Rupaul’s Drag Race, profesyonel ya da amatör drag queenlerin dans, playback, dikiş, stil, makyaj, oyunculuk ve mizah gibi birçok alanda meziyet ve ustalıklarını sergiledikleri, “Amerika’nın Yeni Drag Yıldızı” ünvanı ve 100.000 dolar uğruna yarıştıkları bir televizyon programıdır. Programın yaratıcısı, sunucusu ve baş jürisi Rupaul’ün ifadesiyle katılımcılar; karizma, yetenek, özgünlük ve cesaretlerini ispatlamalıdırlar. Üstelik bunların arasına zanaatkarlığı da ekleyebiliriz, zira ustalık derecesinde terzilik ve makyözlük, dragler arasında görülen meziyetlerden olduğu gibi bizzat yarışma formatı da katılımcılarından bunları beklemektedir.

Rupaul Kimdir?

rp-920x584

Drag süperstarı Rupaul, *ball culture geleneğinden gelen oldukça çekici, karizmatik, yetenekli, özgün ve cesaretli bir gay bireydir. Drag icrasında başarılı olur; ün ve para kazanır. Bir bakıma kariyerinin zirvesindedir diyebiliriz. Ancak hiçbir zaman, şimdiki kadar ne ünlü ne de zengin olmuştur.

Oprah Winfrey ile takılan, iş yapan ve ortamlarda görülen Rupaul, LGBT dünyasının Oprah’sı haline gelmiştir. Programdaki sunuculuk ve jüri görevlerinin yanı sıra sesi, görüntüsü ve şarkılarıyla adeta İbo Şov’daki İbrahim Tatlıses gibidir; şovu tamamen sahiplenir ve kendi ürünlerinin (albüm, oyuncak bebek) reklamını da burada ara ara yapar.

Program Nasıl Bir Şey?

_mg_3930_approved_-_h_2017_0

Rupaul’s Drag Race’in 11. sezonu, şu sıralar haftalık bölümler olarak yayınlanırken tarihinin en popüler zamanlarını yaşıyor. İlk sezonla kıyaslamadığımız müddetçe -aradaki fark, sınırlı bir bütçeden ötürü göze batan düşük yapım kalitesi- Drag Race‘te pek de bir şey değişmedi denilebilir. Ama Amerika’da LGBT bireyleri lehinde toplumsal farkındalık gelişmeye devam ediyor ve ayrımcılık, Netflix gibi büyük maddi güce ve etkiye sahip medya yapımcıları aracılığıyla daha da şiddetle eleştiriliyor.

Her ne kadar cumhuriyetçi bir başkan seçilmiş olsa da mevcut zeitgeist etkisindeki LGBT bireyleri, artık daha fazla yıldızla temsil ediliyor. Küresel olarak tanınan öncü yıldızları ve markaları ile müzik, sahne sanatları, kozmetik gibi endüstrilerde öne çıkan isimler, çok ciddi ticari başarı ve nüfus kazanmış durumdalar. Drag Race‘in yeri, bu yapı değişikliğinde ve basic girl’lere omuz silkilen, feminenliğin ve gösterişin cinsiyetten ve kimlikten bağımsız sahiplenip kutlandığı günümüzde, kült olma seviyesine ulaşmıştır. Karizma, yetenek, özgünlük ve cesaretin sınırsızca sergilendiği, bu reality programının kadrolu yıldızı Rupaul ve yarışmaya katılan sayısız yıldızı, misafir jüri görevi için konuk olan **ünlü isimleri ile seyircisini eğlendirerek ve eğiterek kendi seviyesi neredeyse oraya taşıyor.

Özel bazı sezonları hariç tutarsak program, her sezon aynı akış ile devam etmekte. Hem bölüm hem de sezon içinde akış çizelgeleri vardır, aşinalık yoluyla yakınlık duymaya sebep verir. Bu kadar planlı reality programları, yalnızca Amerika’ya özgü de değil üstelik. Ülkemizde hafta hafta çekilen ve reytingler ışığında duyarlı planlar ve değişiklikler yapılan şovlarımızı hatırlatmış olayım bu noktada.

