Oscar Öncesi Anımsamak İçin, Kendiliğinden Asilzade CATE BLANCHETT’in Unutulmaz 13 Filmi
Bilmiyorum katılır mısınız, ama bana Cate Blanchett neslimizin en yetenekli oyuncularından biri olmanın yanı sıra, en güzel kadınlarından da biri gibi geliyor. Bu güzellik, ağız burun güzelliği de değil üstelik. Bir asalet, bir duruş olur ya insanda? Blanchett’i muazzam bir Galadriel yapan, aynı zamanda da seneler içerisinde rolden role zarafetle geçebilmesini sağlayan o nitelikler sanıyorum ki bu kanaatimi oluşturuyorlar. İkincisi tartışılır. Ama birinci beyan, bana apaçık ortada gibi geliyor. Blanchett neye elini dokunsa, en azından o filmde bir iyi performans göreceğimizden emin oluyoruz. Seneler içerisinde pek çok unutulmaz rol topladı; biz naçizane 13’ünü burada diziyoruz. Buyurunuz!
Elizabeth
Blanchett’in çıkış rolü. 1998 tarihli Shekhar Kapur filmi, dünyaya Avustralyalı genç bir aktris bahşetmişti. Blanchett, bu filmle tanındı, ilk Oscar adaylığını aldı, kariyerine başladı. Bu arada filmi izlemek isteyen olursa, şaşırmaya da hazırlansın. Zira bu filmle kariyeri start alan tek isim Blanchett değil. İzlerseniz, görürsünüz!
The Talented Mr. Ripley
Cate Blanchett gibi kılık değiştirebilen oyuncular, genelde büyük bir rolle patladıktan sonra farklı bir istikamete gitme ihtiyacı hissederler. Elizabeth’ten sonra, Meredith Vogue rolü de Blanchett için böyleydi. Rol görece ufaktı, ama yine de Blanchett’in deri değiştirebilme özelliği çok dikkat çekiyordu tartışmasız.
Bandits
Blanchett’in bugüne kadar herhalde yirmi filmini izlemişimdir; aralarında “bu gördüğüm Cate Blanchett olamaz” dememe sebep olan tek film Bandits. Bu listedeki pek çok filmin aksine çok daha hafif olan (başrolde Bruce Willis var ne de olsa) Bandits, baya keyifli, güzel vakit geçirmelik filmlerdendi, Blanchett de içinde bambaşka görünüyor, davranıyor, takılıyordu. Kıymetini bilelim, zira Blanchett’in filmografisinde öyle çok köpükten filmler yok.
The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring
İlk filmi buraya Frodo ile paylaştığı unutulmaz sahne, ve sonsuza kadar aklımıza kazınmış olacak açılış tiradı yüzünden aldık; ama siz bunu tüm Orta Dünya filmlerini temsilen seçilmiş bir üye olarak alın. En dedebey hayran bile Blanchett’ten başka Galadriel’i oynayacak birini düşünemezdi muhtemelen. Zira o uhrevi zerafeti, başka hiçbir aktris kolay kolay veremezdi.
The Aviator
Blanchett’e ilk Oscar’ını kazandıran filme dışarıdan bakarsanız, elinizdeki bilgilerle Akademi’nin biraz meşhur vicdan kuralını işlettiğini düşünebilirsiniz. Geçen sefer başrolüyle ödül veremedikleri kıza, yan rölüyle bırakmışlar heykelciği. Çünkü evet, Blanchett’in rolü metinde baya kısa. Belki de Hughes’un hayatına giren kadınlardan biri sadece. Ama Blanchett’in Katherine Hepburn performansı, izlediğiniz zaman görebileceğiniz gibi, filmin sürpriz yıldızı. En akılda kalıcı anları, hep ona ait.
Babel
Son bir iki senedir Akademi’ye mühür koyan Alejandro Inarritu’nun henüz “ben farklı gibi gözüken ama kesişen hikayeler anlatacağım” derdinden kurtulamadığı yılların ürünü olan Babel, bana soracak olursanız, biraz sönük, yavan bir filmdi. Ama bu, Blanchett’in içerideki performansının muazzam olduğu gerçeğini pek değiştirmiyor. En olmadı onun kısımları hariç atlayarak gidelim?
