Buried Alive: The Annihilation, The Two Ravens isimli stüdyonun VR için geliştirdiği, yarı açık dünya FPS bir aksiyon oyunu. The Two Ravens stüdyosu, Geekyapar’ın bir facebook grubu sayesinde tanışmış iki geek insandan oluşuyor. Hatta kulağa şaka gibi gelecek ama biri Amsterdam’da, diğeri Adana’da olan iki arkadaş bunlar. Evet, Amsterdam’dan Adana’ya uzanan bir oyun geliştirme süreci var karşımızda. The Two Ravens, bir tasarımcı -Adana’da yaşayan Berk Ökten-, bir de yazılımcıdan -Amsterdam’da yaşayan Surhay Baş- oluşuyor. Yaklaşık iki yıldır üzerinde çalışılan Buried Alive, o kadar zor imkânlarla geliştiriliyor ki şaşırmamak elde değil. Sadece iki insanın geliştiriyor olması ayrı, birbirinden bu kadar uzak konumlarda olmalarına rağmen bu proje üzerinde çalışabilmeleri ayrı şaşırtıcı doğrusu.

Buried Alive: The Annihilation VR

Buried Alive: The Annihilation, aksiyon – gerilim temalı, yarı wave shooter yarı açık dünya bir FPS VR oyunu. “VR oyunda açık dünya nasıl oluyor?” diye sorabilirsiniz, haklısınız. Zaten oyunun da öne çıkan özelliklerinden biri, sınırlı olarak bile olsa açık dünya ve keşif yapabilme özgürlüğü sunması. Açık dünya dedim diye aklınızda bir GTA, Red Dead Redemption veya Skyrim gibi bir oyun canlanmasın. Çünkü oyunun açık dünya konusunda sınırlarını zorlayan en büyük unsur, VR teknolojisi. VR teknolojisi hem geliştirilme aşamasında hem de oyuncunun deneyimleme aşamasında halen çok ileriye gidememiş seviyede. Ama oyunda her ne kadar VR olsa da hem fragmanlar hem de oynanış videolarından gördüğümüz kadarıyla, daha önce gördüğümüz VR oyunlarının aksine biraz daha normal bir FPS oyun yapısına yaklaşmaya çalışılmış.

Buried Alive: The Annihilation’ın asıl öne çıkan noktası ise hikâyesi. Oyun, VR bir oyundan beklemediğimiz derecede ilginç ve biraz da karanlık bir hikâyeye sahip. Oyunun hikâyesi, şeytanın antik zamanlarda insanları merak etmesiyle başlıyor. Cehenneme gelen kişilerin kötü olduğunu bilen şeytan, onları kötü yapan şeyin ne olduğunu bilmek istediği için dünyaya iniyor. Zaman içerisinde kendine denekler seçiyor, onlara dünyada isteyebilecekleri en karanlık şeyleri veriyor ve daha sonra her şeylerini ellerinden alıp çevrelerindeki herkesi öldürüyor. Deneğini, kendi dünyasının çarpıtılmış bir versiyonuna atıyor ve hayatta kalmak için neleri göze alabileceğini görmek istiyor.

Biz de oyunda şeytanın seçtiği denekleri oynuyoruz. Hikâye bu yönde dünyayı gezip gizemleri çözdükçe ilerliyor ve dayatılmış bir oynanış biçimi yok. Oyuncu isterse dalga dalga gelen düşmanlarla mücadele edebilir ve ne kadar hayatta kalabileceğini görmeye çalışabilir; isterse de açık dünyada bulmacaları çözüp bir takım görevleri yerine getirerek hikâyeye dair ipuçları toplayabilir.

Geliştiricilere Sorduk

Buried Alive: The Annihilation, bizim de oldukça ilgimizi çekti ve biz de fırsatını bulup geliştiricilerden Berk Ökten ile bir röportaj gerçekleştirdik. Aklımızdaki sorulara da oldukça güzel cevaplar aldık. Buyurun röportajın özeti:

Oyun sektöründe indie geliştiricilerin öne çıkması bir hayli zor olmasına rağmen, neden VR gibi yeni ve gelişmekte olan bir alana yöneldiniz? Sizi buna yönelten fikir nedir?

