Ayrılık Sonrası İzlenmeye Farklı Sebeplerden Korkunç Derecede Müsait 5 Film
Son güncelleme: 30 Mart 2015
Çok ilginçtir, herhalde son on yıl içerisinde duyduğum en anlamlı sözlerden biri İngiliz komedyen Russell Brand’n dudaklarının arasından döküldü. Hatırlıyorum, Brand Amerika’da yayınlanan Chelsea Lately’nin konuğuydu. Çok basit ve yavan bir soru geldi kendisine, “Ne tip bir kadın arıyorsun?”. O da “Ben gizem istiyorum, kurtuluş istiyorum” dedi, ve sonra o vurucu cümleyi ekledi: “Seküler çağda, Tanrı’nın ölümünden sonra kurtuluşu aşkta aramaya başladık. Seçilmiş olan, sizin şahsi mesihiniz.”.
Bu cümleleri duymamla birlikte kafamda bir şimşeğin yanması bir oldu. Hakikaten de kurtuluşu aşkta, ötekinde arıyorduk artık. Birinin gelip bizi tamamlamasını bekliyorduk, anlamlandırmasını umuyorduk; ama her zaman işler böyle gitmiyor işte. Bir noktada insan, ilişkinin içinde ya da dışında olunca, bu kurtuluşu, bu şahsi mesihi kendisinde bulması gerektiğine inanıyor. Evet, başlık “ayrılık sonrası izlenmesi gereken 5 film” diyor; ama aslında daha derinde şunu ifade ediyor: “ayrılık sonrası o mesihi kendinizde bulmanız gerektiğini kanıtlayan 5 film”.
Sebepleriyle, şu şekildeler!
1. High Fidelity
Nedir?: Nick Hornby’nin aynı adlı romanından uyarlanan High Fidelity, ya da Türkçe ismiyle “Yüksek Sadakat”, kafasında devamlı lsteler yaparak gezen birinin (öhöm) sevgilisi tarafından terk edildikten sonra “Top 5 Ayrılığım” listesi yapmasıyla başlar. Ana karakter, Rob Gordon, bu listedeki ilişkilerini tekar ziyaret eder ve nerede yanlış yaptığını çözmeye çalışır.
Ne zaman İzlenmeli?: Meselenin nerede yanlış gittiğinin düşünülmesinin gerektiği zamanlarda. Bazen evet, hata sizdedir ve ne olduğunu çözmeniz gerekir. Ama bazen de sizin kabahatiniz yoktur, ortada sadece ilişkileri ve hayatını yaşamayı bilmeyen bir partner mevcuttur.
2. Forgetting Sarah Marshall
Nedir?: Jason Segel’ın yazdığı Forgetting Sarah Marshall’da TV yıldızı sevgilisi Sarah Marshall tarafından terk edilen Peter, Hawaii’ye tatile gider; fakat orada yeni rockstar sevgilisi Aldous Snow ile Sarah’yı görünce, atlatma planları suya düşer. Neyse ki otelin resepsiyoncusu Rachel Peter’a kendini daha iyi hissetmesinde yardımcı olur.
Ne zaman izlenmeli?: Ayrılıktan sonra kendini daha iyi bir insan yapmak için yola koyulduğunulda. Filmin esasında vardığı noktada, Peter bunu Sarah Marshall için değil, kendisi için yapmak zorunda olduğunu fark eder. Mesele Sarah Marshall’ı unutmak ya da geri kazanmak değil, mutlu olmaktır.
3. An Unmarried Woman
Nedir?: Paul Mazursky’nin yönettiği ve dönemine göre ciddi anlamda çığır açan An Unmarried woman, muhteşem hayatından kocası tarafından terk edilmesiyle bir anda kovulan Erica’nın yavaş yavaş önce yalnız kalmakla, sonra bekar olmakla, sonra da özgür olmakla imtihanını anlatır. 1978 tarihli film üç dalda da Oscar’a aday gösterilmiştir.
Ne zaman izlenmeli?: Bazen ayrılıkların özgürleştirici bir şey olduğunun da fark edilmesi gereken zamanlarda. An Unmarried Woman ekseriyetle 70’lerdeki cinsel özgürleşme sürecine kadın perspektifinden bakar, ama aslında herhangi bir taraftan herhangi bir ayrlığın acı ve depresyon süreci sonlandıktan sonra yaşanacak özgür hissiyata da nasıl hayrıyla geçileceğinin belgesidir.
4. The First Wives Club
Nedir?: Kocaları tarafından daha genç kadınlar için terk edilen ve hayatlarının farklı düşüş evrelerinde olan dört eski okul arkadaşı bir araya gelir. N’aparlar bir araya gelip? Kocalarının hayatlarını karartmak için şekil şekil planlar geliştirirler elbette. Hugh Wilson’ın yönettiği film maşallahlık kadrosuyla dudak ısırtır.
Ne zaman izlenmeli?: İntikam duygusunun daha iyi alanlara kanalize edilmesi gereksiniminin fark edilmesi lazım olduğunda. 1996 tarihli filmin kıssasını ele vermiş gibi olduk, ama aslında özünde gidişatı da bellidir. Bazen intikam içini yakar, lüzumsuzdur, bir şeyi de çözmez. Ama o güç iyidir, iter insanı. Onu da işte bir yerlere yönlendirmek lazımdır!
5. Kill Bill
Nedir?: Çocuğunun babası tarafından üzerine suikastçiler ordusu salınan The Bride, önce bu suikastçiler ordusunu, en sonunda da bunun tepesindeki zincir olan ve başına gelen her türlü rezaletten bizzat sorumlu olan Bill’i öldürmek üzere yola çıkar. Ve maşallahlık öldürür. Öyle böyle değil yani, muhteşem koreografilerle, inanılması güç kan oranlarıyla…
Ne zaman izlenmeli?: İki sebepten. Birincisi, beterin beteri var diye düşünülmesi gerektiği zamanlarda. Yani evet, sevgiliden ayrılmak kötü, ama o sevgilinin üzerinize dünya üzerindeki en kanlı suikastçileri salması daha da kötü olurdu. İkinci olarak ise, bu film intikam duygusunu doyasıya yaşanması gerektiği vakitler izlenmeli. Tamam yukarıda dedim intikam içi yakar diye, ama fantezisini de mi izleyip rahatlamasın insan Allah Allah?
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)




The Other Woman filmi de eski sevgili/aldatma konularında müthiş eğlenceli (Hayır Kate Upton oynadığı için değil……tamam onun da etkisi var.)
Sonunda Kill Bill konuyu küt diye kesmiş yalnız 😀