Franko-Belçika Ekolünden Çıkmış En Efsanevi 15 Çizgi Roman Serisi
Eğer olur da, bir gün Çizgi Romanların Dünya Tarihi gibi bir külliyata girişirsek (ki, aslında girişmesek mi?) olayı üç ana dalda ele alsak, sanıyorum ayıp etmiş olmayız. Birincisi, Amerikan çizgi roman sektörü önderliğindeki Anglo-Sakson ekolü. İkincisi Bonelli Comics’in liderliğinde yükselen ve ülkemizde de çok etkili olan İtalyan ekolü. Sonuncusu ise Frankofon ülkeler için tasarlanan, ama dünya çapında tanınırlığa ulaşan Franko-Belçika ekolü.
Bu ekole daha önceden hafiften değinmiştik. Bugün derinlemesine bir bakış atalım dedik. Aşağıdaki 15 çizgi roman, hem dünya çapındaki tanınırlıklarına, hem de bizim gözümüzdeki unutulmazlıkları ve epikliklerine göre sıralandılar. Biraz objektif, biraz sübjektif diyebiliriz yani kendileri için. Buyurun efendim, Franko-Belçika ekolünün, en efsane 15 çizgi roman serisi!
15. Adele Blanc-Sec’in Olağanüstü Maceraları
Fransızca adıyla Les Aventures Extraordinaires d’Adele Blanc-Sec, listemizin açılışını yapıyor. Diğer 14 eserin çoğu gibi Casterman’ın yayınladığı Adele Blanc-Sec maceraları, İngilizce’ye de çevrildi, filmi yapılması için düğmeye de basıldı. Bu ilginin sebebini de temeline oturttuğu gizem edebiyatına borçlu. Bu seride baş kahraman Adele 1. Dünya Savaşı sonrası Paris’inde, dönemin atmosferini de arkasına alarak ilginç meselelerin peşinde koşar ve siz de onu heyecanla takip edersiniz.
14. Gaston
Spirou dergisinde ünlenen Gaston, Belçika’nın diğer milli kahraman seviyesine ulaşmış çizgi roman karakterleri kadar ünlü olmayabilir. Ama André Franquin’in sakar kahramanı, Avrupa’nın pek çok ülkesinde yüksek bir popülariteye ulaştıysa, bunu yükselişinde kullandığı Spiru ve Fantasio kadar sevilebilir olması sayesinde yaptı. Gaston klasik bir iş, çok sıradışı bir tarafı yok. Gelin görün ki, ulaştığı yüksek kitle, bazen klasiklerin de işe yaradığını kanıtlar nitelikte.
13. Mavi Ceketliler
Mavi Ceketliler bizim çevirimiz, aslında Fransızca adıyla Les Tuniques Bleues’in bildiğimiz bir Türkçe çevirisi yok. Fakat The Bluecoats adıyla yapılan İngilizce çevirisi, ulaşılabilir vaziyette ve dili yeterli olan okuyuculara can-ı yürekten tavsiye edebiliyoruz. Amerikan iç savaşında geçen Mavi Ceketliler, başladığında çok basit bir işti. Fakat zaman içerisinde savaş ve askerlik üzerine söyleyeceği ilginç şeyler olan, tam teşekküllü bir hikayeye evrildi. Bulursanız, kaçırmayın.
12. Blake ve Mortimer
Tenten dergisi, Belçikalı çizgi roman yaratıcıları için seneler boyunca inanılmaz bir sıçrama tahtası olmuştur. Onu bu şekilde kullanan işlerden biri de Blake ve Mortimer. İngilterede geçen çizgi roman serisi, iki ana karakterinin temsil ettiği türlerin birleşimidir. Karakterlerden biri, Philip Mortimer bir bilim adamıdır. Francis Blake ise MI5’in üyesi olan bir ajan. Yani biraz casusluk, biraz da bilim kurgu vardır hikayelerde; bu birleşim de tadından yenmez.