VR teknolojisi çok yeni bir süreç olduğu için bu sürecin başlangıcında yer almak bizim için bir avantaj. Çünkü VR, oyun sektöründe henüz büyük bir pazar oluşmuş değil ve pazarda ciddi bir oyun açığı var. Bizim üzerinde çalıştığımız tarzda oyun bulmak oldukça zor. Oyunlar çoğunlukla teknoloji demosundan ibaret oluyor, oyun olarak detaylı bir içerik sunmuyor. Biz de pazardaki açıktan faydalanmak ve insanlara gerçekten iyi oyun deneyimi sunabilecek bir proje üzerinde çalışmak istedik.

Yapım sürecinde kullandığınız VR teknolojisinin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

VR teknolojisinin avantajlı tarafı mobil için de uyumlu bir teknoloji olması. Ancak bu teknolojinin büyük bir dezavantajı var ki o da render dediğimiz veri ve görüntü işleme sürelerinin uzunluğu. Render süreleri tabii ki elimizdeki bilgisayarların performansına da bağlı olarak yavaş olabiliyor ve doğal olarak bizim geliştirme sürecimizi de yavaşlatıyor. Bir diğer zorlayıcı unsur da uyumluluk. VR teknolojisi için ürün geliştiren birden fazla marka olduğu için, hepsi için uyumlu bir oyun ortaya çıkarmak da fazladan düzenleme ve kontrol yapmayı gerektiriyor. Bizim oyunumuz da en uyumlu şekilde HTC Vive ile çalışıyor.

Oyunda oyuncuya ne gibi çeşitlilik sunuyorsunuz?

Oyunda onlarca silah çeşidi var ve oyuncu bu silah çeşitliliğinden faydalanarak kendi oynanış çizgisini oluşturabilir. İsterse eline yayını alıp okları düşmanlarına fırlatabilir, isterse elindeki bir pompalı tüfekle dehşet saçabilir. Ayrıca dalga dalga ilerledikçe güçlenen ve daha tehlikeli hâle gelen zombiler, bazı noktalarda karşınıza çıkabilen mistik bir takım yaratıklar oynanışı hem çeşitlendirecek hem de oyuncunun devamlı olarak tetikte kalmasını sağlayacak.

Oyunda sinematik sahneler olacak mı?

VR teknolojisi ve kullanıcı alışkanlıkları sebebiyle sinematik sahneleri mümkün olduğunca az ve kısa tutmaya özen gösterdik. Çünkü VR gözlüğü takan bir oyuncunun normal bir oyunla aynı sinematik deneyimi yaşaması mümkün değil. Başınızı sağa sola çevirdiğinizde rahatsız olmanız çok olası. Bu yüzden sinematik sahneler sınırlı düzeyde.

Geliştirme süreci açısından birbirinden bu kadar uzak konumlarda olmak ne gibi zorluklar getirdi?

Birbirimizden uzak olmak elbette zorlayıcı oluyor. Aramızda veri alışverişi yapacağımız zaman internet hızından kaynaklı olarak bu süreç çok yavaş olabiliyor. Upload hızlarının ne durumda olduğu ortada, bazen benim sadece bir tasarım dosyasını arkadaşıma göndermem bir haftayı bulabiliyor. Bu da doğal olarak geliştirme sürecini etkiliyor. Tabii fiziksel olarak bir araya pek gelemediğimiz için de fikirlerimizi internet üzerinden yaptığımız görüşmelerle tartışabiliyoruz. Fiziksel olarak aynı ortamda olsak muhtemelen hem daha hızlı hem de daha sağlıklı bir geliştirme süreci olurdu.

