İçeriğe geç
Dizi 7 dk okuma

Gelmiş Geçmiş En Güzel 11 Adventure Time Bölümü

Mert Günhan
Adventure Time
Görsel: Adventure Time, tanıtım görseli (TMDB)

Adventure Time, çizgi film anlamında bir kırılma noktası, bir devrim sayılabilir. Daha önce hiç bir çizgi film kurgusunda görmediğimiz kadar geniş ve tutarlı evreni, kendi içinde geçen; yer yer hüngür hüngür ağlatan, yer yer kahkahalarla güldüren sahneleri ve canımız ciğerimiz karakterleri ile muhteşem bir seri. Ciddiyim, eğer daha önce Adventure Time izlemediyseniz, kesinlikle kendinize çok ayıp ediyorsunuz. Çünkü Adventure Time mutluluktur, Adventure Time geleceğe umutla bakmaktır. Neden kendinizi bundan mahrum edersiniz?

Adventure Time’ın en iyi yanı, kendi içinde sürekli gelişen ve devam eden bir hikayesi olmasına rağmen, her bölüm ayrı ayrı hiç arka plan bilgisine sahip olmadan izlenebiliyor oluşu. Tabii sırayla izlediğiniz vakit bir sürü detay hoşunuza gidiyor ama yine de kurgusu o kadar güçlü ki her bölüm kendi başına şahane bir şekilde ayakta kalmayı başarıyor.

Fakat Geekyapar bünyesinde bir kural vardır; bir şeyi izliyorsan, oynuyorsan veya dinliyorsan yazacaksın. İşte bu sebeple Adventure Time’ın en sevdiğim bölümlerini yazmamak olmazdı.

UYARI: Bu yazı spoiler kaynıyor, Adventure Time izlemiyorsanız, kesinlikle okumayın.

 

1. BMO NoireTumblr_m8cn18XNWl1qzrbk9o1_1280

Finn ve Jake’in küçük oyun konsolu BMO, şüphesiz serinin en komik karakterlerinden biri. Sesi, cümleleri, karmakarışık kafa yapısı ve geri kalan her şeyi ile şirinlikten ölüyor zaten. Finn’in kayıp çorabını bulmaya çalıştığı bu bölüm ise ne kadar muhteşemdi değil mi? Bütün bölüm film noir havasında siyah beyaz oluyordu ve BMO’nun karakterleri saçma sapan sorgulamalarını izliyorduk. Gerçekten bir dizi içinde kurgulanan en dahiyane ve komik bölümlerden birisiydi.

 

2.  Little Brother

Titlecard_S6E11_littlebrother

Little Brother kesinlikle favori bölümlerimden birisidir. Bu bölüm Adventure Time’ın küçücük yan karakterleri ile ne kadar büyük hikayeler anlatabileceğini gösteriyordu zira. Bölüm küçük kurt Shelby’nin bir partide kopan kuyruğundan kardeşinin oluşması ile kendisini birden bire sorumluluklar denizinde bulmasını konu alır gibi yapıyordu. Fakat işler hiç öyle değildi. Shelby, adını “Kent” koyduğu kardeşini “kötülük ile savaşması” konusunda öğütlüyordu ve birden bire hikaye Shelby’nin poposundan oluşan Kent’in margarita kılıcı ile Fare Kral’ın peşine düşmesine dönüşüyordu. Gerçekten gülmekten kafayı yedirten ve bir yandan duygulandıran bir bölümdü. Özellikle Kent’in margarita kılıcı kırıldıktan sonra efsanevi yeni bir kılıcın peşine düşmesi falan derken, nasıl bu kadar geniş bir hikayeyi o dakikalara sıkıştırdıklarını anlamıyordunuz.

640px-S6e11_Shelby_and_Kent_Again
Kent’in muhteşem “Margarita Kılıcı”

 

3. All The Little People

All_the_Little_People_title_card

Magic Man büyük ihtimalle en enteresan bulduğum karakterlerden. Sevgilisini kaybettikten sonra yüz yıllar boyunca şerefsizlik yaparak gezen Magic Man, gezegeni Mars’tan sürülür ve Ooo’da yaşamak zorunda kalır. Bu bölümde Finn ve Jake’e çaktırmadan Ooo sakinlerinin canlı minyatürlerini gönderen Magic Man, ortadan kayboluyor ama yaptığı şeyin etkisi bütün bölümü geçiriyor zaten. Finn ve Jake’in Sims oynar gibi küçük versiyonlarının hayatları ile oynamaları ve çeşitli alternatifler denemeleri gerçekten epey karanlık sorular sorduruyor aslında.

 

4. Ocean of FearTitlecard_S1E16_oceanoffear

Yine bir başka önemli bölüm. Ocean of Fear’ın çok basit bir konusu var aslında; o da Finn’in okyanus korkusunu Jake’in yardımı ile yenmeye çalışması. Fakat işte bu kadarla bitmiyor. Ocean of Fear, Adventure Time’ın karakterlerinin nasıl kendi dünyaları içinde tutarlı bir şekilde geliştiklerinin en güzel örneği olabilir. Özellikle Finn’in büyüdüğünü gördüğümüz için de biraz duygusal bir bölüm.

 

5. Card Wars

Card_Wars_Title_Card

Çocukluğunuzda kaçınız kart oyunu oynadınız bilmiyorum ama ben Pokemon kartı olsun, Magic The Gathering olsun gerçekten de bu tarz oyunlara ciddi anlamda bağımlıydım. Bunları çok bilmeyen arkadaşlarımı uyuşturucuya başlatır gibi başlatır, sonra oyunu çok bilmedikleri için onları yenip bundan büyük bir keyif alırdım. İşte Card Wars tamamen bununla ilgili bir bölüm. Jake’in çok başarılı olduğu bir kart oyunu var ve Finn’le oynamak istiyor, oynuyorlar fakat ikisi de kazanmıyor çünkü arkadaşlık kazanıyor. Hey gidi.

