TV Tarihinin En Kafa Açan 8 LGBTİ İlişkisi
Son güncelleme: 27 Haziran 2023
Gönül isterdi Pride Haftası‘nı yine ona yaraşırcasına güzel bir Onur Yürüyüşü ile sonlandıralım ama olmadığımız gibi davranmak zorunda kaldığımız, istemediğimiz şekilde yaşamaya zorlandığımız bir ülkede, ‘hassasiyet’ şemsiyesinin altına sığınıp işine geldiğini yürütmek, gelmediğini engellemek çok kolay maalesef. Yine de buradayız, severek kazanacağız. Amerika’da çıkan evlilik eşitliği yasasının ardından herkesin dillendirdiği #LoveWins hashtag’i gibi bir de biz dillendirelim istedik: “Aşk Kazanacak”. Bu vesileyle uzun bir ‘yürüyemeyiş’in ardından yorgun argın kaleme aldığım bu yazıda dizilerde kazanan LGBTİ aşklarını sizin için derledim.
8. Tobias Beecher & Chris Keller – Oz

Beecher ve Keller ilişkisinin, ask ve nefret kavramlarını bambaşka bir boyuta taşıyan bir televizyon çifti olduğunu düşünüyorum. İkisi de hapishane dışında gayet heteroseksüel hayatlar yaşamışlardı. Hapishane içinde yaşamaya başladıkları ilişki, kadın bulamamalarından kaynaklanan bir zorunluluk değil de takıntılı ve sorunlu olmalarının bir getirisi gibiydi daha ziyade. Dışarıdayken hafif pısırık, sıkıcı ve alkolik bir avukatken, Tobias, hapishaneye düştüğü andan itibaren Aryan kardeşlerin liderinin seks kölesi haline gelince doğal olarak kendisine sert bir kabuk oluşturma çabalarına girdi.
Tam da bu değişimi sırasında Christopher Meloni tarafından inanılmaz bir etkileyicilikle canlandıran Chris Keller ile tanıştık. Manipülasyon uzmanı bir sosyopat ve yeryüzünde hapishanenin baş rahibesi dahil bastan çıkaramayacağı bir yaratık yok. Hayatında kimseye değer vermemiş ve gözü kapalı cinayet işleyebilen bir karakterin Beecher’a sırılsıklam aşık olmasını ve kendisini tekrar tekrar onun için feda etmesini izlemek çok acayip. Birbirini bu kadar psikopat bir şekilde sevip koruyan ama aynı zamanda bu kadar zarar verip yerin dibine çeken bir çift daha izlememişsinizdir. Oz’un HBO’nun çizgisini belirleyen ilk drama dizisi olduğunu düşünürsek, rahatsız edici derecede uçlarda yaşanan bir aşk hikayesini daha iyi bir platformda bulmanız zor.
7. Willow & Tara – Buffy the Vampire Slayer
Geek damarımıza dokunan bir çift ile devam edelim. Willow ve Tara’nın Buffy’nin 4. sezonunda filizlenen ilişkisi, sanırım TV tarihinde bir ilkti. Joss Whedon’ın 90 sonlarına damgasını vuran, kendine has bir fandom oluşturmuş kült dizisiyle ilk kez bir lezbiyen çift, hikayenin merkezinde yer alıyordu. Xena ve Gabrielle arasındaki “imalı” ilişkiyi saymıyorum. Joss Whedon, dizi boyunca vampirlerle insanların ilişkisini hep alt metinli olarak kullanmış ve başarılı da olmuştu.
İlk sezon boyunca Xander’ın peşinde koşturan, sonrasında da 4. sezona kadar Oz ile çıkan Willow’un “coming-out” hikayesi, yine benzer bir şekilde büyü yapmayı öğrenmesi üzerinden ilerledi. Tara ile beraber büyü için odaya kapandıklarında hem büyü açısından hem de cinsel anlamda yeni bir deneyime adım attılar. Birbirleriyle tanışmadan önce içine kapanık, çekingen olan ikili, ilişkileri sayesinde güçlü ve kendine güvenen kadınlara dönüştüler. Bu dönüşüm sürecini de hem Whedon, hem de Alyson Hannigan ve Amber Benson bize çok tatlı yansıttı, sağolsunlar.
6. Cosima & Delphine – Orphan Black
Her bölüm en az 4 karaktere, çok da başarıyla hayat veren Tatiana Maslany, özellikle Alison ve Helena karakterlerinde nefis birer iş çıkarıyor olabilir, ama Cosima da canlandırdığı karakterler arasında en içteni, en naifi sanırım. Cosima’yı gizliden takip edip klonları yapan The Dyad’taki Aldous Leekie’ye bilgi sızdıran Delphine’e halen biraz güvenmiyorum sanırım. Ancak Cosima’ya olan hislerinin gerçekliği konusunda bizi daha fazla ikna etmeyi de başaramazdı. 3. sezonu izlemedim ama umarım ilişkiniz iyi gidiyordur kızlar. Bir klon da mutlu olsun şu dizide, “adaletsiz seçim” diye haykırarak bileklerimi kesicem artık yemin ederim ya.
5. Ian & Mickey – Shameless

