İçeriğe geç
Sinema 6 dk okuma

Bir Ajan Filmi Çekecekseniz, Kullanmanız Gereken 8 Klişe

Yiğitcan Erdoğan
Bir Ajan Filmi Çekecekseniz, Kullanmanız Gereken 8 Klişe

Son güncelleme: 16 Mart 2014

Ajan filmi derken neyi kast ettiğimizi biliyorsunuz. Bunlara İngilizcede “Spy film” deniyor, genelde de yine İngilizce tabiriyle “thriller” türünün sınırları içerisine düşüyorlar. Aksiyon, polisiye, heyecan dozu yüksek filmler oluyorlar bunlar ve ne hikmetse, dönüp baktığımızda, hemen hemen hepsinin aynı 8 klişeyi kullandığını görüyoruz. Neredeyse istisnası yok bunun. Kitaplarından oyunlarına, filmlerinden dizilerine, ajanlı bir şey çekiyor ya da yapıyorsanız, öyle gözüküyor ki şu 8 klişeye uymak zorundasınız.

Uyarı: Aşağıda kullandığımız resimlerin birinde 8, birinde ise 11 yıllık iki film için spoiler olabilecek görseller var. Muhtemelen ajan filmi klişeleri ile ilgili bir yazıya tıkladıysanız, izlediğiniz filmler (Mission Impossible III ve The Bourne Identity), fakat biz yine de uyaralım dedik.

 

1. Kesinlikle bomba, bankalar ya da terörizmden birini (veya hepsini) içeren bir tehdit

International Bank

Eğer filminizi 90 öncesi çekiyor olsaydınız, işiniz kolaydı. Tek yapmanız gereken karşı tehdit olarak Sovyetler Birliğini koymak, işin içine de nükleer bir baharat katmaktı. Fakat duvar yıkıldığından beri ajan filmi yapımcıları düşman olarak kendilerine bankacıları ya da teröristleri belirliyor ve işin içinde illa ki önemli bir yerde patlayacak kuvvetli bir bomba tehdidi oluyor. Genelde bu üçünü beraber de görüyoruz. Bankacılar teröristlere bütçe sağlıyor, teröristler bomba patlatıyor, bombadan bankacı kâr ediyor ve bunu durdurabilecek tek şey, yakışıklı ama acılı bir geçmişe sahip ana karakterimiz.

 

2. Ana karaktere hiçbir zaman ilk seferde inanmayan, babacan/anaç bir şef

Ajan Filmi Klişeleri M

Eğer bir ajan filminde başrol oynuyorsanız, kendinize inanılmadığı zaman takındığınız ifadeyi iyi çalışmış olmanız gerek, burası kesin. “Bakın, anlamıyorsunuz, Kraliçe’yi yatağında öldürecekler diyorum!” diyeceksiniz mesela, ama karşınızda şöyle bir duvar olacak: “Yatağında mı? Saçmalık. Elinde kanıt var mı?”. Siz ne diyeceksiniz buna? “Hayır, ses kaydı almadım ama duydum diyorum!”. Ona da cevap hazır. “Bak, anlıyorum, yorgunsun, zaten karının/kocanın ölümünü de atlatamadın, eve gidip biraz dinlen ha?”. He dinlen. Bu karakterler hem bizim ana karakteri korur kollarlar, hem de onların karşısında gerektiğinde ekstra zorluk, gerektiğinde ise psikolojik sıkıntı yaratacak bir öge olurlar.

 

3. Ana karakterin ülke değiştirmesini gerektiren bir sebep

Jack Ryan

Kraliçe’yi yatağında öldürme komplosunu duyduktan sonra illa ki bunun ucu egzotik, başka bir ülkeye dayanır. Artık bu o sırada kendi ülkesinde film çekilmesi için en fazla yardımı yapmış, teşviği açmış ülke hangisiyse o olur. Yok, yönetmenin özel bir bağlantısı varsa, Berlin, Paris gibi bilindik yerlere de gidilebilir. Maksat tedbil-i mekan olduğundan ana karakter için “görev için gerekirse Fizan’a gidebilecek adam” havası verilir. Sanki Malta’ya gitmek büyük külfet. Hayır bir de gittiğinde bulacağın şey var, ki o da…

 

