İTALYAN Çizgi Romanının PANTHEONUNU Oluşturan Sanatçılar!
Son güncelleme: 2 Ağustos 2019
İtalyan çizgi romanının tarihinden ve onun ülkemizde nasıl yankı bulduğundan önceki iki Geek Dosya yazısında bahsetmiştik. O iki yazının ışığında, Fumetti olarak bilinen İtalyan çizgi roman ekolünün sanat ve eğlence tarihinde ne kadar önemli yer ettiğini biliyoruz. Peki Fumetti koca bir dünyaysa bu dünyanın tanrıları kimler? Kimler eline aldıkları kalemle unutulmayan sanat eserlerine imza atmış? Kim bu Erol Egemen? Gelin bu sefer de bu sorulara cevap bulalım, Fumetti dendiğinde kime şapka çıkarmamız gerektiğini öğrenelim.
SERGIO BONELLI

Eğer İtalyan çizgi roman ekolünün yaratıcılarını Yunan tanrılarıyla kıyas etmemiz gerekseydi Sergio Bonelli kesinlikle Zeus olurdu. Çünkü fumetti nedir bilen birinden bir isim isteseniz duyacağınız isim kesinlikle Sergio Bonelli olacaktır. Bunun açık iki sebebi var: Birincisi, bahsi geçen kişi Western kahramanı Zagor‘un ve egzotik maceracı Mister No‘nun yaratıcısı. Eğer eserlere yabancıysanız (Derhal çıkın o mağaradan!) Zagor’un ve Mister No’nun en çok okunan 10 özgün fumettiden ikisi olduğunu belirtmekte fayda var.
Sergio Bonelli isminin bu kadar ünlü olmasının ikinci sebebi ise çizgi roman sanatçısının aynı zamanda en büyük İtalyan çizgi roman yayın evinin sahibi olması. En büyük sıfatı da öyle ufak farklarla verilmiş bir sıfat değil. Söz konusu yayın evi Tex’i, Zagor’u, Dylan Dog’u, Mister No’yu, Martin Mystere’yi, Nathan Never’ı (…) yani adı dünya genelinde duyulan çoğu fumettiyi basan yayın evi. Adını mı merak ediyorsunuz? Adı: Sergio –kör göze parmak sokmayı severim– Bonelli Editore! Utanmamış adını, soyadını bir arada çaktırmış dükkanın tabelasına adam.
Bir adamın koca sektörü nasıl tekeline aldığını meraklılar için özetleyeyim. Sergio Bonelli’nin 1958’de ilk çizgi romanı Un Ragazzo nel Far West’i (A Boy in the Far West) çıkarır. Far West babasının yayın evinde yayınlanır ve ilk eser için yeterli ilgiyi görür. Yeteneği keşfedilince dönemin popüler fumettilerinden Piccolo Ranger’ın yazarlığı görevi kendisine verilir. Böylece Bonelli aynı anda iki Klasik Western çizgi romanı üzerinde uzun süre çalışır. Bu arada babası, oğlunun çizgi roman dünyasına girdiğine ve başarılı olacağına iyiden iyiye inanıp yayın evini oğluna devreder. Sergio, 1960’da yine Klasik Western türünde bir mini-seri olan Giudice Bean’i yazdıktan sonra bir değişiklik arayışına girer. Bu arayışın sonucunda yine bir Western karakteri olan ama klasikliğin çok uzağında bir tarza sahip olan Zagor’u yaratır. Zagor, Darkwood ormanında yaşayan ve ırkı gözetmeksizin mazlum duruma düşen her insana yardım eden bir kahramandır. Diğer Western kahramanları tabanca tutan kovboylarken Zagor silah olarak sadece tokmak taşıyan bir akrobattır.
Sergio Bonelli, Zagor sayesinde hem revaçta olan Western akımını takip etmiş hem de akıma eşsiz bir farklılık katabilmiştir. Bu sayede kısa sürede yüksek satış çizelgelerine ulaşır ve eserleri arasına 1950′ Güney Amerika’sında geçen macera çizgi romanı Mister No’yu da ekleyerek adını adeta bir marka yapar. Sonra bu mecazı gerçeğe çevirip eskiden babasının olan yayın evine kendi adını vererek Sergio Bonelli adını gerçekten marka yapar. Bu şekilde Sergio Bonelli 2011’de öldüyse de adı ve yayın evi hala fumettinin merkezinde yaşamaya devam eder.
GIAN LUIGI BONELLI

