Güzide Türkçe’mize, ateri salonu yoğunluğunun olduğu bölgelerde “İlerlemeli Dövüş” olarak geçen Beat ’em Up oyunlarını kim sevmez ki? Çoğunun genelde tırt bir hikayesi vardır; Akıl mantık almayacak saçmalıklarla doludurlar ve yeterince inatçı bir arcade oyuncusuysanız cebinizdeki son kuruşu emmeye hazırdırlar. Fakat bunların hiç bir önemi yok. Çünkü o iki boyutlu platformdaki karakterimizi sağa sola götürerek önümüze gelen düşmanları amaçsızca tekme tokat manyağı yapmak paha biçilemez.

Beat ’em Up deyince aklımıza tabi ki sadece arcade salonlarındaki jeton canavarı 2D oyunlar gelmiyor. Fakat varlığını tarihin tozlu raflarında bırakan bu türe ait yeni bir oyun neredeyse hiç üretilmiyor. Zamanında çeşitli konsollar için yapılmış 3D devam serilerinin de gerçekten çok kötü örnekler olduğunu görüyoruz. Günümüzde Beat’Em Up havasına en yakın oyunlar da artık aksiyon oyunları kategorisinde anılmaktalar zaten. Bu noktada işi nostaljiye (ya da o nostalji havasını yakalayabilene) bırakmanın çok daha uygun olduğunu farkettik.

Kriterlerimiz her zamanki gibi, yazıdan önce bold ve listelenmiş vaziyette, şu şekildeler.

  • Her seriden sadece bir oyun alıyoruz.
  • Beat ’em Up oyunları, genelde iki boyutlu, yegane amacın düşmanları dövüş oyunu vari kontrollerle yenerek bölümün sonuna ulaşmak olduğu oyunlardır. Türü böyle belirledik. Bunun haricinde iyi bir Beat’Em Up oyununun esasında sahip olması gereken 3 adet kriter olduğunu düşünüyoruz. Bunlardan ilki harcanan zaman ve paranın karşılığını tam anlamıyla  sunabiliyor olması. İkincisi dostlarınızla beraber oynadığınızda çok daha eğlence vaadebilmesi. Son olarak da tekrar tekrar, belki de onlarca kere oynatabilecek kadar hırsa sürükleyebiliyor olması. Listemizi hazırlarken de bu kriterlere bağlı kaldık.
  • Ve her zamanki gibi, tarihi önemlerinden çok, safi kalitelerini ele aldık, eğer aynı seride bir oyun ilk oyunun tüm hatalarını düzeltmişse, sadece ilkinin ehemmiyeti fazla diye o oyunu listeye almamazlık etmedik.

Bu serideki diğer listelerimiz ise şu şekildeydi:

Jetonları aldıysanız geri sayıma başlayabiliriz!

10. Captain Commando

captaincommando

Captain Commando benim için hep en ilginç ve eğlenceli karakterlere sahip beat ’em up olmuştur. 2026 yılında suçlularca yönetilen Metro City’de Captain Commando ve ekibi olarak oyun boyunca şehri bu durumdan kurtarmaya çalışıyorduk. Ekip demişken bu süper kahraman tayfasındaki diğer tiplerden bahsetmesek olmaz. Ana karakterimiz Captain Commando’ya iki eli bıçaklı bir mumya (Mack the Knife), üstün yetenekli bir ninja (Ginzu the Ninja) ve kendisi için fazla büyük bir mech kullanan bir adet bebek (Baby Head) eşlik ediyordu. Şu güzelim oyunu dört arkadaş birlikte oynamanın verdiği tat gerçekten çok az oyunda vardır.

