Styx: Master of Shadows’u geçen sefer derinlemesine bir inceledik, dilerseniz gelin bu sefer de şöyle bir püf noktalarına bakalım, ne dersiniz? Yazıda fazla bir spoiler vermeyeceğimden dolayı, oyunu oynamamış olan kişiler rahatlıkla okuyabilir, ki zaten amaç o kişilerin oyununu daha zevkli hale getirmek. Styx de hazırsa başlayalım.

Öncelikle oyunun kayıt sistemi tam bir rezalet. Yani aslında sık kayıt alınmadığı için bir çok kez ölebilirsiniz. Bunu engellemek için de ilk tavsiyem yoga yapıp rahatlamanız. “Ben yogadan anlamam” diyorsanız klon kullanmakta fayda var. En güzeli görülmeyeceğiniz bir köşeye saklanın ve yarattığınız klonları size izcilik yapması için önden gönderin. Ancak bunu yaparken dikkatli olun. Klonlar birileri tarafından öldürülmese de (lanet olsun size pis insanlar ve elfler) bir süre sonra yok oluyorlar. Bu yüzden keşvedebildiğiniz kadar çok yer keşfedin ve klon ölmeden önce kendisini yok edin. Bu şekilde daha az amber kullanmayı sağlar ve hayatta kalma şansınızı arttırabilirsiniz.

styx2
Styx, görüldüğü üzere, amacına ulaşmak için şekilden şekle giriyor.

Sadece bu oyun değil diğer oyunlar için de geçerli olan bir konuya değineyim; Kullandığınız kabiliyetleri seçmek. Styx hem dövüşebilen hem de saklanarak, gizlenerek gidebilen bir karakter. Oyun boyunca çoğunlukla ikisine de ihtiyaç duysanız da her yiğidin iksir içişi farklıdır. Örneğin ben bolca kişi öldürdüğüm için yakın dövüşte bana daha yardımcı olabilecek özelliklerden gittim. Siz de nasıl oynayacağınıza karar verip size yardımcı olan kabiliyetler üstüne gidin. Özellikle yan görevleri yapmayacaksınız çok fazla puanınız olmuyor ve “kabiliyetsiz” kalabiliyorsunuz.

Düşmanlarınızı iyice gözlemleyin. Genelde aynı hareketleri tekrarlıyorlar. Bu yüzden karşıdakinin ne yapacağını bilirseniz hızlıca bir plan hazırlamanız daha kolay olur. Bu ayrıntı özellikle ilerleyen bölümlerde işinize çok yarayabilir çünkü bazı düşmanları öldürmek (en ağır zırhlı olanlar) neredeyse imkansız.

Sözünü ettiğim ağır zırhlı tipleri öldürmenin en kolay (ve tek) yolu onları zehirlemek. Yiyeceklerine kusmanız (Styx çok ağır şekilde ülser, ondan kusmuğu zehirli) yeterli.

Neredeyse her düşmanınızda onlarca minik bıçak var. Bu da demek oluyor ki sizi gördüklerinde (ve gördüklerinin bir düşman olduğuna emin olduklarında) başlıyorlar sayısız bıçak fırlatmaya. Böyle bir durumda yapılacak en güzel şey tabi ki tabanları yağlamak. Ama onun da bir taktiği var: Koştuğunuzdan emin olun (bazen fark etmeden eğilme modunda kalabiliyorsunuz) ve bolca zıplayın. Düşmanlarınız her biri çok müthiş bıçak fırlatıcıları değiller (alakasız olacak ama Stormtrooper’lara selam olsun) bu yüzden zıplayarak koşarsanız daha çok bıçaktan kurtulmuş olursunuz. Bu şekilde kaçarken de etrafa çok fazla tırmanmamaya çalışın. Sonuç olarak Styx bir goblin ve acıya çok dayanıklı değil, yani tutunduğunuz zaman bir bıçak yerseniz, kendini aşağı bırakabiliyor. Haliyle de zıbarmanız kolaylaşıyor.

styx-master-of-shadows-novaja-igra-ot-cyanide-st_400
Styx’in vaz geçemediği hobilerinden bir tanesi de boş olduğunda kameraya bakmak. Bu yükseklikte aşağı bakma da…