Birçok indie geliştiricinin yaşadığı gibi siz de kendi projenizi tanıtmak konusunda ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

Indie geliştirici olmanın en büyük zorluğu o projenin tamamen kendi bütçenizle ortaya çıkıyor olması. Biz de bu projeyi tamamen kendi imkanlarımızla bugünlere getirdik ve tanıtımından da biz sorumluyuz. Birçok indie geliştirici gibi biz de projemizi insanlara sunma noktasında yetersiz kalabiliyoruz. Bütçemiz de sınırlı olduğu için bunu yalnızca elimizdeki projenin geliştirilmesinde kullanabiliyoruz. Genellikle indie geliştiriciler kendilerini en iyi fuarlarda tanıtabilirler.

Biz de geçtiğimiz yıl GİST’e katıldık ancak bize sunulan stand alanı indie projelerinden daha ayrı bir bölgede ve fuarın arka taraflarında kaldığı için beklediğimiz ilgiyi göremedik. Denemek için gelenlerin de birçoğu yalnızca VR gözlük denemeye gelip gidiyordu. Bu yüzden şimdilik fuarlara harcayacağımız para ve zamanı, elimizdeki projeyi daha iyi bir noktaya taşımak için kullanıyoruz. Elimizdeki diğer imkânları değerlendirerek projeyi oyun ve teknoloji basınıyla ilgili mecralara ulaştırmaya çalışıyoruz.

Ancak bunların dışında kendimizi oyunculara tanıtmak için bir fırsatımız daha var. Polonyalı bir yayıncı firma ile anlaşma sağladık ve Steam üzerinde belirli bir istek listesi limitine ulaşırsak bizim Steam bazında tanıtımımızı yapacaklar. O yüzden şu an için amacımız insanların bizi istek listelerine eklemeleri. Bu sayede oyunumuz yayıncı bir firmanın bünyesi altında olur ve daha sağlıklı bir tanıtım süreciyle pazarda yerimizi alırız.

Hangi fiyattan çıkış yapmayı düşünüyorsunuz ve hedef kitleniz nedir?

Türkiye için 32.00 TL, diğer bölgeler için 19.99 Dolar gibi bir fiyattan çıkış yapmayı düşünüyoruz. Açıkçası hem Türkiye’deki hem de yurt dışındaki VR kullanıcı kitlesinin ne kadar azınlıkta olduğunu bildiğimiz için, fiyatı uygun tutmaya çalıştık. Zaten az sayıda bir oyuncu kitlesine hitap ediyoruz, dolayısıyla yüksek bir fiyat belirlemedik. Ancak asıl hedefimiz VR kullanıcılarının ülkemize göre daha yaygın olduğu bölgeler. Yani daha çok Avrupa ve Amerika.

Yaptığımız röportaj sonrasında belirtmek isteriz ki, Buried Alive: The Annihilation gerçekten zor imkânlarla ortaya çıkmış ve arkasındaki fikirle birlikte düşünüldüğünde tam anlamıyla “Geek yapmış!” diyebileceğimiz bir proje. Indie geliştiricilerin ne gibi zorluklarla projelerini ortaya çıkardıklarını biliyorduk ancak elimize böyle bir örnek geçince hem heyecanlandık hem de gururlandık. The Two Ravens‘ı böylesine ilgi çekici bir VR oyunu geliştirdikleri için öncelikle tebrik ediyoruz ve Buried Alive’ı merakla bekliyoruz. Her ne kadar VR bir oyun olduğu için herkesin deneyimlemesi mümkün gözükmese de, projenin elde edeceği başarı ve geleceği açısından meraklıyız.

Sizleri de oyunu inceleyip, bize hak verirseniz şuradan ulaşabileceğiniz Buried Alive: The Annihilation VR‘ı istek listenize eklemeye davet ediyoruz! Çünkü geek yapmış, bize de destek olmak düşer değil mi?

Yazar

Tasarım, fotoğraf, oyun, teknoloji, müzik, edebiyat, sanat, mutfak ve daha birçok şeyle ilgili insan. Soundtrack delisi. Sosyal medya: @mfurkanakyuz

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.