Geç olsun güç olmasın derler, Celeste hakkındaki en temel belirteceğim şey bu olmalı çünkü ben bu oyunu 2021’nin başında ilk defa oynadım. Bunun temel sebebi ise kafamda oluşan, oyunun çok zor olduğuna yönelik izlenimiydi.

Celeste, Kanadalı oyun tasarımcıları Maddy Thorson ve Noel Berry tarafından geliştirilmiş bir platform oyunudur. Oyunda, Madeline isimli bir genç kız ile zorlu Celeste dağına tırmanmaya çalışıyoruz. Oyunun içinde prologue dâhil dokuz kısım (Chapter) mevcut. Bu kısımlardan ilk yedi tanesi ana hikâye iken son iki tanesi epilogue şeklinde tasarlanmış şekilde oyuncuları beklemektedir.

Bu Oyunu Özel ve Oynamaya Değer Kılan Ne?

Basit mekanikler ile çeşitlendirilmiş oyun denince artık aklıma ilk olarak Celeste gelecek çünkü bu oyunda sadece ileri atılma (dash), zıplama ve tutunma mekanikleri var. Bu mekanikleri değerli ve özel hissettiren ise ustalıkla hazırlanmış bölüm tasarımları.

Oyunlarla az çok içli dışlı olan herkesin bildiği gibi, her oyunun bir öğrenme eşiği vardır. Öğrendikçe ustalaşır ve önüne gelen engelleri ustalaştıkça daha kolay bir biçimde aşarsın. Celeste’de ise bu öğrenme eşiği, bölümlerin içine eşit bir şekilde dağıtılmış durumda.Kısaca açıklamak gerekirse bir önceki bölümde yapmayı akıl ettiğin hareketi, bir sonraki bölümde başka bir hareket ile birleştirip yapman gerekiyor. Bu da oyuncuya sürekli yeni bir şeyler öğrenme hissini yaşatarak oyuna tutunmasını sağlıyor. Bölümler ilerledikçe oyun sizden mekaniklerinizi kullanarak çeşitli platform bulmacalarını çözmenizi istiyor. Bulmaca denince hemen uzaklaşanlardansanız şunu da söylemek lazım: Bu bulmacalar öyle çözmesi saatler alan türden bulmacalar değil; daha çok ‘şurdan şuraya atlasam, sağ çapraza dash atıp duvara tutunsam, ordan yürüyerek bölümü geçerim‘ tarzında basit bulmacalar.

Gelelim oyunun bize asıl haz verdiği diğer aşamaya:

Ölmek, Hiç Bu Kadar Keyifli Olmamıştı

Bir oyunda ölmek demek, her zaman olmasa da çoğu zaman sahip olduğunuz değerlerin bir kısmınızı kaybetmenize sebep olur. Bu da oyuncuda her yeni ölümle birlikte  artan bir bıkkınlık ve yılma hissini ortaya çıkartır. Celeste, ölme sorununu çok güzel bir şekilde çözmüş. Oyunda geçtiğiniz her bölüm sonrası otomatik kaydedilmekte ve bölümler de yaklaşık on saniyede geçilebilecek şekilde tasarlanarak sunulmuş vaziyette. Kısaca özetlemek gerekirse her öldüğünüzde sadece 3-4 saniyemiz gitmiş oluyor ve bu sayede oyunda ölmek, bir dert olmak çıkıyor.

Öğrenmeye giden yol ölümden geçer. Evet, bu ölümler tabii ki oyunun oynanışının parçası ve her ölüm, bölümü geçmek için yeni fikirler üretmeniz için orada bulunan bir fırsat. Kendi deneyimimde, chapter başına ortalama 700 kere ölmüşümdür -öğrenmek konusunda sıkıntılarım olduğu da söylenebilir. Ama bu sayı, bazı oyunlarda yaptığım gibi, hiçbir zaman ölmekten bıkıp oyunu kapatmama sebep olmadı. Aksine her öldüğümde bunun sebebinin doğru anda tepki verememem olduğunun farkına varıyordum. Bu sebeple eğer oyunun zor olduğu algısı yüzünden Celeste oynamaktan vazgeçtiyseniz, korkularınızı bir kenara bırakabilirsiniz.

Herşeye rağmen bir yardım eli ise oyunun kendi ayarları içinde mevcut. Chapterlar içinde ilerledikçe  oyunu oynama kabiliyetimiz gelişiyor ve nerede ne yapmamız gerektiğine daha çok vakıf oluyoruz  ama öyle tasarlanmış kısımlar mevcut ki yüz kere ölüp yine de gecemediğiniz oluyor. Bunun nedeni ise tepki vermeniz gereken aralığın çok dar olması. Oyunun yapımcıları bu durumu düşünüp, oyuna bir Assist Mode eklemişler. Peki bu yardımcı mod ne işe yarıyor? Kısaca, oyunda sahip olduğumuz mekanikleri sınırsız hâle getirebiliyor, oyun hızını azaltabiliyor veya karakterimizi dokunulmaz hâle getirebiliyoruz. Kendinizi aşırı zor bir bölümün içinde bulunca bu yardımcı modu kullanıp kullanmamak tamamen size kalmış. Esc’ye basarak modu kolayca kapatıp açabiliyoruz. Oyun yapımcıları bunu bir seçenek olarak  tamamen bize bırakmışlar.

