Onun kod adı 47. Sizin benim gibi bir insan değil, o bir suikastçı. Ama özel yapan şey yaptığı iş değil, hatta bence başarıları da değil. Onu özel kılan şey kendisinin bir klon olması. Yani bir hayatı, anıları, bir amacı, köpeği, kedisi yok. Muhtemelen de hiç bir zaman olmayacak… dememi bekliyordunuz ama yanıldınız. Bu oyunla birlikte 47 değişmiş… Hem de bakın ne kadar.

Ense traşı olmamış…

Önce oyunun konusuna şöyle fazla sezdirmeden bakalım: Yıllardır kadrolu olarak çalışan 47’ye bir “iş” daha verilir. Ancak bu seferki hedef, kendisine yıllarca sadık kalmış, o güzel ses tonuyla öldüreceği kişinin ayrıntılarını vermiş, 47’ye görev brifinglerini yapmış olan kadındır. 47’nin ruhsuz ötesi bir katil olduğunu var sayarsak, kadının öldürülmesini de gayet doğal bulabiliriz. Ama bu ölüm aslında bir çok olayın başlangıcı olacaktır. Bu olaylar 47’nin hiç alışmadığı bir türden olacaktır; Kel katilimiz kendini, bir kızı korurken bulur… ve bu kız son derece önemli bir kızdır.

İyi kim, kötü kim?

Oyunda bir çok güç ile çatışıyoruz; güvenlik görevlileri, polisler, ajanlar kısacası eli silah tutan (ve çok iyi olduğunu zanneden) bir sürü tip karşımıza çıkıyor ve haliyle ölüyor. Bu ölümleri gerçekleştirirken estetik olan kısımlardan çok memnun olduğumu söylemeliyim. Yani oyunun grafikleri (bilgisayarınız detay kaldırdığı sürece) gayet yeterli, görevimizi yaptığımız ortamlar detaylarla tasarlanmış ve gerçekçi. Yani birilerini sessizce, kılık değiştirerek öldürmek istiyorsanız, bütün haritayı dolaşmadan, tahmin yürüterek plan yapıp, başarabiliyorsunuz. Basit bir örnek vereyim; silahsız kaldınız ve peşinizdekileri anca atlattınız diyelim. Hedefiniz de çok yakınınızda ve silaha ihtiyacınız var. Bakıyorsunuz çevreye ancak silah yok. Etrafta çok güzel hazırlanmış bir sofra var. “Haa” diyorsunuz, “Ben çok zekiyim, buralarda bir mutfak olmalı. Oraya gidip bir bıçak bulabilir ve hedefimin boğazını kesebilirim. Çok akıllıyım.” diyebilirsiniz. Oyun bu tip fikirleri ve kişileri destekliyor.

Düşmanlar yorgun, uykusuz, oysa 47 cin gibi!

Günümüzde her oyunda olduğu gibi bu oyunda da farklı zorluk seviyeleri var. Dört ayrı seviyede kendinizi deneyebiliyorsunuz. Kişisel olarak ben en çok normal olan seviyede oynadım. Gerçekten de zaman zaman zorlayan zaman zaman da rahat geçmenizi sağlayan bir seviye. Ancak bir itirazım var. Bu seviyede düşmanın tepki süresi beklediğimin biraz altında. Hatta komik şeyler oluyor. Masanın altındayım, elimde silah var, bir koruma görüyor beni ve hemen harekete geçemiyor. Hele ki görüş menzilinden çıkarsanız, koruma hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor. Oyundaki düşmanlar genel olarak rahat adamlar yani, takılıyorlar kafalarına göre. Çok abartırsanız ayıp olmasın diye sıkıyorlar. Çoğu böyleyken bazıları da oldukça uyanık olabiliyor. Pek ortasını göremedim ben.

Normal seviyesinde düşmanların çoğu akşamdan kalma gibi hareket etse de daha yüksek zorluk seviyelerinde dünyanızı dar edebiliyorlar.

hitman_absolution_34

Dünyanın en hızlı kıyafet değişimi

Serinin diğer oyunlarını oynayanlar bilir; 47’nin ilk oyunlarından beri öldürülen bayıltılan kişilerin kıyafetleri alınır, yakışıyor mu yakışmıyor mu bakılmaz, giyilir. Aynı adet bu oyunda da devam etmiş (haliyle). Güzel bir özellik, ayrıca bu konudaki bazı ayrıntılar (örneğin kıyafetiniz ile silahınızın uyumlu olması gibi) oldukça güzel olmuş. Tabi yine eski oyunlarda olduğu gibi kıyafet değiştirdiğinizde de yakalanma riskiniz var. Dikkat etmenizi öneririm.

