5. Golden Axe

golden axe

Beat’ em up oyunlarının kendilerini otoparklardan, metro istasyonlarından ve hangarlardan kurtaramadığı bir dönemde fantastik ögelerle dolu dünyası ve karakterleriyle adeta bir güneş gibi parlamıştı Golden Axe. Şimdi nereden başlasam bilemiyorum çünkü anlatılacak çok şey var bu oyunla ilgili. Misal farklı saldırı ve strateji türlerine sahip düşmanlardan bahsedebiliriz. Biriktirdiğimiz iksirlerle yapabildiğimiz ilginç büyüleri de söylemezsek olmaz. Tabi garip bineklerle üstümüze gelen düşmanları kafasına balta geçirip düşürdükten sonra ortada kalan bineğe binebiliyor olmamız da cabası. Golden Axe’ın güzelliklerini ve beat’ em up türüne yaklaştığı bambaşka bakış açısını anlatmakla bitmez. Ayrıca oyunda cüce var lan. Baya bildiğin baltalı, sakallı savaşçı cüce yani. Daha ne kadar muhteşem olabilir ki?

 

4. Cadillacs & Dinosaurus

Cadillacs and Dinosaurs8

Şimdi her şeyden önce yukarıdaki ismi görmezden gelerek bu oyunun gerçek adının MUSTAFA olduğu gerçeğinde hemfikiriz değil mi? Tamam öyleyse. Devam edebiliriz… Çizgi roman oyunları için beat ’em up türünün hep çok uygun olduğunu düşünmüşümdür. Listede beni yalanlamayacak kadar kaliteli isimlerin varlığını da farketmişsinizdir zaten. Bunların en başarılılarından biri de şüphesiz ki Mustafa’dır. Üç arkadaş yan yana oturup, jetonları önümüze dizip, üzerimize silah doğrultan o şerefsizin olduğu “Continue” ekranının gelmemesi için canla başla oynardık bu oyunu. Kendine has muhteşem dünyası, tamamen kaostan oluşan yapısı, araç sürme bölümlerinde “Azcık dur ben süreyim” kavgaları ve “Şişmanı döv lan, dinazoru uyandıracak!” diyaloglarını bir çoğunuz hatırlıyordur mutlaka. Başından sonuna kadar her zerresinden zevk aldığımız bir oyundu Mustafa. Ne güzeldin be Mustafa.

 

3. Punisher

punisher

Bir başka çizgi roman uyarlaması daha. Üstelik bu sefer bir çoğunuzun tanıdığı bir isim: Punisher. Yardımcı rolde de Nick Fury olunca tadından yenmeyecek bir oyunla karşı karşıya kalıveriyoruz. Açıkçası Capcom’un buradaki başarısını takdir etmemek elde değil. Çünkü sadece iyi bir oyun ortaya çıkartmakla kalmamış, aynı zamanda dönemin çizgi romanlarının havasını oyuna o kadar güzel yedirmişler ki yıllar sonra bile oynandığında insana “Vay be” dedirtebilecek bir oyun olmuş. Attığımız her yumrukla birlikte ekranda beliren “POW” yazıları eşliğinde eğlenceyi körükleyen bir oyundu Punisher. Ayrıca son boss olan Kingpin’i eşek sudan geleseye kadar pataklamanın verdiği haz da apayrıdır.

 

2. Final Fight

final-fight-2

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım Final Fight rezalet bir oyun olsa bile (ki arkasında Street Fighter’ı yaratan ekip olduğu düşünülürse pek de mümkün değil) sırf Haggar ile düşmanın kafasını bacakların arasına sıkıştırıp şöyle oturaklı bir piledriver çekmenin tadını hiç bişey veremezdi. Esasında sadece Double Dragon’un elde ettiği başarıyı yakalaması gereken bir oyun olması gerekiyordu Final Fight’ın. Fakat oyun her açıdan o kadar başarılıydı ki bir çok kritiğe göre gelmiş geçmiş en iyi beat ’em Up oyunu olarak anılmasına sebep oldu. Hepsi farklı dövüş stillerine sahip üç farklı karakterden birini seçerek yine -klişe çamuruna batmış- yardıma muhtaç kızın peşinde sokaklarda terör estiriyorduk. Bırakın ana karakterleri, hatta boss’ları; bölüm içerisinde karşılaştığımız yancı tiplerin bile Street Fighter oyunlarında boy gösterdiği bir klasiktir Final Fight. Son olarak o kas yığını Haggar adlı güreşçinin aynı zamanda şehrin valisi olduğu gerçeğini de hatırlatmadan edemeyeceğim. Şimdi düşününce ben de vali olsam ve kızımı kaçırsalar, kıyafetlerimi yırtıp sağı solu dağıtırdım heralde. Adam haklı.

 

1. Teenage Mutant Ninja Turtles: Turtles in Time

Teenage_Mutant_Ninja_Turtles_-_Turtles_in_Time_-_1991_-_Konami

Yıl 1993’dü. Ninja Kaplumbağalar furyası bütün dünyayı hali hazırda sarmış durumdaydı ve o zamanlarda bile uyarlama oyunlar her zaman beklenilen sonucu veremiyordu. Fakat Konami bu dört kaplumbağayla ne yapacağını çok iyi çözmüş ve herkesin tam istediği gibi bir beat ’em up oyunu ortaya çıkarmayı başarmıştı. Dört kişiye kadar oynanan ve tarifi imkansız bir eğlence sunan oyun o kadar dinamikti ki gerçekten kendinizi çizgi filmde gibi hissediyordunuz. Kaplumbağalarımız yuvarlanıyor, silahlarını kullanıyor, uçan tekmeler atıyor hatta power attack’larıyla rakiplerini ekrana yapıştırıyorlardı. Michalengo’nun “Cowabunga” diye bağırışları için bile oynanmaya değer bir oyun TNMT:TiT. Her bölüm sonunda çizgi filmden tanıdığımız o meşhur kötü adamlarla savaşmak da ayrı bir zevktir. Standart beat ’em up oyunlarına oranla fena olmayan hikayesi ve oyun kadar dinamik müzikleriyle de gönlümüze taht kurmayı başarmış Teenage Mutant Ninja Turtles: Turtles in Time bence gelmiş geçmiş en sağlam beat ’em up olmayı hak ediyor. Şimdi kendinize bir güzellik yapın ve ançuezli olmasa da bir pizza söyleyin ve oturup şu oyunu oynayın. Harcadığınız zamana değeceğine eminim.

1 2
Yazar

Anadolu Üniversitesi Animasyon Bölümünden mezun olmak üzere olan Melih, günlerini çizgi roman çizerek zengin olacağı hayalleri kurarak geçirmektedir. Yamuk tasarımcı, sanat şakşakçısı, rol yapma oyunları aşığı, goril sever, ruh terbiyecisi ve ufak diyarların küratörüdür...

1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.