MARVEL Listesini Boşverin, DOOMSDAY Gelene Kadar X-MEN EVOLUTION İzleyin!
Avengers: Doomsday öncesinde X-Men'in lise yıllarını anlatan nostaljik animasyon dizisi X-Men Evolution'ın neden izlenmeye değer olduğunu anlatan bir yazı.
Avengers: Doomsday vizyona girmeden eskileri yad etmeye devam; sıra X-Men Evolution izlemeye geldi.
Avengers Doomsday vizyona girdiğinde ilk defa Avengers vs X-Men event’ine şahit olacağız. İlk live action X-Men karakterlerini tekrar göreceğimizi düşünmezken ki Profesör X hatırı sayılır miktarda ekran karşısında can vermişken, multiverse bize her şeyin mümkün olduğunu ve onun bir canının daha kaldığını söylüyor. Siz de Doomsday’i beklerken ufak dozlarda X-Men almak isterseniz ve ilk iki filmin yanında X-Men ’97’yi öncülüyle de birlikte tekrar tekrar izlediyseniz sizi iki ay götürecek bir X-Men serisi önereceğiz. Önerimiz kesinlikle gizli kalmış bir hazine değil, kült veya diğerleri gibi efsaneye dönmüş bir iş de değil. Bu sadece küçükken televizyonda izlediğini hatırlamayanlar ya da içine girecek kadar yakınlaşmaktan tereddüt edenlerdenseniz neden bunun şans vermeye değer olduğunu söyleyeceğimiz X-Men Evolution animasyon dizisi.
Dr Doom‘un maskesini çıkarıp halkı selamladığı Comic Con’un üzerinden iki yıldan fazla zaman geçti. O anı takip eden uzun süre boyunca hayranların en çok merak ettiği şey Robert Downey Jr’ın MCU’ya nasıl geri döneceği ve en büyük kahramanın nasıl en büyük düşman olarak yeni bir yüz bulacağıydı. Şimdi Avengers: Doomsday’in vizyona girmesine iki aydan az kalmışken görüyoruz ki bu heyecan treni çoktan yön değiştirdi ve daha eski kahramanları beklemek Doom’u beklemekten daha heyecan verici hale geldi. Cyclops’un mavi kostümü, Mystique’in nasıl başkasına dönüştüğü, X-mansion’un odaları ve Magneto’nun neleri yerinden oynatacağı. Bu heyecana bir de burukluk eşlik ediyor çünkü bu oyuncuların canlandırdığı karakterlere yine veda edeceğimizi biliyoruz. Bu, Sadie Sink ve diğerlerinin gelişinden önce eskilerle bir nostalji turu düzenleyip sonuncunun sonuncusu kere bir vedalaşma seansı düzenlemek olacak. Robert Downey Jr’ı on yıl daha MCU’da görebilme şansımız varken Patrick Stewart’ın bir daha karşımıza çıkacağını -yaşını da hesaba katınca e tabii ki- sanmıyoruz. Hal böyleyken X-Men maratonlarına dönüş yapınca gördük ki 2000’de çıkan X-Men filminin ardından aynı senenin sonuna doğru yayınlanan X-Men Evolution’ı izlemek sizi Marvel’ın verdiği izleme listesi ödevini takip etmekten kurtaracaktır.

