiği için, çok fazla normal an bulmanız mümkün olmuyor ama yine de bunlarla tatmin olmak isteyen olurdu yani.

Fazlasıyla subjektif ama bir o kadar da eleştirel olduğunu düşündüğüm Cursed Child incelememiz umarım hoşunuza gitmiştir. Kitabı okuyan her bir okurun görüşü değişik olabileceği gibi, bu görüşlerin de mantıklı açıklamalar sunulmasıyla belki değişebileceğini belirtmek isterim. Zira Rowling daha önceden bu kadar cevapsız soru bırakmamıştı akıllarda ve hayal kırıklığına uğratmamıştı. Belki bir tiyatro oyunu olmasından, belki tek başına yazmayışından, belki de artık Harry Potter hikayesini nasıl devam ettireceğini şaşırdığındandır bilinmez ama Cursed Child, yedi kitaplık Harry Potter serisi kadar gazlamadı beni.

harry-potter-play-7

Parası bu kadar yüksekken ve daha Türkçe’ye henüz çevrilmemişken alıp kütüphanenize koymaya değer mi, orasını bilemem, siz karar verin. Fakat ilk günden alıp okuyayım da kaçırmayayım hiçbir şeyi şeklinde hızlı davranmanızı gerektirecek bir şey yok bence. Türkçe’ye çevrilmesini rahatlıkla bekleyin derim ben. Zaten Sevin Okyay ve oğlu Kutlukhan Kutlu çeviri ekibinde olduğu için gönlünüz bu konuda ferah olsun, onlara biz de yüzde yüz güveniyoruz. Tek sıkıntınız, çevirinin ne zaman bitip de kitabı elinize alıp okuyacağınız olur en fazla, o kadarı da yüzleşilebilir bir durum diye düşünüyorum.

Kitabı belki okuyanınız vardır, belki de spoilerları umursamayıp özetlerine bakınan vardır; artık orasını bilemeyeceğiz ama biz bu incelememiz ve Cursed Child’ın genel havası hakkındaki düşüncelerinizi fazlasıyla merak ediyoruz. Kitabı okuyanların, bulduğumuz ya da bulamadığımız boşluklara mantıklı açıklamalar getirebilmesi mümkün olduğundan, sizin yorumlarınızı da önemsiyoruz. Bu konuda düşüncelerinizi sakınmayın ve bizlerle paylaşın ey geekler!

Mutlu olun, geek kalın! Sihirli günler dileriz!

1 2 3
Yazar

Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.