11. Tilki Vezir
Asteriks ve Red Kit’e dair çalışmalarıyla bilinen René Goscinny’nin yarattığı Iznogoud, yazarın külliyatında seneler sonra hatırlanır mı bilmiyoruz. Fakat şimdilik sene 2014 ve biz zamanında Milliyet’in Tilki Vezir adıyla yayınladığı bu seri için gönlümüzde ayrı bir yer taşıyoruz. Bağdat Halifesi Harun El Pussah’ın başveziri olan Iznogoud’un etkisini tam anlamıyla anlamak istiyorsanız, size sadece şunu diyelim: Kendisinin en popüler cümlesi, Fransız diline bir deyim olarak girmiş vaziyette.
10. Uzunkuyruk
Franko-Belçika ekolünü inceleyecekseniz, iki dergiyi aklınızda tutun: Spirou ve Tenten. Bunların çizim tarzları da dergi içlerinde tutarlıdır, o yüzden biraz araştırdıktan sonra, hangi iş Spirou dergisinden, hangi iş Tenten’den anlamanız hiç zor olmayacaktır. Marsupilami, ya da Türkçe’ye çevrilmiş adıyla Uzunkuyruk da Spirou dergisinin ürünlerinden biri. Aslen Spiru ve Fantasio çizgi romanında doğan bu kurgusal şey, 1980’lerin sonunda kendi serisine de kavuşur. Böylelikle Spiru ve Fantasio’nun yanına, bir de Marsupilami eklenir…
9. Blueberry
Amerikan çizgi romanlarından uzaklaşalım diyoruz, ama gelin görün ki Amerikan konularından pek uzaklaşamıyoruz. Franko-Belçika ekolünde, çizgi romanlarda milliyetçiliği çok göremezsiniz, ki bu bana sorarsanız biraz gariptir. Kimse tutup da Belçika Adalet Ligi kuruyoruz demez, Kaptan Fransa karakteri yaratmaya niyetlenmez. Onun yerine Blueberry gibi kovboy hikayeleri yazarlar. Ama ne kovboy hikayesi… Tipik kovboylardan fersahlarca ötede, eşsiz ve inanılmaz kıymetli yaparlar yaptılar mı da. Okuyun!
8. Şirinler
Hemen kızmayın. Şirinler muhtemelen yukarıdaki yedi eserin toplamından daha popüler, fakat bizim burada sıraladığımız şey Franko-Belçika ekolünden çıkan çizgi romanların multimedya popülaritesi değil. Şirinler’in sadece ve sadece çizgi romanlarını alıyoruz. Çizgi film yaygınlaştıktan sonra Türkçe’ye de çevrilen bu çizgi romanlar, ilk olarak Spirou dergisinde yayınlandılar. Sonrasında da kendi dergileri oldu. Eğer yakın zamanda unutuldular sanıyorsanız, bir daha bakın, zira en son Şirinler sayısı, 2012 senesinde çıktı.
7. Incal
Çizgi roman – sinema dünyası arasındaki yakın ilişki sadece Amerika’da olmuyor. Franko-Belçika ekolünde de iki kategorinin yaratıcıları arasında geçişler var. Efsanevi Şili asıllı Fransız yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin, “Jodoverse”‘inde geçen Incal’i de bunun bir örneği. Öyle bir bilim kurgu ki, aklınızı başınızdan alır, size hayatı tekrar sorgulatır. Hem Blade Runner, hem de Tenten gibi bir havası vardır. Harikadır.
6. Asteriks
E Asteriks tabii ki! Galya’nın yılmaz savunucusu, Oburiks’in biricik dostu, Sezar’ın baş belası. René Goscinny’nin bu başyapıtında mizah dozu, heyecan, serüven ve hiciv, Asteriks ve Oburiks’in ölümsüz dostluğu altında bambaşka bir şekil alıyordu. O köyde herhalde kırk tane isminin sonu “iks” ile biten adam vardı, ama Goscinny hepsini öyle eğlenceli yaratmıştı ki, Tamotomatiks’ten Hopdediks’e, Kakafoniks’ten Dediğimdediks’e kadar her biri hâlâ aklımızda!
5. Thorgal
Tenten dergisinden çıkmış bir diğer efsane de Thorgal’dır şüphesiz. Jean Van Hamme ve Gregorz Rosinski’nin yarattığı Thorgal, on üç dilin yanı sıra Türkçe’ye de çevrilmiş, oyunu yapılmış, ödüllere layık görülmüştür. Fantastik bir alt yapısı vardır, ama bilimkurguya has bazı temalara da göz kırpar. En büyük omurga kemiği ise mitolojidir. Eğer Tanrıların hikayeleriyle ilgiliyseniz, hiç durmayın. dalın Thorgal’a.