4. Ana karaktere gittiği ülkede yardımcı olan güzel bir kadın polis/dedektif/ajan/vs.

Unknown

Şimdi bak, sen bu ajan filminin kasting direktörüsün. Arıyorsun karakteri götürdüğün ülkenin bir ajansını. Diyorsun ki bana dil bilen aktris lazım. Sana bir kelle fotoğrafları demeti yolluyorlar. Oradan en egzotik ama aynı zamanda tanıdık ama aynı zamanda çok güzel gözükenini bulup, başrolün yanına yerleştiriyorsun. Olay budur. Eğer gittiğin ülkenin halihazırda ünlü bir aktrisi varsa, şöyle Hollywood falan görmüş, o daha iyi olur. Yoksa yerel bir starın da iyi sonuçlar verdiğini biliyoruz.

5. Çatı katında kovalamaca sahnesi

Taken 2

Bu klişenin sebebi çok basit. Bir yandan ajan filmi dendi mi olmazsa olmazlardan takip sahnesini aradan çıkartmış oluyorsun. Arkada bol yaylı bir müzik çalarken hızlı çekimlerle koşan karakterler bir heyecan, bir aksiyon katıyor. Öte yandan, gittiğin egzotik mekanın tam bir panoramasını da çekmiş oluyorsun. Paris mi? Çatılarda koşarken arkadan Eyfel’i göster. İstanbul mu? Boğaz’ı göster, Sultanahmet’i göster, Aya Sofya’yı göster… Bu, eğer film gökdelenli şehirlere gittiyse asansör kovalamacası olarak değişebilir. O sırada da zaten arkadaki pencereden kesersin şehri.

 

6. Kötü adamla büyük planı hakkında yüz yüze sohbet

Mission Impossible 3

Bu illa ki olacak. Sen senaristsin, dev bir komplo yazmışsın, izleyiciye anlatmadan filmi bitirir misin? Bitirmezsin. Ne yapacaksın? İki yolun var, ya kötü adam ana karakteri yakalayacak ve bir yere bağlayıp planını anlatacak, ya da karşı karşıya silah çekişecekler. Burada anahtar şey, filmin kötü adamının bir noktada “Anlamıyor musun zaten sistem kötü” iması vermesi, ana karakterimizin de izci prensiplerinden zerre vazgeçmeyip, “Lanet olsun sistem kötü ama ben iyi kalacağım” postasını koymasıdır.

 

7. Karakterin meyli varsa yakın, yoksa silahlı dövüş sahnesi

The American

Ana konuyu aradan çıkartıp, ana karakterin niyetini belli ettikten sonra yapmanız gereken tek şey kalıyor, o da ana karakterin gücünü göstermek. Eğer ajan rolünde seçtiğiniz oyuncu kaslı, yapılı bir abimizse yumruklar konuşur. Yok biraz daha ince, fit yapıdaysa silahlar çekilir. Eğer yumruklar konuşacaksa bu genelde kötü hava şartları altında yapılır; sis, yağmur, kar, fırtına… Yok eğer silahlar çekilecekse de bu bir plazanın lobisinde olmalıdır. Sonra ana karakterimiz dövüşten muzaffer ayrılır, mükafatı da onu 8. maddede beklemektedir…

 

8. Her şeyin sonunda güzel yerel kadınla hoşbeş

Bourne Identity

Melanie Laurent’ler, Diane Kruger’lar, Franka Potente’ler bu klişe uğruna casus-sevici oldular. Film biter, adrenalin bir damarlarınızdan çekilir, ekran siyaha döner, sonra bir bakarız ki ajanımız hoş yerel ablayla sarmaş dolaş bir deniz kenarında oturmakta, sarılmakta, eğer film cesaret gösteriyorsa sevişmektedir. Bunun bir de ters versiyonu var. Eğer filminizi şöyle tatlı bir mutlu sonla bitirmek, devam filmlerinde karakterinizin etrafa “acılıyım ben” bakışı atmasını garantiye almak istiyorsanız, esas kızımızla ajan, hüzünlüce bir veda yaşarlar. Hatta muhtemelen devam filmi olursa o abla devam filminde de ölür.

Yanlış mıyız? Açın en yakınınızdaki ajan filmini, izleyin, iddia ediyoruz strüktür bu 8 madde üzerinden ilerleyecek. Unuttuğumuz varsa, yorumlar aşağıda, hodri meydan. Beğenirsenzi de paylaşmayı unutmayın!

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.