Ankara’ya hiç gittiniz mi bilmiyorum. Diğer büyük şehirlere pek benzemez Ankara. Toplu taşıması pek gariptir. Pek çok Ankaralı, işinden evine giderken, okuluna ulaşmaya çalışırken, arkadaşlarıyla buluşurken bir yerlere gitmek için V çizer. O V’lerin dip noktası hep aynı yerdir. İsterseniz Batıkent‘ten Çayyolu‘na metroyla gitmeye çalışın, isterseniz Esat‘tan ODTÜ‘ye okula gitmeye çalışın, toplu taşıma kullanıyorsanız, iki vesait yaparsınız, ikincisine de hep aynı yerden binersiniz. Güvenpark.

Pek garip bir yerdir Ankara. Bu tip terör eylemleri düşünülerek tasarlanan bir şehir olmadığından ve planlamasına en büyük mühür Cumhuriyet döneminde vurulmuş tek büyük kent olduğundan önemli devlet binaları dip dibedir. Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Başbakanlık, Yargıtay, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve TBMM birbirinin taş çatlasa beş yüz metrekare çapında bulunur. Hepsinin ortasında da aynı yer bulunur. Güvenpark. 

Nevi şahsına münhasırdır Ankara. Şehrin başkentidir. Genelkurmay ve bütün Ordu Kuvvetleri oradadır. Saray oradadır. Milletvekillerinin lojmanları oradadır. Ülkenin yönetim katmanındaki eşrafın çoğu orada yaşar. Pek az kamu alanı şehrin dışındadır. Otogarı yakındır mesela. Belki de ülkenin en işlek tren garı, şehrin merkezine yürüme mesafesindedir. Bütün şehrin vaktini geçirdiği yerler bellidir. Tunalı Hilmi, Ulus, Bahçeli gibi yerlerde toplanır Ankara ahalisi. Hepsi bir ağdır ve merkezinde de aynı yer vardır. Güvenpark.

Ankaralı bu sabah kalkıp işine gitti. Sabah uyandı, ve okuluna gitti. Ve hepsi de, okulu ister İncek’te olsun, ister Bilkent’te; işi ister Ostim’de olsun, ister Teknokent’te, Güvenpark’tan geçtiler. Bunu anlamanız çok önemli. Ankara’da herkes bu sabah kalkıp, dün akşam bir bombanın patladığı yere gitti. Hiçbir çareleri yoktu çünkü. Hayat durmadı. Pazartesi sabahı yine işe gitmek zorundalardı. Dersleri vardı. Sınavları vardı. Hiçbir çareleri yoktu, çünkü bu zaten son altı ayda yaşanan üçüncü büyük patlamaydı, ve artık onlar yol tarif ederken “geçen patlamanın olduğu yerden dön” diyecek kadar kanıksamışlardı bu tehlike hâlini.

O hâlde soruyorum size. Kimi suçlayalım?

D23nP6

Terör örgütünü mü? Hangisini? Bakın tekrar soruyorum. Hangisini? Bir devlet, kendisine yönelik bir terör saldırısı olduğunda, halkın ilk sorduğu soru “Hangisi?” ise bu işte bir yanlışlık yok mudur? Bir devletin kalbine altı ayda üç büyük saldırı gerçekleştiriliyorsa ve eldeki her delile göre bu saldırıları farklı gruplar yapmışsa, artık “Kim yaptı?” sorusunun bir önemi var mıdır?

Tekrar soruyorum. Kimi suçlayalım?

Dünya üzerinde terör tehdidiyle yaşayan tek ülke bizimkisi midir? Hafızanızı zorlayın. Bir büyük saldırıyla sarsıldıktan sonra; İngiltere, Hindistan, Fransa, Amerika ya da İspanya; hemen bir iki ay içerisinde aynı yerde ikincisini yaşayan bir ülke geliyor mu aklınıza? Onu da geçtim, üçüncüsünü? Amerika’da ikinci bir 11 Eylül vakasının olmaması, sizce El Kaide’nin “Bir sefer yaptık, yeter” deyişinden mi kaynaklandı? 2007 Londra ve Glasgow saldırıları durdurulurken, bunda İngiltere’nin 2005’te aldığı derslerin bir payı olmamış olabilir mi? O saldırılar başarılı olsaydı, kimse Birleşik Krallık’ta sormayacak mıydı “Hiçbir şey mi öğrenmediniz 7 Temmuz’dan?” diye? Siz olsanız sormaz mıydınız?

