Ya eskiden yadigâr ya da yeni baştan geliştirdiğimiz nevrozlu davranışlarımızın kurbanlarını dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştığım, ilkine şuradan ulaşabileceğiniz “yargılanan hayvanlar” temalı yazı dizimizin bu yazısında, casuslukla suçlanan iki hayvanın hikâyesini anlatmak istiyorum.

İnternete girip “casus” ve “hayvan” kelimeleriyle bir arama yaptığınızda karşınıza çıkacak olan sonuçların haddi hesabı yok. Bunların bazıları teknolojinin imkânları sağ olsun, gerçekten de insanlar tarafından üstlerine başlarına yerleştirilen cihazlarla nedeniyle birtakım dinleme, gözleme faaliyetlerine katılım göstermiş sayılabilirler. Bazıları ise artık o kadar fazla komplo teorisi içeriyor ki bir noktadan sonra beynimin beni yarı yolda bırakmasından ve bu durumun bana inandırıcı gelmeye başlamasından korkuyorum. Bu sebeple hem anlamadığım konulara çok girmemek hem de kafayı çok bulandırmamak için, olabildiğine resmi ve bilinen iki hikâye seçtim.

Casus Maymun

Cleveland’ın Hartlepool Maymunu, oldukça tanıdık. En azından diğer mahkemeye çıkartılan hayvanlara göre hakkında daha fazla bilgi bulunuyor. Bir de üzerine bir kasabanın sembolü ilan edilip heykeli dikilince, eh, bir de bir futbol takımının maskotu olarak liglerde boy gösterince kendisinden bahsetmek güvenli denilebilir. Bu sefer 1800’lerdeyiz.

Napolyon’un liderliğindeki Fransız işgalinden ölesiye korkulduğu, bu korkunun bir paranoyaya dönüştüğü, savaşın kötü bakiyelerinden biri olan asıl nevrozun da çığlaştığı bir zamanda insanlar, casusluk faaliyetlerine karşı aşırı duyarlı hâle geliyorlar. Hartlepool kasabasında balıkçılar, fırtına sebebiyle batmış olan bir Fransız gemisinden sağ kurtulan bir maymunun karaya çıktığını görüyorlar. Maymunun üzerinde de Fransız üniforması var, iyi mi?

Belli ki hayatlarında hiç bir maymun –ya da bir Fransız?- görmemiş olması gereken bu insanlar, doğrudan, maymunun bir Fransız askeri hatta daha da ötesi, bir Fransız casusu olduğuna karar veriyorlar. Maymun için kasabanın meydanlık bir yerinde mahkeme kuruluyor. Herkes davasını savunuyor; suçlamalara makul bir cevap veremeyen maymun, idam cezasına çarptırılıyor. Kendisini üzüntüyle andığım maymunun asılması söylencesinden geriye kalan ise “maymun asıcı” şeklinde haklı olarak tahkir edilen bu kasaba halkının, daha sonrasında futbol takımlarına maskot olarak forma giydirilmiş bir maymun belirlemeleri.

Ken’an İlinde Kaybolanlardan: Leylek

Giriş kısmında açıkladığım üzere bu yazı için olabildiğince teyit edilebilecek bir hikâye seçmek istedim. Bu gibi akıl tutulmalarını “gelmiş, geçmiş” eski zamanlara mâl etmemek açısından, Mısır’da yetkililerce tutuklanan leyleklerin hikâyesi, bugünümüzü göstermek için iyi bir örnek oldu sanırım.

Olay, 2013 yılında, iç karışıklıkların ve bir darbenin yaşandığı Mısır’da gerçekleşiyor. Aslında olan biten her şey gayet basit ve mantıklı. İnsanları savaş, iç karışıklık ve Orta Doğu gibi bir coğrafyanın birleşiminden daha çok ne paniğe sokabilir, akıllarını daha çok ne karıştırabilir ki?  

Mısırlı bir adam, evinin yakınlarında, üzerlerinde elektronik cihaz bulunan dört adet leylek görüyor.  Bu noktada, tam anlamıyla havada uçan kuşa casus muamelesi yapıldığı bir zamanda göç etmekte olduğundan bihaber leylekler, casus oldukları şüphesi ile civardaki bir karakola götürülüyor.  

Yalnız bu leylekler, tarihte ceşitli sebeplerce yargılanan diğer hayvanlardan çok daha talihliler çünkü teknolojinin olduğu, insanların da zaman zaman akıl tutulması yaşasalar bile hiç değilse bu teknolojinin imkânlarına ellerindeki akıllı telefonlar aracılığıyla kolaylıkla ulaşabildikleri zamanlarda karakollara düşmüşler. Mısır polisi, yapılan incelemelerin ardından, bulunan elektronik cihazların bilim insanlarınca göç yollarını takip edebilmek için leyleklerin üzerine yerleştirildiğini tespit ediyor. Leyleklerin tutukluluk hâlleri de böylelikle son buluyor.

Leylekler için diğerlerine nazaran oldukça sevinçli bir şekilde biten bu hikâyede üzülmemiz gereken taraflar da yok değil elbette. Bir tanesi, göç yolunda yaşayıp da her yıl sektirmeden gelen leyleklerden bile şüphe edecek kadar paranoya ile yaşamaya mahkûm edilen vatansever Mısırlı. İkincisi, gökyüzünde farklı iklimlerde aylarca, kilometrelerce yapılacak bir yolculuğa dayanmaktan daha önemli bir özelliği olmayan takip cihazını, henüz leylekler Fransa sınırını geçer geçmez bozulacak ve sinyal veremeyecek şekilde kullanabilen bilim insanları. Üçüncüsü olsaydı o da herhalde bu açıklamayı yeterince tatmin edici bulmayıp, leyleklerin Fransızlar tarafından gerçekten de Mısır’a karşı casusluk yapmak için eğitildiklerini, yetkililerin ise dış mihraklarla işbirliği yaparak olayın üzerini örttüklerini savunanlar olurdu.

Bütün hikmetli hikâyelerin sonuna nazire yapalım, gökten leylekler elmalar getirsin; biz de casus balinaları, titreşimli kedileri, kulak misafiri böcekleri bir kenara bırakalım ve kitlesel akıl tutulmasının en büyük tezahürü olan savaşlardan uzak bir dünya düşleyelim. Ne dersiniz?

Yazar

Üç kedi anası, doktora öğrencisi, ismiyle müsemma, çoğunlukla zararsız. İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz. Her geçen gün bitkinliğine biraz daha şaşırarak "daha deniz daha müren" arıyor. Sosyal medya için: dogan.mdd

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.