Hikaye, Dark Souls söz konusu olduğunda hem çok önemli, hem de bir o kadar önemli değil, çünkü bunu keşfedip keşfetmemek tamamen size kalmış. Ne kadar çok peşinden giderseniz, oyun size o kadar veriyor, fakat bu verdikleri size ne kadar yeterli gelir, işte bu tartışılır.

DS2’de hikayemiz Drangleic denilen yepyeni bir diyarda geçiyor biliyorsunuz. Alıştığımız, bildiğimiz Lordran’dan sonra, yepyeni bir yeri keşfediyor olmak, ürkütücü olduğu kadar ilgi çekici. Fakat oyunun kafanızda kurduğu bu “yepyeni diyar, Drangleic” fikri, aslında Dark Souls’un en manipülatif yanlarından birisi olabilir. Serinin bir konu aracı olarak kullandığı “Lordran / Drangleic’te zaman değişkendir” metası, aynı zamanda hikayenin çatısını kurmak için ideal bir yapı sunuyor.

il_570xN.595717003_b3tq

Uzakdoğu çıkışlı hikayeler, genel olarak verdikleri mesaj konusunda çok seçicidirler. Karakterler ve karakterlerin ilişkilerinden çok hikayenin bütünlüğünde taşıdığı ve verdiği mesaja inanılmaz özen gösterirler. Souls serisinin ilk oyunu olan Demons Souls’un ana teması aç gözlülüktür. Ahlak ve açgözlülük ekseninde Demon’s Souls, Bolateria kralının daha fazla güç için ne kadar fazla şeyi feda ettiğini gösterir bizlere. Ana karakterimiz, oyun boyunca Bolateria’yı kurtarmaya çalışan kahramanların hikayeleri ile yoğurulur.

Hatta bazı noktalarda bu kahramanlar ile karşı karşıya gelmek durumunda kalır, ancak bu sefer, kahramanlar, onları vurgulayan özelliklerinin acımasız birer parodisi olarak karşımıza çıkar. Demon’s Souls genel olarak Boletaria kralı 12. Allant’ın krallığını güçlendirmek için Old One isimli bir iblis ile yaptığı anlaşmayı ve bu anlaşmanın Boletaria’yı bembeyaz, içinden çıkılmayan bir sisle kaplamasını anlatır. Kahramanımız bu sisin içine giren şovalyelerden biri olarak, Boletaria’yı içine düştüğü durumdan kurtarmaya çalışır. Yol boyunca bazı yeni karakterlerle tanışır. Patches, Astraea vs gibi karakterler, oyunda karşımıza çıksalar bile, onları es geçip hikayelerini asla öğrenmemek gayet mümkün.

Yani demeye çalıştığım, Demon’s Souls’un hikayesini öğrenmek istiyorsanız, o dünyada vakit geçirip, o dünyanın bir parçası olmanızın gerektiği. Fakat oyundan keyif almak için bunu yapmak zorunda değilsiniz. Oyun size bunları sunarken, hikayeyi gırtlağınızdan aşağı sokmuyor, tam tersine, size keşfetmek için alan veriyor. İşte bu son dönemde benim bir oyunda gördüğüm en takdir edilesi hareketlerden biri. Eğer ilgilenirseniz Demon’s Souls’un çok güzel bir hikayesi var, fakat bir iddiası yok, bir zorunluluğu yok. Bu hikaye o dünyanın bir parçası olarak mevcut, siz de onları öğrenerek, bu dünyanın bir parçası haline gelme şansına sahipsiniz.

Fakat yine de, Demon’s Souls bir denemeydi. From Software oyunun tutup tutmayacağını bilmiyordu. Daha önce denenmemiş multiplayer yapısı ile birlikte Demon’s Souls, PlayStation 3 platformunun klasiklerinden biri haline geldiğinde ise, ekip doğru yolda olduğunu anlayıp Dark Souls’u yapmaya başladı.

Ve işin enteresan yanı şu, Dark Souls, Demon’s Souls ile aynı oyundu. Dark Souls’da bulunan Crestfallen Warrior, Anastacia of Astora gibi karakterler, daha önce Demon’s Souls’da farklı isimlerle vardılar. Dark Souls yine ülkesini kurtarmak için kendince bir çözüm arayan fakat işleri yüzüne gözüne bulaştıran bir kralın hikayesini anlatıyordu. 12. Allant, Lord Gwynn ve Dark Souls 2’nin “kralı” King Vendrick, aslında aynı karakterler. Souls serisi bir döngünün hikayesi, aynı yaşam gibi, değiştirilemez, müdahale edilemez bir döngü.

Demon’s Souls, yasal nedenler yüzünden hikayeye resmen dahil olamasa bile, Dark Souls ve Dark Souls 2’de bunu artık açık ve net görüyoruz. Ve bütün bu bağlantıları bulmak, bütün bunları keşfetmek, yine de bunları keşfetmek zorunda olmamak, işte bu “sıkı tasarım” dediğimiz türden bir durumun göstergesi.

Dark Souls’un geçtiği Lordran ve Drangleic, aslında aynı coğrafya. Oyunun başından itibaren bazı karakterlerin “Aslında bu diyarın önceden başka bir adı varmış fakat zamanın içinde kaybolmuş” şeklinde cümlelerinden biraz kıllansakta, oyunun içinde inkar edilemez kanıtlar var. Hangileri mi?

1 2 3 4 5 6
Yazar

14 Yaşından beri oyunlarla ilgili yazıyor, Trgamer, Oyungezer, Merlin'in Kazanı ve daha pek çok platformda yazdı. Arada dizi yazar, şu anda bir kitap yazıyor, insanlık onurunun depresif müziği yeneceği günü bekliyor.

3 Yorum

  1. 10 numara yazı yazmışsın okudukça okuyasım geldi. Bu tarz Dark Souls gibi gizem, döngü tarzı içeren şeyleri severim. Gerçekten eline sağlık.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.