10 yıl.

Komiktir, hepimizin WoW macerası böyle başlamıştı aslında. Çoğumuzun WoW’un sayılamayacak kadar çok CD’de gelen dosyalarını bilgisayara attıktan sonra gördüğü ilk cümle buydu: “Ten Years”. Çünkü 23 Kasım 2004, Warcraft serisinin 10. yılıydı. Sonra gelen şey ise, Debi Mae West’in pusulu sesiyle yaptığı, bir daha asla unutulmayacak o girişti: “The drums of war, thunder once again…”

Sonra o tüyler ürpertici koro. Gözünü dikip ufka bakan o Dwarf. Ironforge’un o ilk görüntüsü. Ormanın içerisinde gözüken o Night Elf. Yavaşça hızlanan o müzik. Undead’in ayağını basmasıyla yanan o toprak, arakdan gözüken o korkunç Infernal ve sonra, huzurlu Tauren, korkutucu Orc, kulesinin tepesinden çok haşmetli gözüken Human Mage… WoW ile ilgili bilmemiz gereken her şey vardı o videoda.

Pek çok kişi, 3 dakikalık o videodan sonra bir şey dahi sorma, en ufak bir şey dahi düşünmek istemedi oyunla ilgili. Pek çoğumuz o ilk sinematikte kolu kaptırmıştık zaten. Bedenin tamamını teslim etmemiz ise ufak adımlarla geldi. Bu bir MMO’ydu, ama anlamak ve daha önemlisi vaktini yatırmak için ömrünü ortaya koymak gerekmiyordu. İçinde bulunduğumuz dünya Azeroth’tu, ama ona inanmak için Warcraft III’ü beş kere bitirmiş olmanız istenmiyordu.

İlk yarattığım karakter bir Tauren Shaman’dı. Daha önce MMO oynamıştım tabii ki, herkes Ultima için delirirken biz de birkaç defa denemiştik arkadaşlarla. Fakat bunların hepsi internet kafedeydi, özel sunucular kullanılıyordu. Benim gözümde Half-Life oynamaktan pek bir farkı yoktu Ultima Online oynamanın. WoW evimden oynadığım ilk MMO’ydu. Bütün Lise Hazırlık senesini annemi kredi kartı bilgilerini kendisinin anlamadığı bir kuruma teslim etmesinde sakınca olmadığını ikna etmekle geçirmiştim, unutmayın ki sene 2004’tü ve Türkiye’ye ADSL yeni geliyordu. Annemin yelkenleri suya indirme süreci 2005 yazına, oyunu bir mağazada bulmamız ise Eylül’e kadar sürmüştü.

İlk defa etrafımdan koşan insanlara bakıp yaşadığım şaşkınlık inanılmazdı. Bunlar gerçek insanlar mıydı? Merhaba desem geri selam edecekler miydi bana? Gerçekten bu dünyada yaşıyor muydum ben?

Belki size dramatik gelebilir, ama World of Warcraft olmasaydı büyük ihtimalle bugün burada olmazdım. WoW olmasa, eve ADSL bağlatmazdık muhtemelen. Bugün çok şoke edici gelebilir, ama o zamanlar evde bilgisayar olmaması dahi o kadar şoke edici bir şey değildi. Yaygın internet hızı 256 kbps, kabul edilmiş kota 4 GB’tı. O ADSL’yi bağlatmasam, kuvvetle muhtemel ilk iş okuduğum video oyunları dergisinin forumlarına kapağı atmazdım.

WoW benim için bilgisayarı “günde bir iki saat oynanacak bir oyuncak” olmaktan çıkarıp, başında bir hayat yaşanacak bir istasyon hâline getirmişti. WoW oynamadığımda forumlarda ve wikilerde geziniyordum. Blogger ve YouTube gibi mecralardan anında haberdar olmamın sebebi WoW’un internet başında geçirmeme sebep olduğu artçı saatlerdi. O saatler sayesinde bugün rozet gibi göğsümde taşıdığım bir “geek” kimliği gelişti. Sadece okuyan ve tüketen değil, yaratan ve anlatan da aynı zamanda.

Bu bana 16 yaşımda Oyungezer’in açtığı bir yazarlık pozisyonuna başvurmaya itti. Hayatımda kardeşim dediğim pek çok arkadaşımı WoW’un beni ittiği o geek kültürü içerisinde buldum. Bütün bunlar olurken, arada bırakıp, arada geri gelerek WoW oynadım devamlı. Ve WoW, hayatımdaki pek çok kilometre taşını geçerken oralarda bir yerlerdeydi.

Sahip olduğum gelmiş geçmiş en yakın arkadaşımla WoW üzerinden ilk bağımızı kurduk. Bir dergi için yazdığım ve ilk yayınlanan yazı Wrath of the Lich King ile ilgili açıklanan bilgilerin derlemesiydi. Liseyi bitirip, değişim öğrencisi olarak burslu Amerikaya gittiğimde, Türkiye’deki arkadaşlarıma WoW oynayarak hasret giderdim. Üniversiteye başladığımda da bilgisayarımda WoW kuruluydu, mezun olduğumda da. Hayatımın aşkı olan kadınla tanıştığım gün de WoW hesabım açıktı, onunla dördüncü yılımızı doldurduğumuz sırada da.

Bu anlattıklarımın bana özel olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ama bu sayfayı okuyorsanız, her kim olursanız olun sizin de hayatınızı değiştirdi. WoW 2000’lerin sonlarında, 10’ların başlarında başlayan “geek” devriminin bayraktarlarındandı. South Park’ın o meşhur bölümünden önce hiç tamamen bir video oyununa ayrılmış bir ana akım iş görmüş müydünüz?

How I Met Your Mother’da Ted’in internette tanıştığı kızla ilgili esprinin tanışmanın bir site aracılığıyla değil de, WoW üzerinden gerçekleşmiş oluşu olması sizi de şaşırtmamış mıydı? Riziko’nun ABD versiyonunda Leeroy Jenkins’e göndermede bulunulduğunu gördüğünüzde siz de yıllarca çeperde duran hobileriniz ve alt kültürünüzün ilk defa ana akım tarafından kabul ediliyor olduğunu hissetmemiş miydiniz?

10 yıl.

23 Kasım 2004’ten, 23 Kasım 2014’e. World of Warcraft, pek çoğumuz için bir zaman kapsülü. Yıllar hızla akıp gider, suretimiz de, ruhumuz da değişirke kenarda nöbet tutan bir gözcü sanki. Hayatımızda değişmeden durmayı başarmış bir sabit. Kaçınız 10 yıldır bir veya öteki şekilde hayatınızın bir köşesinde olan bir şey sayabilir? Kaçınız 14 yaşından, 24 yaşına kadar hayatında baki olan bir şeyi işaret edebilir?

10 yıl geçti WoW’un ilk çıkışının üzerinden. Ve o var olmasaydı, ben bugün burada olmazdım.

O yüzden, müsaadenizle biraz şahsi olacak ama, WoW’a teşekkür etmek istiyorum kendi yöntemimle. 10 yıldır buralarda olduğu ve hayatımı ölçülemeyecek oranlarda iyi yönde değiştirdiği için, kalbimin en derinliklerinden, gerçekten, teşekkürler.

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

1 Yorum

  1. 5. sınıfa giderken kredi kartı bilgilerini annemden alabilseydim ben de bugün hayatımın pek çok yılını knight online yerine wow’la daha kaliteli bir şekilde geçirmiş olurmuşum

Leave a Reply to Sanal Varol Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.