İlk programlar kapsamında daha az talepkar olan görevler gittikçe zorlaşır; müzikal, reklam, film parodisi, tiyatro oyunu ortaya koyma gibi görevler şan, dans, terzilik, tasarım, oyunculuk, ekip çalışması, yazarlık, koreografi gibi birçok konuda yarışmacıları zorlar. Programın alabildiğine kitsch geçiş jenerikleri vardır. Rupaul’ün kimi kötü kimi iyi şarkıları ise standart televizyon programı kalitesindedir. Hemen hemen hiç değişmediklerinden dolayı, eski moda halleri vardır ve alışkanlık yaparlar; yani yine her şey dragizedir.  

920x920 (1)

Rupaul’ün meşhur deyimlerini sırası geldikçe duyarız. Program ilerledikçe finale yaklaşan yeteneklerin birkaçının ayrımcılıktan ötürü yaşadığı travmatik derecede olumsuz hadiseler, her sezonda aşağı yukarı aynı sayılı bölümlerde gündeme gelir. Yalnızca gay olduğundan değil, göçmen ya da Müslüman olduğu için dahi toplumda kabul görmeyen ve  aynı zamanda da cinsel istismara uğrayan yarışmacılar da burada içini döker. Benzeri sorunları yaşayan izleyiciye “Sen çocuk kendine bugün ne öğüt verirdin?” gibi konu başlıklı sohbet ya da yarışmalarla mesajlar verilir. Rupaul’ün her programı kapattığı “Önce kendini sevmeden başkasını nasıl seveceksin?” deyimiyle de yarışmanın politik mesajı açıkça belirtilir: Kendimizi sevelim, kendimizi kutlayalım, farklılıklarımızı sahiplenelim, baskı ve şiddete boyun eğmeyelim, birbirimize destek olalım.

Her yarışmacının ortaya koyduğu farklı bir drag kimliği olsa da tavırlı ve fiyakalı olmak, sık görülen ve drag dünyasında klasikleşmiş özelliklerindendir. Bunu iyi bir şekilde ortaya koyan yarışmacılar ise çok popüler olur. (Monét X Change’in Pepsi reklamında oynaması) Misal, Rupaul’ün tavırlı, göz alıcı, abartılı, dramatik ve sivri dilli bir drag kimliği vardır. Kendisi aynı zamanda drag queenlerin imkan sunan, destek veren kıdemli bir annesidir. Bu tarz kendini ifade etme ve tavırlarda gösteriş, yine ball culture adetidir. Podyum yürüyüşlerinde drag yarışmacılar farklarını, görüntülerine ilham veren hikaye ya da fikirlerini gösterişli, albenili ve mizansen-vari şekilde gösterirler. 

Rupaul, halihazırda yarışmakta olan ve eski yarışmacı yıldızlarıyla bir topluluk oluşturmuş ve kendini onların annesi ilan etmiştir. Bu yüzden de Rupaul’s Drag Race‘te bir yarışmacının elenmesi, onu sahnede son kez göreceğiniz anlamına gelmez. Erkenden ayrılmalarına rağmen popüler olan yarışmacılar geri davet edilir, finale yaklaşmış ancak ödül kazanamamış yarışmacılar Rupaul’s Drag Race All Stars adlı sezon dışı bölümleri ile tekrar yarışır.

musicartsculture_movies2-1-de10d43e2cd68743

Yarışma çoğu zaman ***adil bir seyir gösterse de yarışmacılar arasındaki sivri kişilikler jüri ve izleyiciler arasında büyük popülarite kazandığından bazı işlerinde çuvallasalar dahi Rupaul’ün onlara tolerans gösterdiğine şahit olunur. Sivri kişilikler, özgünlük ve çeşitlilik yarışma genelinde kutlanır ve cesaretlendirilir. Sadece iyi görünmeye çalışan, risk almayan, sahneye alışılmış ya da geleneksel bir estetiği yalın haliyle getiren yarışmacılar eleştiri alır. Burası, sesini çıkarmanın, bakış açısı ve mizah anlayışını paylaşmanın beklendiği bir sahnedir.  

