Son dönemde, pek çok PC oyunu oynadım. Bunların içinde daha önce beklentilerimi yükseltmiş olmasına rağmen bunu karşılayabilen nadir oyunlardan biri ise How to Survive oldu..

Oyunun türü için Hayatta Kalma-Korku-Aksiyon-RYO deniliyor. Esasında Hayatta Kalma dışında üçü de sık bulunan türler olmalarına rağmen farkı yaratan ve son dönemde popülerleşen tür olan Hayatta Kalma, yani “Survival” kısmı oluyor.

uçak felan var yeaaa

How to Survive, yine benzeri oyunlarda alışılageldiğimiz üzere eldeki kısıtlı malzemeyi  çok iyi kullanma ve ıvır zıvırdan işe yarayan eşyalar üretip daha uzun süre hayatta kalmak üzerine kurulu bir oyun. Bu şekilde bakarsanız, How to Survive oldukça keyifli bir roguelike oyunu olan Don`t Starve`a benziyor.

Ancak Don`t Starve, daha çok malzeme yönetimine yoğunlaşır ve epeyce silahlanıncaya kadar yaratıklardan kaçmayı gerektirirken How to Survive`da daha ilk dakikadan itibaren elinizdeki sopa ya da pala gibi silahlarla zombileri öldürmeye başlıyorsunuz. Daha sonraları 4-5 parça malzemeyi (borular, eski bir tabanca kabzası, eski bir pompa gibi) birleştirerek el yapımı tabanca, shotgun gibi silahlar üretiyorsunuz. Ya da esnek bir dal ve bir parça makara ile yay yapabiliyorsunuz.

tabanca bile var gravv gravvv

Bu şekilde oyunun aksiyon yönü ortaya çıkıyor ve oyun Diablo serileri gibi yüzleri bulmasa da sayıları bir hayli fazla olan zombileri öldürerek ilerlediğiniz bir hâle geliyor. Ancak o türün benzerlerinin aksine, çok dikkatli ilerlemez ve bir kaç taneden büyük gruplarla bir anda kendinizi yüz yüze bulursanız ya doğrudan topuklamanız ya da bir yandan saldırarak bir yandan ince ince geriye çekilmeye başlamanız gerekiyor Tabi bu sırada kaçtığınız yönden başka zombilerin gelme olasılığı yüksek, yani farkında olmadan sizi bir saniyede alt edecek bir kalabalığa da bulaşabilirsiniz. Tüm zombili film/dizilerde olduğu gibi ne kadar öldürseniz de belli bir süre sonra sağdan soldan zombiler gelmeye devam ediyor. Daha önce temizlediğiniz bir patikadan tekrar geçtiğinizde orada başka bir düşmanla karşılaşmayacağınızın garantisi yok.

RYO yönünden, oyunda istatistikler, yeni yetenekler, level atlama ve deneyim puanı konseptleri mevcut. Açıkçası beni en çok çeken tarafı da bu oldu. Don`t Starve, Tim Burton-vari atmosferi ve grafikleriyle çok güzel bir oyun olsa da bir kez ölünce, bir önceki oyunlarda yaptıklarınızın sonraki oyunlar için hiç bir avantaj sağlamamasından hoşlanmamıştım. How to Survive`da ölseniz bile son checkpointten ya da isterseniz oyunun başından tekrar oynayabiliyorsunuz. Ancak hangisini yaparsanız yapın, eğer isterseniz level atlattığınız karakterle oyuna devam edebiliyorsunuz.

Özünde bir RYO olduğu için, etrafta size quest veren adamlar ve maymunlar (evet maymun, hani muz yedikten sonra poposunu kaşıyan komik elemanlar) var. Bu görevler sonucunda item ve exp kazanıyorsunuz. Bu karakterlerden biri ise deneyimli bir survivalist olan Kovac, haritaları gezerken sağda solda Kovac Rules isimli bu adama ait günlük parçaları buluyorsunuz. Bu günlükler, oyunun temel mekaniklerini size öğretiyorlar ve Fallout benzeri bir espri ve çizim anlayışıyla tasarlanmışlar. Bu yüzden eğlenceli bulabilirsiniz. Ancak ben, Fallout`un o havasını bu kadar net bir şekilde kopyalamalarını pek sevmedim. Yine de Kovac Rules, beni rahatsız edecek kadar fazla karşıma çıkmadı.

tekmeli tokatlı, dövmeli şeyler

Grafiklerden bahsetmek gerekirse, canavar olmayan makinelerde bile çok hoş görünen renkli grafiklere sahip bir oyun How to Survive. Oyun, toplamda dört tane tropik adadan oluşuyor. Bu yüzden etraf oldukça canlı ancak oyunun atmosferini bozmayacak türde gerçekçi grafiklere sahip. Sesler ise yeterli, amacına ulaşıyor.

Oyunun içindeki temel olay ise ölmemek ve envanter yönetimi. Ancak ölüm ağırlıklı olarak zombilerden ya da tehlikeli hayvanlardan gelmesine rağmen açlık, susuzluk, yorgunluk gibi etmenler de dikkat etmeniz gereken şeyler arasındalar. Bunlara özen göstermezseniz hızınız, nişan alma yeteneğiniz vs. gittikçe düşebiliyor. Doğal olarak daha kolay ölebilir hale geliyorsunuz. Yine de level atladıkça verdiğiniz yetenekleri iyi seçerseniz, bunlar o kadar da ciddi sorun olmuyor. Bir de oyunda gece gündüz gibi saatler de var, özellikle gece etraf çok daha tehlikeli hale geliyor ve bazı zombi türleri sadece gece ortaya çıkıyor.

Bu arada oyunda üç farklı karakter bulunuyor, bunların bazı yetenekleri benzeşirken başlangıç istatistikleriyle seçebilecekleri yetenekleri (ve doğal olarak oynanışları) değişiklik gösteriyor. Bu da oyunun tekrar oynanmasına yardımcı olan bir durum.

dipçik gibi adam maşallah

Özetle;

Survival türü sevenler için kaçırılmamalı zira henüz bu türe ait o kadar çok malzeme yok. RYO sevenler için ise mutlaka göz atılması gereken bir oyun. Ben ikisini de oldukça sevdiğim için oldukça keyif aldım. Steam üzerinden oyun satılıyor, yaz indirimlerinde oldukça avantajlı fiyata inmişti hatta, ama kaçırdıysanız üzülmeyin, şu anki fiyatı da o kadar yüksek değil.

Yazar

Bık bık bık bık, bık bık : Bık - bık bık bık? Bık - bık bık... Bık - BIK!!! Bık - Bık, bık, bık, bık bık...

1 Yorum

  1. Çok güzel bir oyuna benziyor hayatta kalmaya çalıştığım bir rol yapma oyununa hayır demem 😀 Bu açlığımı Don’t Starve de ki P.Prenses moduyla gidermeye çalışıyordum bunu gördüğüm iyi oldu valla sağolasın güzel yazı olmuş.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.