Yola çok büyük umutlarla çıktım aslında. Niyeyse içimde gençken okuduğum makalelerdeki iyi niyetli, küçük kodcunun dostu, özgürlükçü Google portresi zamanla bir aşka büyümüştü. Chrome’u çıktığı ilk gün indiren, tüm o beta sıkıntılarına göğüs geren bir adam olarak Android’i de bolca destekliyordum. İlk akıllı telefonumu aldığımda hangi sistemi tercih edeceğim belliydi. Hiç düşünmedim bile.

Şimdi burada bir parantez açmak istiyorum. Az sonra anlatacağım tüm problemlerin telefonumun üreticisi tarafından da kaynaklanıyor olabileceğini biliyorum. Hatta bir bölümünün direk HTC’nin suçu olduğuna da ikna olmuş vaziyetteyim. Sırf kıçında Beats Audio yazıyor diye 512 MB RAM’e sahip bir telefona haddinden fazla bir para verdiğimi de biliyorum. Ama bunların ötesinde, Android’in tepesinde sallanan çok büyük bir kılıç daha var. Onu %80’le açık ara dünyanın en çok tercih edilen mobil işletim sistemi yapan şey. Açık doğası.

iOS vs. Android, PC vs. Konsol

Yıllardır yaşanılan iOS vs. Android tartışmasında zaten en önemli unsur hep buydu. Aslında baktığımızda PC vs. Konsol tartışması da gelip buna dayanıyor. Bir tarafta özgürlük, diğer tarafta da özgür olmamanın getirdiği kafa rahatlığı. iOS’ta sisteme giren çıkan bellidir, dışarıdan müdahale edemezsiniz. Bu, bir sorun yaşandığında bunun kesinlikle sizin hatanız olmadığını bilmenize sebep olur. Android’de ise kapılar hem donanımsal (örneğin microSD kartlar) hem de yazılımsal olarak bir nebze açık olduğundan, ortada bir sorun varsa bunun sebebi, maalesef yüksek ihtimalle sizsinizdir.

55-13410-android_crash_600

Ben bu tartışmada riyakarlık yaptığımı artık Android cihazımla yaşadığım sorunlar beni basit bir telefon konuşması yapmaktan alıkoyduğunda fark ettim. Yıllardır işin PC vs. Konsol kısmında konsolun rahatlığını savunuyordum zira. En sonunda oluşan tablo ise şuydu: Yanımda annemin Symbian işletim sistemli Nokia 2101‘iyle üst üste üç telefon konuşması yaptığı sırada ben görev yöneticisinden RAM’e fazla yük bindiren uygulamaları silmeye, telefon uygulaması ve rehber uygulamasını çalışmaya ikna etmeye, bu sırada da elimde korkutucu derecede ısınan cihaza bir şekilde müdahale etmeye çalışıyordum. Bir anda dank etti. Gerçekten, şu cümleler kafama bir anda vurdu.

Ah o kutsal, tapılası, şahane kelimeler…

Lan ben son kullanıcıyım ya?

Bakın, yanlış anlamayın, ezeli bir rekabette taraf değiştiren Haim Revivo olmak istemiyorum. Ama bugün şu an kullandığım modeli bırakıp, yeni bir telefon alma şansım olsa bunu yapardım ve tercihim bu kez Android olmazdı. Çünkü ben son kullanıcıyım. Aranızdan illa ki iş bilen, yol yordam bilen adamlar vardır. Mesela benim yaşadığım problemi kendi ellerine alıp, çözüp, üzerine bir de eskisinden daha iyi yapabiliyorlardır. Ben yapamıyorum.

Benim maksimum işlevim görev yöneticisinden uygulama silebilmek, arada telefona format atabilmek. Ötesini zaten göremiyorum, Android’in açık dünyasının balını kaymağını zaten yiyemiyorum, e o zaman ben burada ne yapıyorum?

bad android

Kafamı zorladıkça zorladım, Android’in artıları olmalı, ben iki sene önce bu kadar sallapati bir karar vermiş olamam dedim. Yok. Android’e özel, vazgeçemeyeceğim bir uygulama var mı? Yok, hatta var olan Hangouts gibi özel uygulamaları beni deli ediyorlar. Android’in görsel tarzı beni vuruyor mu? Hayır, işin aslını sorarsanız Windows Phone’un metro tarzı çok daha çekici geliyor. E açık dünyası da erişimim dışında, bunu belirlemiştik zaten.

Yoksa sorun bende mi?

Çevreme bakıyorum. Samsung alan pişman. Çoğunluğu zaten onlar oluşturuyorlar. S3 serisinden telefon alıp, bir veya öteki şekilde problem yaşamamış bir arkadaşım yok. Bilemiyorum, belki de benim çevremin şansıdır ama HTC‘de de durum aynı. Tek tük bazı Sony‘ler, LG‘ler var ama onlar da bir veri toplamama müsaade etmeyecek kadar azlar.

Öte yandan iPhone sahiplerine bakıyorum. Pek çoğu zaten telefonu “Arama yapmama ve oyun oynamama izin veren sosyal ağ cihazı” olarak kullanıyorlar. Ben maşallah formatıyla, görev yöneticisiyle, antivirüs programıyla cebimde tam teşekküllü bir mini bilgisayar taşıyorum. Onların kafa rahatlığının on binde biri bende yok.

Diyorum ki oğlum bak, fazla sorumluluk, fazla kontrol getirir. Sen ki 17 yaşında ana ocağından ayrılmış, sonra da dönmemiş bir insansın. Bunu da öyle düşün. Çok bilge bir insanın vaktinde dediği gibi, iOS yurtta kalmaksa Android ayrı eve çıkmak. Sen eve çıkmak için birinci sınıfın bitmesini bekleyemedin. Bu senin karakterin.

BadNews-Android

Sonra da diyorum ki yahu tamam da, eve çıkmamın ekmeğini yiyecek donanıma sahiptim ben. Dışarı çıkıp gece geç saate kadar eğlenecek arkadaşlarım var, arada geldiğinde film izleyeceğimiz kız arkadaşım var, mahrem konseptinden keyif alacak bir beynim var. Mobil alem söz konusu olduğunda bunların hiçbirinin dengi yok. Adeta yurtta yaşayıp, temizliği yapan, suyu elektriği de cebinden karşılayan adam gibiyim. İki dünyanın da en berbat yanları bende.

O halde söylemekte beis görmüyorum. Merhaba, ben J.H., iki yıldır Android kullanıyorum. Ölümüne pişmanım. Allah’ını seven beni bu bataktan kurtarsın. Bir öneri, bir çözüm yolu söyleyin, yoksa elimdeki telefonun can güvenliğinden ben mesul değilim.

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.