 

9. Streets of Rage 2

streetsofrage2

İlk bakışta Streets of Rage 2’nin türdeşlerinden çok da bir farkı yok gibi gözükür. Yine elimizdeki karakter seçeneklerinden birini seçip “Jack” ya da “Jones” gibi farklı isimlere fakat aynı modellere sahip düşmanları pataklayarak bölüm sonuna ulaşıp boss’u indirmeye çalışırız. Fakat SoR2 1992 yılında piyasaya sürüldüğünde büyük bir bomba etkisi yaratmıştı. Tabi ki bu başarıda oyunun türe getirdiği yenilikler, alışık olmadığımız bir semi-special move sistemi, Megadrive/Genesis sisteminin sınırlarını zorlayacak derecede iyi müzikler gibi faktörlerin etkisini de unutmamak gerekir. Ayrıca kaykayla hareket ederek dövüşen bir karakteri oyuna dahil etme fantezilerini hayata geçirdikleri için de Sega’yı bu noktada takdir etmek lazım.

 

8. Double Dragon II

Double Dragon

Jimmy ve Billy Lee gibi aşırı yaratıcı isimlere sahip iki kardeşin maceralarını konu alan Double Dragon serisini bilmeyen pek yoktur. Hatta dönemin bir çok popüler oyunu gibi onun da leşler ötesi bir filmi bile çekilmiştir. Oyuna dönecek olursak, Double Dragon II’de ilk oyunda binbir güçlükle kurtardığımız yardıma muhtaç kızımız Marian’ın öldüğü gerçeğiyle yüzyüze kalıyor ve bu sefer intikam için yollara düşüyorduk. Hatırlayan varsa epey de zor bir oyundu Double Dragon. Çünkü 1988 yılında çıkmış bir oyun için aklı fazla çalışan yapay zekalarla mücadele vermeye çalışıyorduk. Önümüzdeki kaslıyı mı denk getirip dövmeye uğraşsam, yoksa uzaktan uzaktan dolaşıp arkama geçen cibiliyetsize mi dikkat etsem hiç bilemezdim.Son olarak Double Dragon’ın Beat’em up türünü parlatıp altın çağına taşıyan oyun olduğunu da unutmayalım tabi.

 

7. Scott Pilgrim vs. The World: The Game

scottpilgrim

Scott Pilgrim vs. The World: The Game 2010 yılında PS3 platformunda yer bulmuş bir oyun olmasına rağmen o nostaljik, özlediğimiz beat ’em up havasını çok uzun zamandır bize solutan yegane oyun olmayı başarmıştı. Çizgi romanına ya da en azından filmine aşina olanlar genel konseptin parodiler ve absürd geyikler üzerine kurulu olduğunu tahmin etmişlerdir zaten. Oyunda klasik beat ’em up’lardan farklı olarak karakterlerimizi geliştirebildiğimiz ufak bir tecrübe sistemi de vardı. Scott Pilgrim vs. The World: The Game bizi hem çok güldürdüğü, hem çok eğlendirdiği, hem de artık ölü sayabileceğimiz bir türü tekrar hatırlatarak saygımızı kazandığı için doğal olarak listede yerini buldu.

 

6. Battletoads

battletoads-(7)

Günümüzde Dark Souls’un ne kadar zor olduğundan yakınan insanların gerçekten hayatlarında hiç Battletoads tecrübesi yaşamamış olduğunu düşünerek üzülüyorum. Üzülüyorum, çünkü bu oyunun sinir edici muhteşemliğini gerçekten her bir oyuncu bireyin tatmasını yüreğimin taa en derinliklerinden büyük bir içtenlikle istiyorum. 1991 yılında ninja kaplumbağalara alternatif bir rakip olması düşünülerek ortaya atılan bir fikir üzerinden yola çıkmıştı Battletoads. Bugünlerde bile çeşitli internet tartışma platformlarında muhabbetinin çevrilecek kadar popüler olması ortaya çıkış amacını aşarak ne kadar büyük bir başarı yakalamış olduğunu gösteriyor. Garip dünyası, eğlenceli karakterleri ve sizi daha da hırslanmaya iten zorluğuyla gerçekten gelmiş geçmiş en iyi beat’ em up tecrübelerinden birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

1 2
Yazar

Anadolu Üniversitesi Animasyon Bölümünden mezun olmak üzere olan Melih, günlerini çizgi roman çizerek zengin olacağı hayalleri kurarak geçirmektedir. Yamuk tasarımcı, sanat şakşakçısı, rol yapma oyunları aşığı, goril sever, ruh terbiyecisi ve ufak diyarların küratörüdür...

1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.