Bu arada zor bölümler demişken yanlış anlaşmasın, oyunun ilk yedi bölümünde assist moduna pek ihtiyacımız olmuyor. Daha çok oyunun epilogue kısmında yani Chapter 8 ve 9’da, benim gibi sıradan yetenekte bir oyuncuysanız ara ara ihtiyaç doğabiliyor.

En Tepeye Ulaşmak İçin Dibe Vurmak Lazım

Şimdiye kadar oyunun hikâyesinden hiç bahsetmedim. Buradan sonra ise kısmen oyunun hikâyesinden bahsedeceğim. Benim şahsi görüşüme göre yazının devamını okumak oyundan alacağınız keyfi düşürmeyecektir ama ben yine de bir spoiler uyarısı yapayım. Görselden sonra yazı, küçük çaplı spoilerlar içerecektir.

Oyunda tırmanmaya çalıştığımız Celeste dağının bir özelliği, insanın içine attığı ve herkesten gizlediği bir diğer yüzünü ortaya çıkarması ve bunun maddeleşip bizimle konuşur hâle getirmesidir. Yani yolculuğumuzun aslında, dağ ile değil kendi içimizde başladığını bu noktada idrak ediyoruz. Biz ilerdelikçe aklımızın daha mantıklı ve rasyonel kısmı bizi caydırmaya, önümüze engeller koymaya ve geri dönmemiz için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Biz ise daha duygusal dürtülerle hareket eden taraf olarak kendi benliğimize karşı koyup dağa tırmanmaya çalışıyoruz ve en sonunda bunu başaramayıp kendimizi en dipte buluyoruz.

GRIS oynayanların alışık olduğu bir tema, tam olarak yolculukta dibe vurduğumuz bu noktada başlıyor. Kendi benliğimizin bir parçasını reddetmek, bizi, aslında olduğumuzdan daha aşağı  çekmekte ve engelleri aşmakta bize zorluklar çıkarmaktadır. Bunun üstesinden gelmek ve iç huzurumuzu bulmak için kendimizi olduğu gibi kabullenmeli ve öteki benliğimiz olan Badeline ile barışmamız gerekmektedir. Bunu yaptığımızda ise oyunun süprizleri bitmiyor ve artık diğer benliğimiz ile birleşip bir bütün olarak havada ikinci kez dash yapma özelliğimiz açılıyor. Oyuna en baştan ancak bu sefer iki dash ile başlıyoruz; ilk seferde tek dash ile oynarken o zorlandığımız engeller, kendimizle barışınca çok daha kolay hâle geliyor ve “Ben buraları geçmekte mi zorlandım?” demeye başlıyorsunuz. Oyunu oynarken buna tanık olmak, oyuncuda bir uyanışa sebep oluyor. Uyanışı sadece hikâye ile değil, oynanış ile de vermek son zamanlarda karşılaştığım en akıllıca dokunuşlarından biriydi.

Kapanış ve Puanlama

Celeste’de bu kadar yazmama rağmen hâlâ değinmediğim, oynarken sizi şaşırtacak ve büyüleyecek şeyler mevcut. Onları ise size oynarken keşfetmeniz için bırakmam gerektiğini düşündüm. Oynayacak oyun eksikliği çektiğimiz bu dönemde şans vermediğim veya oynamaktan kaçındığım indie oyunlara tek tek bakmaya devam edeceğim. Malum, küresel bir pandemide şirketler, online çalışma düzenine geçerken geride bıraktığımız bir-iki yıldır çıkmasını beklediğimiz oyunlar ertelendi. Biz oyuncular 2021 yılında büyük bir oyun eksikliği çekecek gibi duruyoruz.

Oyunun Artıları

  • Harika bölüm tasarımları                              
  • Derinleşen bir oynanış                                      
  • Sade ve etkileyici bir hikâye
  • İlerleme hissi
  • Yaratıcı boss sekansları

Oyunun Eksileri

  • Genelde çoğu bölümün tek bir geçiş yolunun bulunması

Bunlardan hareketle benim oyuna puanım 8.7/10 oldu. Siz de benim gibi zamanında Celeste’ye şans vermediyseniz, bu oyuna bir bakabilirsiniz. Celeste, Xbox ve PC Gamepass’inde mevcut. Zaten halihazırda bir üyeliğiniz var ise hemen indirip deneyebilirsiniz.

Yazan: Oğuz Kütle

Yazar

Dünyanın en ihtiyacı olduğu anda ortaya çıkarak çeşitli konularda fikirlerini belirten yazarlar. Bir konuk yazar asla geç yazmaz, erken de yazmaz. Onlar, tam yazmaları gereken zamanda yazarlar.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.