Sergio Bonelli’ye Zeus dediysek şimdi karşınızda Kronos var. Tabii bu benzetmeyi Senyör Bonelli’nin zamanı hükmetmek gibi bir durumu olduğundan söylemiyoruz. Kronos nasıl Zeus’un babası ve ona gücünü veren kişiyse Luigi Bonelli de Sergio Bonelli için aynı durumda. Eğer Senyör Bonelli zamanında Tex’i yazıp Bonelli formatını yaratıp Casa Audace Editrice yayın evini açmasaydı muhtemelen oğlu Sergio sektörde o kadar genç yaşta tutunup sonra sektöre hükmedemezdi. Ah, bu arada evet Luigi Bonelli’nin yaptıklarını bir cümleye aniden sığdırdık ama aslında bunlar ömre bedel. Çünkü Tex, fumettiyi dünyaya tanıtan eser; Bonelli formatı, kağıt kıtlığında fumettinin yok olup gitmesini önleyen buluş; Casa Audace Editrice ise onlarca fumettiyi onlarca ülkeye dağıtan Sergio Bonelli Editore’nin temelini atan yayın evi. Kronos benzetmesine itirazı olan?
ANGELA ve LUCIANA GIUSSANI

İki kız kardeşin bir çizgi roman yazacaklarını düşünün. Oturmuşlar, uzun uzun beyin fırtınası yapmışlar, yazımıyla çizimiyle tamamen kendilerine ait bir çizgi roman hazırlamışlar. Ortaya hangi çizgi roman çıkmış dersiniz? Elbette Diabolik! Çünkü iki kız kardeşin ortaklaşa çalışan beyninden daha tehlikeli ne olabilir ki? Bunun sonucunda üretilen sanatın çizgi roman kültüründe, kültürü karanlıklaştıracak bir devrim yapması kaçınılmazdı.
Ne demek istediğimi anlayan yoksa daha önce fumetti ile ilgili yazılan ilk Geek Dosya’da bahsedilen Diabolik’ten bir daha bahsedelim: Amerika’da süper kahramanların, İtalya’da kovboyların ortama hakim olduğu 60’lar öncesi çizgi romanda karanlık kişilikler sadece dayak yiyen kötü adamlardan ibaretti. İyi ve kötü ayrımı bıçakla kesilmiş kadar netti. Diabolik siyah ve beyazın arasındaki duvarı yıkıp çizgi romana boyaları akıtan iş oldu. Çünkü çizgi romana ismini veren ana karakter Diabolik, insan öldürmekten çekinmeyen amansız bir hırsızdı. Bu özelliğiyle siyah bir karakter gibi gözükse de sadece suçlulardan çalması ve neredeyse hiç masum öldürmemesiyle ruhunu daha açık bir tona getiriyordu. Aklınıza Punisher’ın geldiğini biliyorum. Zaten devrimden kastım da buydu: Diabolik böyle bir tipi çizgi romana taşıyarak şu an ABD ve Avrupa çizgi romanında okuduğunuz tüm gri karakterlerin temelini attı.
Böylesine önemli bir esere imza atan kardeşlerinden daha parlak zekaya sahip olanın büyük kardeş Angela olduğunu söylemeliyiz. Çünkü Diabolik’i okuduğu Fransız yer altı edebiyatındaki bazı karakterlerden esinlenerek oluşturan oydu.Ayrıca Diabolik’i cep boy basarak çizgi romanda Diabolik formatı devrini başlatan da yine Angela’ydı. Luciana biraz destek pozisyonundaydı, ablasının izini takip ediyordu. Fakat Angela 1987’de öldüğünde Luciana hiçbir hayal kırıklığı yaratmadan Diabolik’i 22 yıl daha, kendi ölümüne kadar sürdürdü.
ESSEGESSE ÜÇLÜSÜ / DARIO GUZZON-PIETRO SARTORIS-GIOVANNI SINCHETTO