4. XIII
Spirou dergisinin bize sunduğu belki de en olgun, en karanlık ve en efsane işelrden biri XIII’tür. Pek çoğumuz onu oyunundan ve oyunun popülaritesiyle Türkiye’ye ulaşan çizgi romanından tanıyoruz. Sonrasında filmi de çekildi, dizisi de denendi. Bu kadar çok insanın bu hikayeye ilgi göstermesinin sebebi ise klasik “geçmişini bulmaya çalışan amnezik adam” hikayesini, kusursuz bir şekilde okuyucuya sunablimesiydi. Tarihi itibariyle, Bourne’lara falan ilham kaynağı olduğunu ise zannediyorum söylemeye bile gerek yok.
3. Spiru ve Fantasio
Spiru ve Fantasio, zannediyorum ki ülkemizde benim küçükken çizgi romanlarına bakıp “bu kadar iyi bir şey kesinlikle popüler olmalı” yanılgısıyla sandığım kadar yaygın değil. Ama eğer buraya kadar tüm maddeleri okuduysanız, üçüncü sırada ne aradığını çok da sorgulamıyor olmanız gerekiyor. Spiru ve Fantasio, öyle bir öncüllük yaptılar ki, isimlerini taşıyan dergi kendisinden sonra gelen pek çok efsane çizgi romana yol gösterdi. Aynı Tenten gibi. Adları çok sık bilinmez, ama Spiru ve Fantasio’nun bu ekoldeki yeri, Tenten’in hemen altındadır.
2. Red Kit
Morris’in yarattığı Red Kit’in efsaneliğini anlatmak, nasıl bir beyhude çaba olacaktır kafam almıyor; ama müsaadenizle denemek istiyorum. Red Kit, ya da orijinal adıyla Lucky Luke, komikti. Çok komikti hem de. Gölgesinden hızlı silah çeken kovboyun etrafıyla geçtiği dalga komikti, Düldül’ün her şeyden sıkkınlık geçiren havası komikti Rin Tin Tin’in aptallıkları komikti. Daltonlar? İşte onlar insanın karnını ağrıtırdı. Bir dönem Goscinny’nin de yazdığı Red Kit, yaş gözetmeden güldürecek bir mizah anlayışına sahipti, kalitesini de oradan kazanıyordu.
1. Tenten’in Maceraları
Tenten tabii ki, ne olacak ya? Daha önce de söyledim, Tenten’in gerçekten de uğruna Hulk out edebileceğim tek şey olduğunu düşünüyorum. Bence haksız da değilim! Herge büyüdükçe derinleşen, bambaşka bir ruha bürünen Tenten serisi, hem ele aldığı konular, hem gezdiği yerler, hem de mizah anlayışı bakımından muadillerinin hep bir adım önünde oldu. O yüzden de, bizim listemizde, tartışmasız bir vaziyette bir numarada…
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)














Iznogoud’u atlamamis olmaniz beni sevindirdi, kucuklugumden beri cok severek okudugum bir karakterdir, ancak saniyorum ki unlu lafini yazmamissiniz: “je veux devenir calife `a la place du calife”, ya da “halifenin yerine halife olmak istiyorum”. icten pazarlikli ve zayif karakterli bu karakterin en buyuk hayalidir uyusuk, tembel ve vurdumduymaz bagdat halifesinin yerine halife olmak. tabi ki bu amaci ugrunda halifenin basina kotu isler getirmeye calistigi butun maceralari kendi acisindan husranla sonuclanir. bir macerasinda her seyin ters isledigi aynanin obur tarafindaki bir dunyaya gectigini hatirliyorum. oyle ki konusma balonlari bile ayna yansimasi seklinde hazirlanmisti diye aklimda kalmis.