Ian ve Mickey, tıpkı Oz’daki Tobias ve Chris ilişkisi gibi ‘sağlıklı’ bir ilişki yürütmeyi başaran bir çift değiller. İsmiyle müsemma Shameless gibi bir dizide, bildiğimiz anlamda ‘düzgün’ bir ilişki izlemeyi beklemek saçma olurdu. Amerikan televizyonunun görüp görebileceği en ‘dysfunctional’, hadi biz ‘bozuk’ ve ‘sorunlu’ diyelim, Gallagher Ailesi’nin fertlerinden Ian Gallagher’ın Mickey ile olan karmaşık ilişkisi, bizim kafamızdaki sağlıklı ilişki tanımına uymayabilir. Ama kendilerine has bir biçimde seviyorlar birbirlerini ve yine problemlerini kendilerine çözüyorlar. Mickey üzerinden aile içi şiddet ve istismar konularına da uzanan Shameless, şu anda televizyonda görebileceğiniz en acayip ilişkilerden birini sunuyor. Birbirini döverek seven bir ikiliyi ‘çift’ yapmayı herkes beceremez en nihayetinde.
4. Piper & Alex – Orange Is The New Black
Orange is the New Black’te buraya almaya değecek tonla güzel karakter var. Ancak flashback’ler ile beslenen, giderek güzelleşen Piper ve Alex ilişkisi ayrı bir yerde sanırım. Piper hapishaneye ilk düştüğünde eski kız arkadaşı Alex’in de aynı hapiste olduğunu öğreniyor ve öyle bir bahsediyor ki Alex’ten, ilişkideki kötü olan oymuş gibi düşünüyorsunuz. Gelgelelim sezonlar ilerleyip yeniden alevlenen ilişkileri serpildikçe, Alex’in Piper’ın hayatını bok eden bir uyuşturucu satıcısından çok çok daha fazlası olduğunu öğreniyorsunuz. Piper’ın kalbi de hapis dışında kendisini bekleyen kocasıyla Alex arasında bölünmüş durumdaydı ben son bıraktığımda. “Sen Piper Chapman’sın aptallık etme!” diyerek kocana dön derdim ama kalbini sevmeyenlere verme konusunda yaptığım master sonrası ben kimim ki akıl vereyim be ablam.
3. Cameron & Mitchell – Modern Family
Televizyonun en “Drama Queen” çifti Cameron ve Mitchell’ın ilişkisi, ilk başta belli stereotipler üzerinden yürüyor gibi duruyor ama sitcom’lar bu tarz stereotipleri kaldırabilecek hafiflikte olduğu için bana göre sırıtmıyor. Hatta kendileri de bu klişelerle dalga geçip güzel malzemeler çıkarabiliyorlar. Tüm Amerika’da yasallaşmadan önce Cam ve Mitchell zaten dünya evine girmişlerdi. En ufak mevzuyu bile çok büyük bir problem haline getirmeyi başarabilen ikilinin ilişkisi televizyonun en gerçekçi, en imrenilen ilişkilerinden biri değil belki ama şüphesiz en eğlencelisi.
2. Patrick & Kevin – Looking
Patrick ve Kevin çiftinin çok ideal bir çift örneği olmadığının farkındayım. O sırada başkasıyla birlikte olan patronu Kevin’e ufaktan hisler beslemesiyle başlayan yaklaşık 1 sezona yayılarak gizli gizli süren ilişkileri 2. sezonun sonunda aynı eve çıkmalarıyla sonuçlanmıştı sonuçlanmasına ama Patrick’in mutluluğu da pek sürmedi. Zaten aynı şekilde bizim de mutluluğumuz pek uzun sürmedi, zira düşük reytingler sebebiyle HBO, Looking’i iptal etti. Gelecek sezon olmayacak ama konuyu toparlayacak bir TV filmi gibi finali yapıp bitirecekler. Listeye alma sebebim aşk konusunda hepimize umut veren bir çift olmalarından ziyade LGBT karakterlerin ele alındığı dizilerde görmeye alışkın olmadığımız şekilde eğrisiyle doğrusuyla, günahıyla sevabıyla ortaya dökülen, herkesin yaşayabileceği gibi biraz yarım, biraz buruk ama gerçek bir ilişki sunmasıydı. Bunun için de her daim Andrew Haigh’e minnettar kalacağız.
1. Nomi Marks & Amanita / Lito & Hernando – Sense8
Burada hile yapmış olacağım ama iki çifti de birbirinden ayrı tutmam pek mümkün olmadı. Wachowski’lerin Sense8’te anlattığı hikayenin de bir sonucu olarak hepsi birbiriyle inanılmaz bir uyum içinde olan 8 karakteri bağımsız değerlendirmek içime sinmedi. Özellikle Amenita ve Hernando çok iyi yazılmış yan karakterler. Hani ana karakterlerimiz Nomi ve Lito’yu sevmiş olabilirsiniz ama onları bu kadar iyi yapanlar aslında Amenita ve Hernando’nun onlara bağlılıkları. Özellikle Amenita’nın Nomi’ye kayıtsız şartsız bir şekilde inanması, bir an bile deli olduğuna ihtimal vermemesi ve hikayelerinin başından beri karşılıksız bir şekilde onu destekleyip arkasında durması “böyle bir ilişki var olamaz” dedirtecek kadar gözlerimi yaşattı.
Lito’nun ise Hernando’nun sevgisine layık olmayacak kadar korkak davranmasının ardından nasıl aşık olduğunu Nomi’ye anlattığı müze sahnesini ise dizinin ilk sezonu içinde apayrı bir yere koyuyorum. Wachowski Kardeşler’e ise böylesi özenilesi iki ilişkiyi önümüze koydukları için teşekkür mü etsem sövsem mi bilemiyorum.
Bir reklam ajansında esnek saat olarak çalışıyor. Geekyapar yazarı. Hobi olarak spoiler vermeyi seviyor. Dreamer değil. Vizyonsuz. Şu hayatta hep Hufflepuff'liğindan kaybetti.
Tüm yazıları (59)






Yorum Yap