 

 

6. IncendiumTitlecard_S3E26_incendium

Yine Finn’in büyüdüğünü gördüğümüz bölümlerden biriydi. Bir de Prenses Bubblegum’dan acayip nefret etmemize sebep olmuştu. Bu bölümde Finn, Bubblegum tarafından reddediliyordu ve kalbi kırık bir şekilde eve geri dönüyordu. Jake ise durur mu, kankasına hemen başka bir prenses bulmak için büyük bir maceraya çıkıyordu. Bu bölüm, aynı zamanda Ateş Prensesi ile tanıştığımız ilk bölümdü ve iyi ki tanışmışız. Kendisini Bubblegum’dan daha çok sevdik.

7. It Came From The Nightosphere

It-Came-from-the-Nightosphere-2

Serinin en önemli bölümlerinden biri de buydu. Bu bölüm bizlere Adventure Time karakterlerinin geçmişleri olabileceğini ve bu geçmişlerde ciddi hikayelerin barınabileceğini gösteriyordu. En azından Marceline’in babasını böyle tanıdık. Babasının Marceline’in patates kızartmalarını yemesi ile aralarında başlayan soğukluğu da böyle gördük.

 

8. The LichThe_Lich_Title_Card

The Lich, bir Adventure Time finalinin aslında ne kadar ciddi bir konuya sahip olabileceğini göstermişti. Bu bölümde neler neler olmadı ki. Adventure Time dünyasının “multi evrenler teorisi” ile tanıştık. Enchiridion’un ne işe yaradığını öğrendik. Bir kere Billy, Lich tarafından öldürüldü yahu! Daha önce Adventure Time’da bu kadar sert bir olayın olduğunu görmemiştik, The Lich ile böyle şeyler görmeye alışmamız gerektiğini anladık. Tabii bölümün sonunda diğer sezona bağlanacak Finn The Human hikayesi de bambaşkaydı…

 

 

9. Finn The Human

Finn_the_Human_title_card

Evet, beşinci sezon bu bölümle açılmıştı ve ilk izlediğimiz vakit epey şaşırmıştık. Enchiridion ile multi evrenin merkezine kaçan Lich, Prismo’dan dilek dileyip bütün gerçekliği değiştirmişti. Bu gerçeklikte Finn, ailesini hiç kaybetmemiş, Mushroom savaşı hiç olmamış ve Simon Petrikov dünyayı kurtarmayı başarmıştı. Fakat Finn bir kolu olmayan normal bir çocuktu ve en iyi arkadaşı Jake basit bir köpekti.

Prismo sağolsun, işler bir şekilde yoluna girdi ama Finn’in Petrikov’un tacını takıp kafayı yediği sahneleri hiç unutmayacağız sanırım.

 

10.  Escape from The Citadel

1000px-Titlecard_S6E2_escapefromthecitadel

Escape from The Citadel, Finn’in hayatında büyük bir değişikliğe yol açan bölümdü. Sonunda babası ile tanışan Finn, büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı, tabii ki onunla birlikte biz de. Hepimiz Finn’in babası ile tanışacağına sevinirken birden bire babası olacak herifin bencil mi bencil, bet mi bet bir hıyar olduğunu görüyorduk ve çok üzülüyorduk bizim oğlana. Bir de Finn’in bol Akira göndermesi eşliğinde kolu kopuyordu ve bu kol bir sonraki bölümlere kadar geri gelmeyecekti.

 

11. I Remember You

1000px-I_remember_you_title_card

I Remember You, tartışmasız Adventure Time’ın en etkileyici bölümüydü. Ice King’in zaten Simon Petrikov olarak çok trajik bir hikayesi olduğunu biliyorduk fakat Marceline ile yollarının kesiştiğini, hatta Marceline’i çocukken kurtarıp baktığını hiç bilmiyorduk. Burada acı olan şey Ice King’in, Marceline’e Simon Petrikov olarak ne kadar değer verdiğini öğreniyor olmamız. Tabii Ice King lanetli tacı yüzünden Marceline’i kesinlikle hatırlamıyor. Bu bölümde Marceline’in durumdan dolayı çok acı çektiği için Ice King’in bilmediği yerlere taşındığını fakat buna rağmen Ice King’in sürekli ona hiç bir şey hatırlamadan geri geldiğini fark edip yıkılıyoruz tabii. Ayrıca Marceline’in bin yıldır sakladığı oyuncağı Hambo’yu da Simon vermiş… Öhm, neyse, siz şu videoyu izleyin, ben bir ağlayıp geliyorum.

 

 

Mert Günhan

14 Yaşından beri oyunlarla ilgili yazıyor, Trgamer, Oyungezer, Merlin'in Kazanı ve daha pek çok platformda yazdı. Arada dizi yazar, şu anda bir kitap yazıyor, insanlık onurunun depresif müziği yeneceği günü bekliyor.

Tüm yazıları (107)

Bunlar da ilgini çekebilir

3 yorum

    1. yav heye heye bebe dizisiymiş sen ordaki esprileri ve hikayeyi anlamıyorsan heralde sana göre bebe dizisi olur sen git anca kayu pepe falan izle tam sana göre adventure time’ı izleyerek o beynini yorma

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.