nazim-hikmet-e1338710271650

 

6. Vatan Haini – 1962

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt 
           hainiyim, ben vatan hainiyim. 
Vatan çiftliklerinizse, 
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, 
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, 
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, 
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, 
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, 
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, 
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, 
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, 
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, 
                            ben vatan hainiyim. 
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : 
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. 

 

5. Nereden Gelip Nereye Gidiyoruz – 1962

Tahta, beton, teneke, toprak, saman damlarımızla iki milyardan artığız, 
kadın, erkek, çoluk çocuk. 
Ekmek hepimize yetmiyor, 
kitap da yetmiyor, 
                    ama keder 
                              dilediğin kadar, 
                     yorgunluk da göz alabildiğine. 
Hürriyet hepimize yetmiyor. 
Hürriyet hepimize yetebilir 
ve sevda kederi, 
                       hastalık kederi, 
                                              ayrılık kederi, 
                                                       kocalmak kederinden 
          gayrısı aşmayabilir eşiğimizi. 
Kitap hepimize yetebilir. 
Ormanlarınki kadar uzun olabilir ömrümüz. 
Yeter ki bırakmayalım, yaşanmamış günlerimiz yok olmasın çocukların 
          avuçlarıyla birlikte, 
boşluğun karanlığına çıkmasın negatif resimcikler, 
yeter ki ekmek ve hürriyet yolunda dövüşebilmek için yaşayabilelim.

 

4. Hürriyet Kavgası – 1962

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, 
dalga dalga aydınlık oldular, 
yürüdüler karanlığın üstüne. 
Meydanları zaptettiler yine.

            Beyazıt’ta şehit düşen 
            silkinip kalktı kabrinden, 
            ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını 
            yıktı Şahmeran’ın mağarasını.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. 
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. 
Safları sıklaştırın çocuklar, 
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır. 

 

3. Dünyanın En Tuhaf Mahluku – 1947

Akrep gibisin kardeşim, 
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
Serçe gibisin kardeşim, 
serçenin telaşı içindesin. 
Midye gibisin kardeşim, 
midye gibi kapalı, rahat. 
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
Bir değil, 
           beş değil, 
                      yüz milyonlarlasın maalesef. 

2. Silahsız İnsanlar – 1956

Bu gelenler silâhsız adamlardı 
Her birisi yüreğini çıkardı. 
Her yürekte güzel bir şeyler vardı, 
Hayata sevdalar ilân edildi.

Geceler beyazdı, gündüzler serin, 
Sözleri dövdüler dan dan da din din, 
Örsünde sıcacık yüreklerinin 
Ölüm bu sözlerden güçlü değildi.

 

1. Kuvay-ı Milliye Destanı: Birinci Bap – 1939-41

«Karayılan» olmazdan önce 
                     umurunda değildi Karayılan’ın 
                     kıyamete dek düşmana verseler Antep’i. 
Çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar. 
Yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi, 
korkaktı da bir tarla sıçanı kadar.

Siperi bir gül fidanıydı onun, 
gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzükoyun 
              ak bir taşın ardından 
                             kara bir yılan 
                                          çıkardı kafasını. 
Derisi ışıl ışıl, 
             gözleri ateşten al, 
                              dili çataldı. 
Birden bir kurşun gelip 
                      kafasını aldı. 
Hayvan devrildi kaldı.

Karayılan 
        Karayılan olmazdan önce 
kara yılanın encâmını görünce 
haykırdı avaz avaz 
            ömrünün ilk düşüncesini . 
    «İbret al, deli gönlüm, 
      demir sandıkta saklansan bulur seni, 
      ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.»

Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp 
bir tarla sıçanı kadar korkak olan, 
fırlayıp atlayınca ileri 
bir dehşet aldı Anteplileri, 
                     seğirttiler peşince. 
Düşmanı tepelerde yediler. 
Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp 
bir tarla sıçanı kadar korkak olana : 
                                KARAYILAN dediler.

 

Nâzım Hikmet Ran. 1902,1963.

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.