Rupaul’s Drag Race’ten ün kazanan yarışmacılar, Amerika’da Las Vegas’ta ya da diğer şov sahnelerinde taklit, stand-up ve playback yaparlar, Instagram’da sponsorlu içerik paylaşırlar; ancak bunların arasında kendi televizyon şovunu yapacak kadar popüler olanları da vardır elbette. (Örn; Bianca Del Rio) Müzik yapanlar olduğu gibi, adına ticari ürünler satan drag yıldızlar da vardır mesela. Drag Race izleyicisi de, sadık ve bağlı bir kitle olduğundan dolayı bu yıldızlara ticari başarı kazanmaları için destek verir, ürünlerini alırlar.

Yarışmanın sonunda iki yarışmacı elemeye kalır ve jürinin kafası iki yarışmacı hakkında ne kadar karışırsa karışsın ya da bir yarışmacı daha önceki bölümlerde jürinin gözüne ne kadar girmiş olursa olsun, bir pop şarkısına playback yaparlar ve bu performanslarına göre sadece ve sadece Rupaul kimin gideceğine karar verir. Anlayacağınız, playback marifetleri bu kadar önemlidir. Birçok drag yıldızının sahne şovunun bundan oluştuğunu düşünecek olursak, bu beklenti anlaşılır ve şovun zirve anlarından biri olan bu kısma da kimsenin şikayeti yoktur diyebiliriz.

Screen-Shot-2019-03-24-at-9.57.06-pm

Film, reklam ve müzikal parodilerinin sahnelendiğinden bahsetmiştik. Bunlardaki bakış açısı, estetik ve göze batan performanslar gibi ögeler hicvedilir.  Şirinler’de “şirin” lafının kullanılması gibi drag kelimesinden sonsuz isim ve fiil türetilir. Her şey abartılı oyunculuk ve gösterişli tavırlar ile daha da dramatize (dragize) edilir ve hatta bazen sahnedeki yarışmacılar rol icabı birbirine girerler. (Trump ailesi müzikali veya Get Out, Black Panther filmlerinin parodileri gibi)

Yarışmacılar yaş, etnik grup, bedensel özellikleri bakımından çeşitlidir. Şişman bir drag “Ben aslında burada bütün büyük kadınları temsil ediyorum.” dediğinde jüri ve izleyiciler arasında farkındalık yaratmaya çabalarken görebilirsiniz. Zenci yarışmacılar arasında birçok sezonda dayanışma olduğuna da şahit olabilirsiniz. Bir taraftan özgünlük kutlanırken diğer taraftan da bir toplum içindeki çok seslilik, çeşitlilik, karşılıklı anlayış ve aidiyete övgü biçiminde toplumsal dayanışma mesajları verilir.

Yarışma sonunda performansların değerlendirildiği kısım, en az performans kadar ilgi çekici ve eğlenceli olur. Burada konu kimin kendinin yıldız olduğuna jüriyi ne kadar ikna edebildiğidir. Sıradan ya da artistik izleyicinin büyülendiği yıldızın yerinde olma veya benzer karizmaya sahip olma arzusunun, şov dünyasına karşı körüklediği merak programı pek çok kimse için ilginç kılıyor.

Olayların Arka Planı Nasıl?

drag-race-10-sezon-kapak-fotoğrafı

Teşhir sınırlı da olsa yarışma bizi işin mutfağına davet ediyor. Bütün bu şaşaa, estetik, yetenek, cesaret, özgünlük ve karizma için nasıl hazırlanıldığını en azından birazcık görme şansımız oluyor. Aynı zamanda şu da söz konusu üstelik: Programdaki sahne gösterilerinin tümü, bir başka bilinen ve popüler gösterinin parodisi ve dragize hali. Bu durumda da bildiğimiz bir esere gönderme yapıldığından dolayı dikkatimizi verdiğimiz şey, sahnedeki drag yıldızının ne ölçüde dragize ettiği oluveriyor. Tabii ister istemez akıl, aslıyla bir kıyaslama halinde olacaktır, ki zaten izleyiciden istenen de budur ve sahnedeki yıldızın zanaatini, ustalığını izleriz aslında. Bir bakıma şovun her anı, bizi büyülemek için yapılır. Bir anlatıdan ziyade bir tavrı izleriz. Amaç, en yalın haliyle izleyiciyi etkilemektir. İçerik mi performans mı daha ağır basıyor diye sorarsanız da, Rupaul’s Drag Race içindeki sahne şovları, politik bakış açısını şiddetle ortaya koysalar da eğlendirme amacı taşıyorlar diyebiliriz.

