Büyü, yapan kişi için yapay bir çıkar sağlar ve yapılan kişiyi de istenmeyen bir durumun içine sürükler. Bunu biliyoruz. Peki ya büyü, yapan kişi için yapay bir çıkar sağlamasa ve yapılan kişiyi de istemediği bir durumun içine sürüklemese ne olurdu? Yapan kişi bir çıkar sağlamak için değil de doğal bir etki oluşturmak için bir büyü yapsaydı ve yapılan kişi de bu büyünün etkisinden oldukça memnun olsaydı ne olurdu? Müzik ortaya çıkardı.

Evet, büyünün doğal bir etki oluşturduğu ve iki tarafın da memnun kaldığı versiyonu müziktir. Çünkü büyücü yani besteci, kurban yani dinleyicide doğal bir etki oluşturmak için bu büyüyü yapıyor ve kurban da maruz kaldığı büyüden hiçbir şekilde rahatsızlık duymuyor. Aslında büyünün bildiğimiz şekli de böyledir, büyücü büyüsünü uygular ve kurban bunun büyü olduğunu anlamaz bile. Ama müzik çok güzel bir şey, bu bir büyü olamaz değil mi?

musiclistengirl

Çok sevdiğiniz bir müziği ilk kez dinlediğiniz an, onu keşfettiğiniz o mucizevi saniyeleri bir düşünün. Kulaklarınız adeta büyülenmişçesine o müziğin etkisi altına girmiş ve duyduğunuz tınılar içinizde yepyeni duygular oluşturmuştur. Büyücü sizi etkisi altına almıştır ve siz de kurban olarak bu durumdan hiç rahatsız olmazsınız. Tıpkı bir büyü gibi, değil mi? Bu büyü bazen bir kemanın telleridir, bazen de solistin ağzından duyduğunuz bir cümle. Bazen daha müziğin başında büyünün etkisi altına girersiniz bazen de solist konuşmaya ve büyülü sözleri söylemeye başladığında. Ya da her ikisi.

Mesela King Gizzard & The Lizard Wizard’ın Sleep Drifter’ı hem melodisiyle hem de sözleriyle ruhunuzu yönetir. Baştan sona bir büyü gibidir.  Bazen sadece bir piyano yeter sizi etkisi altına almaya. Açarsınız bir Fazıl Say, kaybolur gidersiniz büyünün yani müziğin içinde. Çünkü büyücü çok yeteneklidir, elindeki malzemeleri çok iyi kullanır.

İşte bu noktada müziğin, büyüden çok önemli bir farkı olduğu ortaya çıkar. Evet büyücü elindeki malzemeleri, büyülü sözleri ve tınıları çok iyi kullanır. Ancak büyücünün ilk kurbanı aslında kendisidir. Çünkü büyüyü yani müziği yaparken ilk olarak kendisini etkiler. Daha sonra sıra diğer kurbanlara yani dinleyicilere gelir. Sizce Beethoven, Vivaldi ya da Fazıl Say müziklerini icra ederken ilk hedefleri karşılarındaki dinleyiciler midir? AC/DC gitarını kurbanları için mi titretir, yoksa kendisi için mi? Rhapsody, bütün hikâyesini dinleyicileri etkilensin diye mi anlatır, yoksa kendileri de bu büyünün bir kurbanı mıdır? İşte müziğin büyüden farkı budur, büyücü de büyünün bir kurbanıdır. Bu yüzden müzik, büyünün aksine yapay değil doğal bir tepki gösterir.

someconcert

Bu noktada müzik ile ilgili şu sonuç ortaya çıkıyor. Müziğin kendisi, notaların, sözlerin ve enstrümanların kendisi bizzat büyüdür. Yalnızca bir aracının yani sanatçının kendisiyle etkileşime geçmesini bekler ve bu etkileşimin sonucunda da ortaya hem sanatçıyı hem de dinleyiciyi etkileyebilecek büyüler çıkar. Bir nevi otomatik büyü gibi. Siz bir tuşa basarsınız ve büyü etkinleşir. Büyünün ne kadar süreceği ise bildiğimiz büyünün aksine bazen kurbanın isteği dahilindedir. Müziği durdurursunuz, büyü sona erer. Bazen de müzik dursa bile kafanızın içinde o tınılar ve sözler dönüp durmaya, sizi etkisi altında tutmaya devam eder. İşte bu, büyünün çok güçlü olduğu anlamına gelir. Dinlemediğiniz halde size kendini hatırlatan ve kafanızda çalan müzikler. Bazen de uzun bir süre aynı müziği dinlersiniz, arka arkaya hiç sıkılmadan. Yine bu da büyünün güçlü olduğu anlamına gelir.

Kimi zaman bu büyü yani müzik çok büyük kitleler tarafından dinlenen bir gruba aittir, kimi zaman da sizin yeni keşfettiğiniz küçücük bir indie sanatçıya. Ya da sizin için özel bir anın müziğidir o. Sizi bambaşka yerlere götüren bir büyü, size bir şeyler hatırlatan bir büyü gibi.

Müziğin bir büyü olduğuna ikna olduk sanırım. Tıpkı bir büyü gibi işlediğinden ve kurbanını etkisi altına aldığından bahsettik. Ama bundan rahatsızlık duymuyoruz değil mi? Maruz kaldığımız büyüden oldukça memnunuz. Tıpkı büyü altındaki bir kurban gibi konuştuğumun farkındayım ama amaç da bu değil mi zaten? Büyünün yani müziğin etkisine kapılmak ve bambaşka hisler içinde olmak…

Yazar

Tasarım, fotoğraf, oyun, teknoloji, müzik, edebiyat, sanat, mutfak ve daha birçok şeyle ilgili insan. Soundtrack delisi. Sosyal medya: @mfurkanakyuz

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.