Notes on a Scandal
Notes on a Scandal çok garip bir film. Gerçekten öyle. Bir kere hiç beklemediğiniz bir konuyu anlatırmış gibi yapıp, hiç beklemediğiniz bir yöne sapıyor, bunları da beklenmedik yöntem ve metodlarla yapıyor. Bu girdap içerisinde, sizin tutunduğunuz iki sabit var. İki muazzam, titanik peformans. Biri Judi Dench’e ait elbette, diğeri de Cate Blanchett’e. Muazzam film, muazzam performanslar.
I’m Not There
Geldik her listenin demirbaşı olan “hakkı yenen, ama aslında en süperi olan” maddesine. Elizabeth iyi, Curious Case süper, Carol müthiş, Aviator dudak uçuklatır… Ama Blanchett’in en kendini aşmış performansı, aynı zamanda en az dillendirilendir. I’m Not There’de Bob Dylan’ı oynadı bu kadın. Dylan’ın karakterinin farklı kanatlarına odaklanan kısa hikayeler antolojisi olan I’m Not There’de, bir kanat da kendisiydi. Çok samimi söylüyorum, vaktiniz varsa, ayırın, izleyin. Pişman olmayacaksınız.
The Curious Case of Benjamin Button
Benjamin Button’ın trajik aşk hikayesinde, iki karakterin yaşlarının birbirlerine denk düştüğü bir dönem var. Hatırlamışsınızdır belki. Geriye giden Benjamin ve ileriye giden Daisy’nin hikayeleri, bir noktada ortak zeminde buluşur. İşte tüm o sahnelerde, Blanchett’in suratındaki ifadelerin akışını bir takip edin. Orada hakikaten, büyük mutluluktan, tarifsiz mutsuzluklara doğru usulca geçiyor Blanchett. İzlemesi büyük keyif…
Hanna
Niyeyese ara ara dolaşıp, lafı devamlı Hanna’ya getiriyormuşuz gibi hissediyorum. Pride & Prejudice, Atonement gibi 2000’ler başı genç kadınların aşık olduğu dönem filmleri yaratmış olan Joe Wright’ın 2011 tarihli filminde Cate Blanchett, CIA memuru Marissa’yı oynuyordu. Bana soracak olursanız, filmin Blanchett’in önüne geçtiği nadir eserlerden biri Hanna. Bu film çok iyi olduğundan da kaynaklanabilir tabii…
Blue Jasmine
Cate Blanchett’e ikinci Oscar’ını getiren Blue Jasmine, bir Woody Allen filmi. Her Woody Allen filmi gibi, içinde bir adet nevrotik karakter barındırıyor. Bu nevrotik karakter de Jasmine işte. Yalnız, önceki Woody Allen karakterlerinden çok daha hasarlı, dengesiz ve Blanchett varı ve yoğuyla oynadığı için de, bir o kadar daha etkileyici. Allen’ın yazdığı en iyi karakter mi? Tartışılır. Blanchett’in oynadığı en iyi karakterlerden biri olduğu ise kesin.
Cinderella
Bu sene vizyonda bir Blanchett çığı yaşandı, sağ olsun Cinderella da onun bir parçasıydı. Açıkçası Cinderella, bu listenin en zayıf halkası. Buna hiç şüphe yok. Ama yine de, biz bu listeleri “akşam izleyecek film arayanlar” için yapıyoruz. Blanchett’in de gerçekten filmografisinde çok eğlencelik film yok. O yüzden, bu akşam Cate Blanchett’iniz tuttuysa ama kafanız çözümleme, analiz, tartışma ve yoğun duygu kaldırmıyorsa, Cinderella o yüzden listemizde.
Carol
Ve elbette, son filmi Cate Blanchett’e yeni bir Oscar adaylığı, bunun yanında da pek çok yerden takdir ve ödül getiren Carol, listemizin de en sonunda duruyor. Oscar’ı bu sene alabilecek mi Blanchett? Zor gözüküyor. Ama zaten onun bıraktığı izin, ödüllerle pek ilgisi yok. Blanchett her sene, unutulmaz performanslar vermeye devam ediyor nasıl olsa…
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)












Yorum Yap