Bu üçlünün yeri Türkiye için bir ayrı. Çünkü zamanında çizgi romana çizgi roman veya fumetti demeyip inatla Teksas-Tomiks diyor oluşumuzun sebebi bu üçlü. Guzzon ve Sartoris aynı yayın evinde çalışan iki sanatçıydı, birbirlerini tanısalar da dost sayılmazlardı. Çalıştıkları yayın evi battığında iki sanatçı önce dert ortağı sonra da sıkı dost oldular ve beraber yeni bir yayın evinde işe girdiler. Burada devam eden bazı çizgi romanlarda çalıştılar. Halleriden memnunlardı fakat kendi eserlerini üretecek fırsatı bulamıyorlardı. Bu sırada onlarla aynı yayın evinde çalışan ama onlardan habersiz olan Sinchetto kendi eserlerini basıyor, Guzzon ve Sartoris’in hayalini yaşıyordu.
Bu üç ismin tanışması ise Andrea Lavezzolo’nun yazdığı Kinowa’nın çizimleri için görevlendirildiklerinde yaşandı. Beraber çalışmaktan çok keyif alan Guzzon, Sartoris ve Sinchetto daha sonra birbirlerini ruh eşi olarak tanımladı ve bundan aldıkları güçle çalıştıkları yayın evinden ayrılıp kendi yayın evlerini EsseGesse’yi kurdular. EsseGesse ismi soyadlarının akroniminden gelmekteydi. Bu dostluk kokan yayın evinde beraber yaratacakları ilk özgün çizgi roman çok ses getirecekti, özellikle de Türkiye’de. Bu çizgi roman elbette Türkiye’de Tommiks olarak bilinen TuttoMiki’ydi. Üçlü Tommiks ile büyük bir başarı elde ettikten sadece bir yıl sonra Teksas‘ı da basarak çizgi roman sektöründeki ve tarihindeki yerlerini garantilediler. Ve her nasılsa en çok da Türkiye’deki çizgi roman severlerin aklına işlediler, dillerine dolandılar.
ALFREDO CASTELLI

Bu adamdan bu yazıda bahsetmesem eminim ki Yiğitcan beni kapı dışarı ederdi. Çünkü Alfredo Castelli Yiğitcan’ın en sevdiği fumetti Martin Mystere’nin yazarı ve… Ve’si yok Martin Mystere diyorum. Tarihte, başka gezegenlerden Dünya’ya gelip çok ileri teknolojilere erişen ama savaşlar nedeniyle teknolojileriyle beraber ortadan kaybolan Atlantis, Mu gibi uygarlıklarının gizeminin peşine düşen bir dedektifin maceraları. Şu konunun güzelliğine bakar mısınız?
Tabii Castelli’nin üzerinde çalıştığı tek şey Martin Mystere değil. Castelli bir çok çizgi romana yazarlık, filme senaristlik, dergiye editörlük yapmış bir isim. Ama Martin Mystere açık ara en bilinen ve en değer içeren işi. Çünkü anlatımındaki incelikle, 30 yıldır sıkıcılaşmayan konularıyla, Giancarlo Alessandrini’ye borçlu olunan özgün çizimiyle Martin Mystere bugün hala güncel fumettiden bahsedebilmemize öncülük eden çizgi roman. Dolayısıyla Alfredo Castelli de hala sanatına devam ederek fumettinin bayraktarlığını yapan isim.
Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.
Tüm yazıları (267)
Yorum Yap