Biraz öldürerek ilerlemekten hoşlanan arkadaşlara bıçaklarını çok iyi kullanmalarını tavsiye ediyorum; Oyundaki bıçak sayımız çok sınırlı. İki bıçak ile başlıyor ve bunu çok az olmak kaydıyla yükseltebiliyorsunuz. Bıçak genel olarak çok güçlü ve bazı yerlerde kullanılması neredeyse resmen zorunlu olan bir silah. Fırlattığınızda (ağır zırhlı olan ve kafasında miğfer olan arkadaşlar hariç) düşmanı sessiz şekilde öldürebiliyorsunuz. Bölüm içlerinde bıçak bulma şansınız olsa da sağa sola deli gibi bıçak fırlatmadan önce etrafı mutlaka bir kontrol edin. Yüksek bir yerde olan rakiplerinizi iterek, üstünde ağırlık bulunanları ise bu ağırlıkları kullanıp ezerek (iş güvenliği önemli ama anlatamıyorsun işte) tahtalı köye yollayabiliyorsunuz.

Oyunu oynarken kafayı kırmamaya çalışın ve inatlaşmayın. Genelde hedefinize ulaşmanın bir çok yolu var. Duvarlara bakın, farklı yerlerden (mesela borulardan, sonu işinize yarama ihtimali olan uzun koridorlardan) geçin. Bazı yerlerde sessiz davranmak çok daha fazla işinize yararken bazı yerlerde düşmanın dikkatini dağıtmak için kıracağınız bir vazo ya da ölüme yollayacağınız bir klon kellenizi kurtarmanıza çok yardımcı olabilir.

Ceset saklamayı da akıllıca kullanmak lazım. Evet ceset bulduklarında düşmanlar daha “kıl” davranıyorlar ancak yine bazen hedef şaşırtmak için bir cesedi ortada bırakmak ya da resmen düşmanın gözüne sokmak (Bu Styx’in ölüye de saygısı yok) verebileceğim tavsiyelerden biri. Ayrıca karanlık bir zindanda, insanların kafasına ceset atmak da ayrı bir tat hani…

116149
Keşke biraz kas yapsaydın be Styx. Şimdi ne güzel yukarıdaki zincire tutuna tutuna giderdik, kasmazdık. İşin gücün yoksa şu tiplerin hepsini geç, aşağı düşme…ohoo…

Yardımcı görevlerde minik, gizli odalardan da bahsederek Styx ile yollarımı ayırmak istiyorum. Yardımcı görevler biraz sıkıntılı; Öncelikle bazıları neredeyse ana görevi yapmaktan daha zor ya da çok fazla ekipmana mal olabiliyor. Evet bu görevi yaptığımızda ekstra puan alıyoruz ve bundan daha önemli olarak ilerlememiz kayıt altına alınıyor ama her yan görev buna değmiyor. Çok meraklısı değilseniz, “Ben o kuleyi soyup soğana çevireceğim” tarzında hırslarınız yoksa ana göreve giderken yol üstünde olan yan görevleri yapmanızı tavsiye ederim. Yan görevleri yaparken de görev yerini iyice gözlemlemeniz ve gözünüz yemiyorsa yapmamanız yine tavsiyelerim arasında.

Son olarak bir de küçük odalardan bahsetmek istiyorum. Sharingan’ınınızı pardon özel görüşünüzü açtığınızda oyunda, bazı yerlere sarı, ok işaretlerine benzer işaretler çizilmiş olduğunu göreceksiniz. Bunları takip ederseniz, içinde ekipman olan ve eğer aranıyorsanız gözden kaybolmanızı sağlayan odalara ulaşacaksınız. Bence hiç çıkmayın oralardan. Bu odalardan iksir, bıçak gibi şeyler bulabiliyorsunuz. Yine de hangisinden ne çıkacağı çok belli olmadığı için her zaman çok kullanışlı olmuyorlar. Bu yüzden sadece ekipmanınız azaldığında gitmenizi tavsiye ederim. Çünkü oralara gitmek de çok kolay değil. Ayağı kaydı mı bizim Styx’in, geçmişler olsun.

Yine takıldığınız, sormak istediğiniz ve yorumlarınız varsa her zaman beklerim. Yeni yazılarda görüşmek üzere.

Yazar

Lisans bitti, yüksek lisans bitti, askerlik bitti ama yazmaya ve FRP'ye olan ilgisi bir türlü bitmedi. Tam bir Frp tutkunu, hoş sohbet, biraz umursamaz biraz da tembel. Nerede kötü adam varsa onu sever. İyilikten hoşlanmayan bir süper kahraman. Bir Batman değil ama bir Robin. İzini bulmak için Facebook'a Seçkin Özcan yazmanız yeterli. Face'i var, sohbet için. Bir de artık kızılı var.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.