Eskiden, Doctor Who’nun iyi bölümleri birer porsiyon kuru fasülyeydi. Şimdilerde ise iyi dediğimiz bölümler aynı masada ancak bir cacık tadı verebiliyor. Ramazan vakti yemekten bahsedince çok mu hadsiz oldu? İzah edelim: Kuru fasulye ulaşılması kolay, yiyenini tatmin eden ama bir kere iyisini tattıktan sonra da sevenini kendisinin gurmesine çeviren cinsten bir yemektir. Yapılırken çok masraf istemez ama emek ister; özel tarifler aramaz ama özen arar. Öyle süslü sunumlarla kimseyi kandırmaya çalışmaz, nereye giderseniz gidin tanıdık bir duruşu vardır. Zaten siz de o tanıdık duruşundan aldığınız güvenle nereye giderseniz gidin kuru fasulye söylemekten çekinmezsiniz. Önünüze neyin konacağı günün sonunda bellidir, yöreye göre çeşitlilik gösteren baharatlar ise kuru fasülyenin insan şaşırtan cilvesidir ve yine aynı günün sonunda yediğinizden memnun biçimde doyarsınız.

Cacığa gelecek olursak: Cacık, cacıktır işte. Kuru fasülyenin sidekickidir cacık, sofranın bir parçası olsa da yokluğunu biraz ayranla kapatabilirsiniz. Yanlış olmasın, cacık güzel şeydir elbette. Kimse cacık yedim diye şikayet etmez ama işte kimse cacık yok diye canını da sıkmaz. “Hanım, akşama cacık yap da yiyelim.” diyen bir amca bulamazsınız öyle kolay kolay veya kimse cacığı bir meslek grubuyla özdeşleştirip sırf onu servis edeceği yol kenarı lokantaları açmaz. Biz oruçluyuz, bu hadsiz devam ediyor; diyeniniz varsa da özür dileyerek son bir soruyla metaforuma nokta koymak istiyorum: Bu iftarda orucunuzu kuru fasulyeyle mi, yoksa cacıkla mı açmak isterdiniz?

tv_doctorwho1008__article-house-780x440
The Lie of the Land bölümü de kötü bir bölüm olmamakla beraber bir cacıktan ötesi değil. Doctor’un Bill’e yaptığı test tahmin edilebilir ve kısa kesilmiş olmasına rağmen kötü bir fikir değil. Missy’nin danışmanlık yaptığı sahnelerin on kilometre öteden, sonraki bölümlerde karaktere yol yapsın diye koyulduğunu anlıyor olsanız bile Michelle Gomez-Peter Capaldi atışmasına sebebiyet verdiği için o sahnelere kızamıyorsunuz. Keşişlere karşı verilen mücadeledeki aksiyon sahnelerinin akıl almaz beceriksizliğini, dikkatinizi Bill’in telkinlerine verdiğinizden affedebiliyorsunuz. Keşişlerin alt edilme biçimi de hiç şaşırtıcı ve heyecan verici olmamasına rağmen Keşişlerin hayal edilen anılara el sürememesi mantıksız bir çözüm yolu gibi gelmiyor. Yani bölümde hiçbir şeyi agresif kötü olarak etiketleyemiyorsunuz ama bir yandan aldığınız tek tat cacık tadı oluyor. Daha fazlasını bulabilecek gibi olduğunuz tek an ise Doctor’un, Capaldi’nin harika performansı eşliğinde, insanlık hakkında yaptığı iyi ve kötü haklı yorum sahneleri oluyor.

Capaldi’yi gururla ve güvenle uğurlamamız için sezonun yükseleceğini umduğumuz bir bölüm daha hevesleri kursakta bıraktıktan sonra haftaya karşımıza küçük çaplı, son büyük macera öncesi bir ara macera çıkacak. Klasik sezonlardan miras kalan, 7. sezon 9. bölümde pek de iyi kullanılamamış Ice Warrior’ları göreceğimiz Empress of Mars bölümünde görüşmek üzere.

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.