Son yıllarda kazandığı popülarite, Netflix’i de atağa geçirmiş ve tüm bölümlerini küresel olarak yayın hakkını (Amerika hariç) satın almıştır. Şovun, Netflix’in desteklediği politik görüşlere yakın durması, bu kararı kolaylaştırmış olabilir. Rupaul’s Drag Race’e yönelik ilgi, öyle bir ilgi ki; drag sanatı, yeraltı kültürü ögeleriyle bezeli bir popüler kültür parçası haline geliyor adeta.

rupauls-drag-race-watching-recommendation-videosixteenbyninejumbo1600

Rupaul’ün kendisi, en çok tanınan ve etkili yıldızlardan biri bugün. Pek çok başka yarışmada estetik ve yaratıcılık konularındaki bakış açısına jürilik onuru veriliyor. Sayesinde, özellikle de gay toplumda, bir yeraltı jargonu yayılmış ve bilinir hale gelmiştir. Sanatın kendisi yerine, sanatçı ve o sanatçıyı tanıtmak, yaratıcı süreci tanıtmak, insanları etkileyen bir unsur olmuştur. Kıyafet balosu günlerinin mirası büyütülmekte ve layıkıyla temsil edilmektedir üstelik. Ticari bir değere dönüşmüş olması da aynı şekilde tatmin edici ve umut vericidir. Bu büyük popülarite, belki bir gün kıyafet balolarında girilen sıradan meslek kılığı yarışmalarını tarihte çok geride bırakacaktır, ne dersiniz? Gelecek günlerde ticari amaçlı ve banal olarak değerlendirilecek ürünler olacaktır elbette, ancak Rupaul’s Drag Race, kendi izleyicisini eğiterek onlara bilgi ve eleştirel bakış açısı aşılıyor, bu yolla da bir miktar bağışıklık kazandırıyor, bu inkar edilemez bir gerçek.

“We’re all born naked and the rest is drag” şarkısında insan çıplak doğdu ve gerisi drag der. Her kılık, sosyo-ekonomik şartlar ve meslek ya da uğraşlar tarafından çoğu zaman dikte edilir ve bir esnaf kılığı, tıpkı bir kadın kılığı gibi dragdir diyebiliriz misal. Onu üzerine giymeden işe gidemez zira.

Çıplak doğduk, yani seçme şansı her zaman var ve hepimiz başlangıçta eşittik.

Daha önce izlemediyseniz, önce Paris Is Burning, sonra belki Rupaul’s Drag Race ve Pose dizilerini izleyip bu yazıda bahsedilmeyen şeylere göz atabilirsiniz.

———

Notlar
*New York’ta bir yeraltı kültürü etkinliği. Siyah LGBT topluluğunda kendi ailesini kurmak yaygındı. Aile bireyleri bir arada yaşar ve birbirlerine maddi ve manevi destek olurlardı. Sonrasında ailelerini temsil ettikleri kıyafet balolarında farklı kılıklara girilir ve burada ödüller dağıtılırdı.  https://en.wikipedia.org/wiki/Ball_culture
*
*Lady Gaga, Miley Cyrus, Cara Delevingne gibi
***Öyle olmaya devam etse iyi olur çünkü Rupauls Drag Race Allstar 4’te Naomi Smalls tarafından izleyilerin fikir birliğince haksız yere elenen Manila Luzon’un gitmesinin ardından kendini adamış izleyici kitle tarafından 8 üzeri olan önceki bölüm IMDB puanları 2 ve 3 küsürlere düşmüştür.
Author

Matematikçi ve yazılımcı. Edebiyat, televizyon ve sinemayla ilgilenir.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.