5. Psychonauts

Psychonauts

Biri Tim Schafer mı dedi? Demediyseniz de deyin. Günde üç kere Tim Schafer deyin tercihen. 2000 senesinde kurduğu Double Fine ile birlikte yarattığı ilk oyun Psychonauts’u da her Tim Schafer dediğinizde bir defa açıp oynayın. 2005 çıkışlı Psychonauts, en kıymeti bilinmeyen oyunlar listesinde hep tepeleri zorlar, hep de yanında Beyond Good & Evil vardır. İki dahi adamdan, iki dahice oyun. Psychonauts’un kıymeti, oyunu oynadıkça, karakterlere aşık oldukça ve şirin gözüken dünyanın aslında karanlık taraflarını da gördükçe anlaşılır. Anlaşıldıktan sonra da zaten bir daha unutulmaz. Günde üç kere Tim Schafer deyip, üç defa Psychonauts oynayan bir adama dönüşürsünüz.

 

4. Maniac Mansion II: Day of the Tentacle

Day of the Tentacle

Day of the Tentacle’ın gerçekten ne kadar mühim bir macera oyunu olduğunu öğrenmek istiyor musunuz? Size şu cümlelerle özetleyelim. Maniac Mansion II, çıktığında, oyuncuyu keşfetmeye çalıştığı için cezalandırmayan ilk oyunlardan biriydi. Oyunda ölmek mümkün değildi zira. Grafik tarzı, ilk oyundan sonra radikal bir biçimde değişmiş ve tamı tamına 21 yıl sonra bile göze güzel gözüken bir hâl almıştı. Ve her şeyden önemlisi, Schafer ve Gilbert imzalı senaryosu, ölümüne komikti. Day of the Tentacle aslında pek çok şeyi değiştirdi ve neredeyse hepsi, olumlu yöndeydi.

 

3. Heavy Rain

Heavy Rain

Heavy Rain’in gücü, hiçbir zaman hikayesi olmadı. Dürüst olmak gerekirse ikinci saatten itibaren tahmin edilebilir plot twist’i çok etkileyici değildi. Hikaye de kağıt üzerinde klişeydi aslında. Fakat Heavy Rain’i Heavy Rain yapan, onu listenin üçüncü sırasına yerleştiren şey, sizi dünyasına, karakterlerine çekebilme gücüydü. Ethan, Madison, Scott ya da Jayden. Bunlardan herhangi biriyle dişinizi fırçalayıp, ayakkabılarınızı bağladığınızda, bir sigara yakmak gibi basit işlemleri yaptığınızda ona biraz daha yaklaşıyor, onun acılarını biraz daha hissediyordunuz. En nihayetinde, onlarla beraber hikayenin sonuna vardığınızda da bütün bu yolculuk, apayrı bir seviyeye erişiyordu.

 

2. The Secret of Monkey Island

Monkey Island

İddialıyım, şu dünya üzerinde The Secret of Monkey Island kadar komik bir oyun yok. Yani olmayabilir, “bence” falan değil, yok işte. Ben tüm hayatım boyunca oyun oynadım ve hiçbir oyunda karnımı tutarak güldüğümü hatırlamıyorum. Son yıllarda tüm oyunların giderek ciddileştiğini düşünürsek, daha da göreceğimi sanmıyorum. Ama Monkey Island ayrı işte. Guybrush Threepwood’un diyalogları bir yana, yan karakterlerin çıkışları öte yana, “Insult Swordfighting” ise bambaşka bir yana. Komik arkadaş, hakikaten, objektif olarak komik yahu!

 

1. Grim Fandango

Grim Fandango

Çok gidip geldiğimi söylemek gerek bir numara için. İki oyun vardı, ya Monkey Island olacaktı, ya da Grim Fandango. Schafer ya da Gilbert. Guybrush ya da Manny. En sonunda, kafamı birkaç duvara ve bir iki sağlam dolaba vurduktan sonra, tek bir sahne canlandı gözümün önünde. Manny’nin çiçeklerle olan sahnesi diyeyim, oynamamış arkadaşlara spoil etmeden, oynayanlara derdimin ne olduğunu anlatayım. O sahnenin beni ve neredeyse tanıdığım herkesi ne kadar vurduğunu hatırladım. Ve sonra, artık bu kadar vurucu sahnelerin, bu kadar inandırıcı karakterlerin, bu kadar derin ve dokunaklı hikayelerin ne kadar az olduğunu anımsadım. İşte o zaman hiç tereddüt etmeden koydum Grim Fandango’yu bir numaraya. Ölmeden önce oynamanız gereken tek bir macera oyunu varsa, o da budur…

1 2
Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.