Kıyafetlerindeki sökükleri, fazla kumaşları kontrol etmeden giyen 47’nin kontrol edilmesi de fazlasıyla kolay. Neredeyse kontrollere bir kaç dakika içinde alışıyor ve bir daha bu alışkanlığınızı kolay kolay kaybetmiyorsunuz. Birine bıçak fırlatarak sessizce öldürürken, bir saniye sonra yarı-otomatik makinalı tüfeğiniz yardımıyla ortalığı cehenneme çevirebiliyorsunuz. (Tabi gitti sessizlik ama neyse…)

Senaryo seviyesi: Meh.

Oyunun bundan önceki halkası olan “Blood Money” standart senaryodan biraz daha farklı gibiydi. Bazı kumpaslar ve ihanetler dönüyordu. Anlaşılan oyunun yapımcıları bundan hoşlanmışlar ki, 47’nin yeni serüvenine daha politik, daha insancıl şeyler koymuşlar. Yine de ben, oyunda “Aman yarabbi” dediğim herhangi bir kısmın olduğunu hatırlamıyorum. Çalıştığı şirkete sırtını dönen ve bir kızı koruması gereken suikastçinin hikayesi diyebiliriz. Sıkmıyor ama çok çekici de sayılmaz.

 

big_HitmanAbsolution4Daredevil vs 47?

“Ne alaka Daredevil? Yazar içti de sapıttı mı?” dediğinizi duyar gibiyim. Yok onunla alakası yok. Daredevil’i bilirsiniz; müthiş duyuları vardır, göremese bile görüyormuş gibi pataklar adamı. Üst katı görür (duyumsar diyeyim) alt katı duyumsar, duvar arkasını duyumsar, yani kimseye rahat huzur vermez, özel hayat bırakmaz. İşte onun hislerinin aynısı -tamam aynısı demeyelim çok benzeri diyelim- 47’de de mevcut. “İçgüdü” diyebileceğimiz bu hisler sayesinde, dostu düşmandan, silahlıyı silahsızdan ayırt edebiliyoruz. Özellikle hedefleri de gösterdiği için inanılmaz kullanışlı bir özellik. Ek olarak bu özellikle baktığımız kişilerin nereye gideceklerini (alevden bir çizgi ile) göstermesi benim ilk defa karşılaştığım bir şey. Oynadığınız zorluk seviyesine göre bu güç zamanla bitiyor ve yeniden dolabiliyor. Bazı seviyelerde yeniden dolmazken, bazı seviyelerde bu güç tamamen kapalı oluyor. Zevk almak için bu gücün açık olduğu zorlukları tercih etmenizi tavsiye ederim. Elimizin altında bulunan kişi sıradan bir suikastçi değil, o 47. Hakkını verin.

Son kel

Seriyi sevenler için Absolution ortalama bir devam oyunu olmuş. Bu kişiler için söyleyebileceğim şey daha fazla 47 ile oynamalarını mümkün kılan bu oyundan çok yüksek beklentilerinin olmaması gerektiği. Yukarı yazdığım gibi sıkmıyor ama oynamak için evinize koşarak da gitmiyorsunuz. (Ya da kız arkadaşınızı ekmiyorsunuz?) Hitman ile daha önce karşılaşmamış oyuncular içinse yine ortalama bir aksiyon oyunu olduğunu söyleyebilirim. Suikastçi falan diyoruz ama isterseniz çekip silahlarınızı, önünüze geleni kurşun yağmuruna tutarak da ilerleyebiliyorsunuz. Bu tip çatışmalara girmek de oldukça zevkli ancak uyarayım zorluk seviyesinde böyle çatışmalar neredeyse her zaman ölüm demek.

Sonuç olarak indirimde olduğu zaman alınabilecek, zevkli vakit geçirilebilecek bir oyun. Ama bir başyapıt beklemeyin.

 

 

 

 

Yazar

Lisans bitti, yüksek lisans bitti, askerlik bitti ama yazmaya ve FRP'ye olan ilgisi bir türlü bitmedi. Tam bir Frp tutkunu, hoş sohbet, biraz umursamaz biraz da tembel. Nerede kötü adam varsa onu sever. İyilikten hoşlanmayan bir süper kahraman. Bir Batman değil ama bir Robin. İzini bulmak için Facebook'a Seçkin Özcan yazmanız yeterli. Face'i var, sohbet için. Bir de artık kızılı var.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.