Daha cok milliyet’in cocuk dergilerinden (milliyet kardes. milliyet cocuk’tan emin degilim, koleksiyonumun o kismi ne yazik ki yok artik) dergisinden takip ettim, ancak daha oncesinde de yayinlanmis ulkemizde. elimde serdar yayinlari isimli bir yayinevinden cikan “bücür” baslikli “haftalik resimli mecmua”nin bir cildi var, icindeki uc farkli Iznogoud macerasinin ilginc bir yonu, orijinal cizimler olmamasi. yani yerel bir cizer tarafindan, saniyorum telif ile ilgili sorunlardan oturu, tekrardan cizilmis. bu yuzden hem tarzi hem de cevirileri milliyette okuduklarimizdan daha farkli. serdar yayinlarinin daha once (ya da sonrasinda) asterix’in de korsan kopyalarini basmis ve karakterin adini “Aster” ya da “Bücür” koymus. Yani bu derginin adi, asterix’e mi bir gonderme yoksa Iznogoud icin de mi ayni ismi secmisler bilemiyorum.
Yazinin devaminda ikinci sayfada yer alan, cizgi roman dunyasinin efsanevi yaraticilarindan Jean Giraud’un iki saheseri icin hem soylenecek cok sey yok hem de bir o kadar cok sey var. Jean Giraud yasami boyunca hem Jean Giraud, hem Gir hem de Moebius imzalariyla cok farkli tarzlarda karakterlere ve oykulere imza atmistir. Bunlarin en unlulerinden olan Blueberry (Gir imzasiyla) cesur ve adil bir suvarinin seruvenlerini anlatir. Sinematik kareler, heyecan dolu maceralar ve zihninizi gittikce saran merak sizi serinin icine cekiveriyor, ancak ulkemizde bu heyecanimiz bir yumru gibi kaldi bogazimizda. cunku inkilap yayinevi okuyucusuna karsi hic bir sorumluluk hissetmemis olacak ki, buyuk ihtimalle satislarin dusuk olmasi sebebiyle bu seriyi acimasizca yarida birakti. Neyse ki artik daha fazla cizgiroman basimevi var ve bu serinin kaldigi yerden devam etmesi icin calismalarin surdugunu, yakin zamanda guzel haberler alacagimizi ogrendik. Blueberry sadece bir seriden olusmuyor, Maresal Blueberry ve Blueberry’nin gencligi adli iki seri daha var, Maresal’den haber alamasak da Blueberry’nin gencligi YKY’nin yeniden canlandirmaya calisip sonra bitirdigi Dogan Kardes dergisinin en son surumunde yayinlandi.
Bir baska Giraud efsanesi de baska bir efsane, Jodorowsky ile birlikte yarattiklari The Incal. Sizin de belirttiginiz gibi dedektif John D. Fool’un maceralarindan olusan bu seri aslinda Jodorowsky’nin cok genis zihninde var olan Jodoverse ya da Jodorowsky Evreni’ndeki milyarlarca olaydan bazilarini mercek altina aliyor. Ulkemizde yine sorumsuz yayincilarin kar hirsina kurban giden bu seri, sadece ilk kitabiyla tukce yayinlandi ve sonrasi okuyucunun hayal gucune birakildi. Bu serinin devami ile ilgili bir haber yok henuz.
Yazinizdaki karakterlerden en sevdigim bir baskasi da Rosinski ve Van Hamme’in Thorgal’i. Nefes nefese okunan bir saheser olan Thorgal, “ticari getiri > okuyucu” formulunu benimsemis remzi kitabevi tarafindan katledilen bir baska karakter. Alti cilt basacagini duyurup bes kitap basan remzi kitabevi yuzunden bu muhtesem seruven uzun sure yarim kaldi. cizgi dusler/ozer sahaf tarafindan yedinci sayidan itibaren basilmaya devam eden Thorgal yakin zamanda tamamlandi ve cizgi dusler, remzi’nin basmadigi altinci kitabi da basarak seriyi tamamladi. Yeri gelmisken remzi’nin daha once yine Jean Giraud imzali Jim Cutlass’in maceralarini yarim birakmis olmasini da analim ve kendilerine selamlarimizi yollayalim.
Fransiz-Belcika cizgi roman ekolu cok onemli ve ulkemizde de bir coklarinin cizgi romani sevmesini saglayan urunlerden bazilari bu ekolun temsilcileri, bunu gozardi etmeyip onemli orneklerini hatirlattiginiz icin cok tesekkurler.