Yineliyorum. Kimi suçlayalım?

Niye 2015 ve 2016’yı bombalamalarla geçirdik biz? Niye tarihinde böylesine can kayıpları vermemiş Ankara, altı ayda yüzlerce evladını kaybetti? Niye ülkede turizm düştü, oteller boşaldı, millet işine gitmeye korkar oldu son bir senede? Buna “ülkemizi çekemiyorlar” şekli Seda Sayan ağzından başka bir cevap verildi mi bugüne kadar? Türkiye’nin “durdurulmaya çalışan büyümesi” kimsenin dikkatini mi çekmiyordu bir sene önceye kadar? Bu mudur yani? Bu ülke çok değil, bir sene önce Dolmabahçe Sarayı’ndan en büyük terör sorununun bitimine nefes uzaklıkta çıkmamış mıydı? IŞİD diye bir şey var mıydı hayatımızda? Esad düşmeyecek miydi hani? Ne oldu da bir sene içinde, ne yaşandı da bu son bir senede, biz ölür olduk? Bizim ölmemiz nasıl saray eşrafınca basmakalıp kelimelerce kınanan, canilerimiz saçma sapan tutumlarla lanetlenen, ama hiçbir şekilde durdurulmayan bir şey oldu?

Söyleyin bana. Kimi suçlayalım?

Biz ne ara savaşı bütün sathına yayılmış bir ülke olduk? Ölüm, ölümü tetikledi; ölüm, ölümü istedi. Ölenler öldürenleri alkışlamaya başladılar. Öldürenlerin öldürdükleri, nefret etmeye başladılar. Biz ne arada her tarafının öldürenleri desteklediği, koruduğu, savunduğu bir memleket olduk? Ne ara duvarlarımıza itaat mesajları yazılmaya başlandı? Ne ara ölenlere oh çekilmeye başlandı? Ne ara ölüme, ölenin kim olduğuna baktıktan sonra tepki verir bir hâle geldik? Bu çember, bu kanlı çember, bu vahşi çember; zulmün zalimi doğurdu bu şey, nasıl başladı? Kim bastı bunun düğmesine? İpler kimin elindeydi? Kim muktedirdi? Güç kimdeydi?

Yalvarıyorum yazın. Kimi suçlayalım?

Kan kanı çeker. Kanı kan döker. Devletler dış politika yaparken, bunu bilmek zorundadırlar. Devletler iç politika güderken, bunu bilmek zorundadırlar. Tarih bunu yazmıştır, okuyana da bunu öğretir. Senin silahlandırdığın, donattığın, eğittiğin grup sana sadık kalmaz. Senin tırmandırdığın savaş, seni muaf tutmaz. Senin güç uğruna, koltuk uğruna, iktidar uğruna öldürdüğün insanlar, buna sessiz kalmaz. Sorunlarını kurşunla, bombayla, topla, tüfekle; kanla ve gözyaşıyla çözmek mümkün olmamıştır dünya tarihinde. Günü kurtarırsın belki. Manşeti kurtarırsın. Koltuğunu kurtarırsın. Ama insanlarını kurtaramazsın senin günahlarının, bencilliklerinin ve hatalarının sonuçlarından. Sen bomba atarsın. Vurursun. Öldürürsün. Silahlandırırsın. Tırmandırırsın. Taraf seçersin. İç işlerine karışırsın başka devletlerin. Müdahale edersin. Dönüp birikir bunlar. Senin avuçlarında kan olur. Kaçamazsın. Kan kokusu arayanlar, eninde sonunda onu yakınlarında bulurlar.

O hâlde iki soru kaldı sorulacak.

Birincisini sorduk bu yazıda beş kere.

İkincisi de şu.

Hiç Tweet

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.