Ben size bir şey anlatmak istiyorum.

Bir veya beri sebepten, oturup Özdemir Erdoğan’ın Yorumcu albümünü övmek istedim birkaç kelam. İşim bu. İşim bu olduğu için, bir sürecim var. Var olan bilgilerimi bir not defterine parça parça yazarak başlarım işe. Sonra açarım tarayıcıyı, bir tarafa Google, bir tarafa Wikipedia. Yan linkler, referanslar, görseller derken, kaç saat sürerse sürer o işlem. Aldığım bilgiyi oturur, sizle paylaşırım.

Bunu bu yazıda yapamadım. Çünkü internette Özdemir Erdoğan ile sağlıklı sayabileceğimiz malumatların su bardağını dolduramayacak kütlede olmalarını geçtim, kutsal bilgi kaynağımız ekşisözlük’te iki satırda bir de gömülüyor kendisi. Sebepler, düşünebildiğiniz kadar çok. Zeki Müren’e bir şey demiş, bir şarkısı şöyle garipmiş, Sezen Aksu’ya nasıl bakmış, ne yapmış o gazeteciye? Bir şeyler bir şeyler. Öven, hürmeten, lütfederek ve bu şekilde zorlanarak övdüğünü dağa taşa belli ederek övmüş.

Halbuki bu albüm, Anadolu müziği tarihinin yorumlanması açık ara en zor şarkılarından biri olan ve defalarca, katmerli efsaneler tarafından söylenmiş Ayrlık ile açılıyor. Daha ilk saniyeden, ilk notadan, ezginin ilk girişinden anlatabiliyor size derdini. Burada her şey aynı, sadece biraz daha farklı. Tınılar tanıdık. Ritmler bilindik. Ama bir yandan da, değil. Girmemesi gereken yerde bir piyano giriyor mesela. Çıkmaması gereken yerden, hiç olmayacak bir keman yurt kuruyor ruhunuza. Ezbere bildiğinize farklı bakmaya başlıyorsunuz.

Özdemir Erdoğan’ın kariyeri de böyle aslında. TRT’nin ülke sanatına tekel koyduğu nesilde, farklı müzik türlerinin müdürleri olduğu günlerde “ben şu türkünün altına kontrbas atacağım” demiş bir adam. Klasik müzik icra eden, azınlık bir ailenin, halk müziğine aşık olup caz yapan bir ferdi Erdoğan. Göztepe’de, memur dedesinin yanında büyümüş. Çeşit elbette onun hayatında önemli bir yerde.

Ama işte, elbette, 1940 doğumlu bir insanın televizyonda dediği ve çok bariz eski kafalı olan laflarla karşılaşıyorsunuz adamın adını arattığınızda. Bir de ona, sanki bu lafları dediği için toplumun yaşadığı düzenli ve istikrarlı ahlak/saygı erozyonunu tek başına başlatmış gibi kızan bir grup insan. Ama bu çok normal, bütün ülke birini öbürünü övmekten imtina ettirmek üzerine inşa edildi ve yapacak bir şey yok. Yorumcu albümünü övmekten başka.

Çünkü bu albümde Gurbet var. Bakın, Odam Kireçtir Benim yorumundaki perküsyon bence dünyanın en hipnotize edici şeyi. Leylim Ley‘in girişteki enstrümental kısmını tam anlamıyla takdir etmek için beş defa dinlemeniz gerekiyor. Uzun İnce Bir Yoldayım‘ı hiçbir şey demeden Coachella’da çalabilirim bugün ve kimse de dönüp arkasını bakmaz orada ne olduğunu sorgulamak için. Yar Saçların Lüle Lüle‘yi bariz pop bir ritmin üzerine İstanbul ezgileri atarak yapmış adam.

Ama bu albümde Gurbet var. Milyonlarca kişinin Kemal Sunal’ın şüphesiz unutulmaz filmi Çöpçüler Kralı‘ndan bildiği. Milyonlarca daha fazlasının, adını bilmeden melodisini ezbere mırıldanabileceği. Bunlar bitip, tükendikten sonra; milyonlarca daha da fazlasının aniden ve hiç haber vermeksizin Los Santos sokaklarında gezerken ezgisini duyunca tanıştığı Gurbet.  İnsanın gözünün önüne aynı anda hem memleket, hem de çok, çok uzak; fantastik bir diyarı getiren Gurbet. Muhtemelen Türkiye müzik tarihinin en iyi parçalarından biri olan Gurbet.

Modern dinletiye eğreti gelen zırnık kısmı yok bu albümün. On üç yaşındaysanız da dinlerseniz, otuz üçken de. Selena Gomez seviyorsanız da tamam, And You Will Know Us By The Trail Of Dead seviyorsanız da. Kime ne demiş, ömründe hangi karıncayı hoştlamış, kimi üzmüş ben bilmiyorum. Ben buraya şu muhteşem albümü, şu muhteşem derlemeyi övmeye geldim. Şuraya koyuyorum. Dinleyin. Bir sonraki kişiye siz de övün.

Çünkü artık övmemelerle nereye kadar yani?

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.