Robert Pattison, “Transformers 2000’leri en iyi tanımlayan film” dediğinde nokta atışı yapmıştı ve bu çıkarım, tonlarca dizi, film ve müzik klibinden örnekle arttırılabilirdi. 90’ların sonunu ve 2000’lerin başını müziğinden modasına, karakter rollerinden dönemin alt kültürüne o senelerin rengini X-Men Evolution’da yakalamanız mümkün, özellikle okul koridorlarında. Karakterler lise dönemlerini yaşadığı dizi 90’ların sonunda ve 2000’lerin başındaki genç yetişkin karakter furyasına dayandırılmış durumda. Power Rangers’la başlayan ve 90’ların sonuna değin süren Sabrina ve özellikle akademik çalışmalara konu olmuş Buffy the Vampire Slayer gibi dizilerin esintisi yapımcıların rotasını bu yöne çevirmelerini sağladı. Superman’in lise çağını anlatan Smallville gibi mutantları bu yaşlarında var eden X-Men Evolution da yelkenlerini bu rüzgara çeviren eserlerdi.
Şimdi karakterlere bir göz atalım. Scott, Jean, Kurt ve Rogue’u alıp lise öğrenicisine çevrildiği dizide Mystique’i okul müdürü olarak görüyoruz. Senatör Kelly bile bu evrende bir okul müdürü olarak seyirci karşısına çıkıyor. Profesör X, yurtta kalan öğrencilerini Tehlike Odası’nda düşmanlara karşı eğitirken onların mutant kimliklerini gizlemesini isteyerek onları liseye gönderiyor. Diziye eklenen her mutant liseye başlayan bir çocuk veya öğretmen oluyor.
Kötülük, eğitim sisteminde de kendine yer buluyor ve Mystique de Magneto’nun önderliğinde Brootherhood’u mutant öğrencilerden kuruyor. Şöyle basit bir indirgemeyle okulunda sosyal aktivitelerle ilgilenip, yardıma ihtiyacı olanları gördüklerinde hemen yanında beliren mutantlar Profesör X’in himayesinde, toplumun dışında kalan, uyum sağlama gibi bir niyeti olmayıp da başkalarını zorbalamaya meyilli olanlar da yavaş yavaş Mystique himayesinde Broother’u oluşturuyor. Storm ve Wolverine orta yaşlı, öğrencilere göz kulak olan karakterlere, Beast de bir lise öğretmenine dönüşüyor. Bu naifliğe biraz ağır kaçan Magneto, planlarına uygun bulduklarını amaçları doğrultusunda görevlendirip çocukları suça bulaştırıyor. Bu seriyle hiç karşılaşmamış olsanız bile sosyal medyada gözünüzden kaçmamış olacak olan Goth Rogue da burada kendine yer buluyor. Başta Brootherhood’a çekilip sonradan içgüdüleriyle diğer tarafa geçiyor. Bu dizide karakterizasyonda öne çıkıp maceranın tam ortasında aktif olarak yer bulan kadın karakterler, Buffy’den ilhamla tasarlanıyor.
X-Men’in yetişkinliğe geçiş dönemlerinin ele alınması artı ve eksileri beraberinde getiriyor. Burada artı hanesine yazacağımız şey mutant olmanın ergenlik metaforu olarak kullanılması. Bu sayede karakterlerin kendini bulma çabası ve kabul görme isteği doğal bir duruma yaslanmış oluyor. X-Men de Brootherhood üyeleri de verdikleri her kararla kendilerini biraz daha keşfediyor Gerek güçlerini kullanmayı öğreniyor gerekse kişiliğine sağlam temeller atıyor. Bir yandan hayati tehditlerle mücadele eden kahramanlar gündelik hayatlarını da kaçırmamaya, kahramanlık yaptıktan sonra sosyal hayatlarına dönmeye çalışıyor. Kalk, okula git ve dünyayı kurtar trope’u seyirciyle hızlı bir özdeşleşme kurdurduğu kadar seyircinin ciddiyetini kaybetmesine de sebep olabiliyor. Günü kurtarmak için savaş veren kahramanların ertesi gün matematik sınavına girmesi değil, günü kurtarmak için savaştıkları düşmanlarla aynı sınıfta sınava girmeleri göze batıyor. Birbirini ortadan kaldırmak için yaptıkları sonuçsuz kalan eylemler daha basit bir akran zorbalığı olarak ekrana yansıyor. Basit bir örnekle Cyclops’u öldürmeye çalışan Avalance sonraki bölümde yemekhanede onun önüne geçerek düşmanlığını devam ettiriyor.

Bölümler tek bölümde çözülen maceralar olarak ilerleyip bir yandan da sezon içinde bir devamlılık inşa ediyor. Bir gölge olarak başlayan Magneto ilerleyen bölümlerle etkisini arttırıyor. Sezonlar ilerledikçe dertler de büyüyor, Magneto en büyük sorun olmaktan çıkıyor. Mutantların varlığı açığa çıktıktan sonra ayrımcılık konusu da gün yüzüne çıkıyor.
Dizideki Spyke karakteri, kemik yapısını kontrol ederek vücudundan dışarı bıçak gibi keskin kemik parçaları fırlatabiliyor. Storm’un yeğeni olarak ekibe katılan Spyke, ekip içinde kaykaycı/sporcu tiplemesine karşılık gelen bir karakter olarak bu dizi için yaratılıyor. Üçüncü sezonda diziye giriş yapan X-23 de bu dizi için üretilmiş ve ama Spyke’ın aksine varlığı önce çizgi romana oradan beyaz perdeye taşan bir karakter olarak canon’a girmeyi başarıyor. Yani Logan ve Deadpool & Wolverine ile sinemada gördüğümüz Laura Kinney ilk defa bu dizi için üretiliyor. İkinci sezonla birlikte New Mutants kadrosu diziye dahil olurken Rogue’un karamsar, içine kapanık ruh hali de Bryan Singer’ın filminden sonra ekrana taşınan Anna Paquin’in Rogue’undan esintiler taşıyor.
Animasyonları Japonya ve Güney Kore’deki şirketlere yaptırılan X-Men Evolution Türkiye’de yerli bir kanal olan JoJo tarafından yayınlandı. Dizinin asıl sahibi olan Kids’ WB 4 sezon ve 52 bölümün ardından, izlenme oranı yüksek olmasına rağmen diziyi 2003’te yayından kaldırdı. Fişi çekilmese sırayla bir yandan yeni mutantlar ekleyip bir yandan Dark Phonenix Saga’yı işleyerek karakterlerin büyümüş hallerini ekrana getirme planları hazırlanan dizinin sonlanması da tamamen duygusal sebeplere dayalıydı. Bunların başında Nickelodeon ile rekabet etmek isteyen Kids’ WB’un yayın politikasını değiştirip gençlik içeriklerini/karakterlerini askıya alması, sendikasyon için 52 bölümlük sınırın dolması ve tabii ki oyuncak satışlarında karakterlerin bu hallerinin Action Man’i yakalayamaması olmuştu.
What if hikayelerinin her türlüsünün yapılıp giderek suyunun çıktığı bu dönemde sıra dışı olmaktan uzak olsa da bilmem ne “verse”lerin daha bir orijinal fikir sayılabileceği dönemde yayına girmesi, X-Men Evolution’ın dikkatleri üzerine çekmesinde etkisi oluyor. İzlemeye başlamadan önce de beklentiyi muazzam çatışmalar ve yol ayrımları değil X-Men’i daha basit halleriyle gündelik dertlerinde görmeye ayarlamak gerekiyor.




Yorum Yap