İçeriğe geç
Müzik 6 dk okuma

İsimlerini Başka Bir Grubun Şarkısından Almış 7 Müzik Oluşumu!

Yiğitcan Erdoğan
İsimlerini Başka Bir Grubun Şarkısından Almış 7 Müzik Oluşumu!

Bir müzik grubu kurmasının teferruatı da büyük. Bir grup insanın bir araya gelmesinden ötürü doğal olarak oluşabilecek gerginlik ve tatsızlıkları bir kenara bıraksak dahi bir ton iş var işin içerisinde. Mutabık bir sound bulunacak, konserler ayarlanmaya çalışılacak, e belki bir kayıt, belki bir demo; onlar kovalanacak. Ama işte tüm bu ekstra işlerin öncesinde, çok büyük bir görev var ifa edilmesi gereken. İsim bulmak. 

Kimi grup bu konuda felaket katmanlı hareket ediyor; Alt-J gibi. Kimi grup ise daha ziyade “amaaan” kıvamında yaklaşıyor meseleye. Bazısı ise direkt başka bir şeyin adını alıyor. Bu bazen bir şiir olabiliyor, bir mısra olabiliyor, bir sanat eseri, bir sanat akımı; ya da bir lokasyon olması da mümkün. Bazen de başka bir grubun şarkısından alıyorlar isimlerini. Biz de bu listemizi bu gruplara ayıralım istedik.

Şu şekil bir 7’li çıkarttık. Siz de bildiklerinizi alta yazın!

 

The Rolling Stones

Mick Jagger ve Keith Richards ikilisi ile ilgili farklı fikirlere sahip olabilirsiniz, ancak üzerinde mutabık olmanız gereken bir husus varsa o da adamların müzik tutkusudur. Bu tutku ikilinin dünya müziğini obur gibi tüketmesine sebep olduğundan mütevellit, Rolling Stones’un çeşitli ve çeşnili sound’unu ortaya çıkarttı; ama bir de bize grubun ismini bahşetti. Yeni oluşumlarına ad ararken genç müzisyenler topluluğu Muddy Waters‘ın Rollin’ Stone plağını gördü. Adını koydu. Waters’tan aldıkları tek şey de isim olmadı bu arada!

 

Death Cab for Cutie

Bu denli absürt bir ismin başka bir şarkıdan geliyor olma ihtimali insanı ürpetiyor, değil mi? Fakat durum cidden de bu. Ekseriyetle ergen dizilerinde müzikleri çalınca ünlenen grup, adını İngiltere’nin avangart oluşumu Bonzo Dog Doo-Dah Band‘in aynı isimli şarkısından çıkarttı. Bu arada fırsatınız olursa, bu şarkının da bulunduğu albümü dinlemenizi öneririz. İsim babası oldukları gruptan sonra başka bir mertebe gelecektir.

 

Deep Purple

Yaa! Yılların eskitemediği efsaneler efsanesi rock grubu Deep Purple’ın adı esasen başka bir şarkıdan geliyor. Üstelik öyle alelade bir şarkı da değil. İlk olarak 1920’li yıllarda Peter DeRose tarafından çalınmaya başlanan, büyük bir hit olan ve 1933’te bir piyano kompozisyonu olarak basılan Deep Purple çok uzun yıllardır neredeyse bir standart olarak farklı farklı müzisyenler tarafından çalınıyor. Şimdilerde belki çok bilen yoktur ama, bir dönem Deep Purple’ı cover’layan listelere kafadan giriyormuş yani, öyle bir klas!

 

The Kooks

https://www.youtube.com/watch?v=EsSlOGzPM90

İngiltere’nin 2000’ler ortası yaşadığı minnoş britrock patlamasının meyvelerinden biri olan The Kooks, takriben on – on iki senedir şarkılarında İngiliz aksanı sevenleri ihya etmeye ve arkadaş muhabbetlerinde The Kinks ile karıştırılmaya devam ediyor. Bu basit ve sade isim ise onların müzikal idollerinden biri olan David Bowie‘nin şarkısından geliyor. Ve bu konuda yalnız değiller bu arada, Bowie şarkılarından çok güzel grup çıkıyor gerçekten.

Judas Priest

Çok net itiraf edeyim, Judas Priest o kadar doğru bir metal grubu ismi ki insan bunun spesifik olarak bir metal grubuna konulmasından başka bir amaçla yaratıldığına pek inanmak istemiyor. Gelin görün ki vaziyet bu. Üstelik metal tarihinin en büyük efsanelerinden biri ismini belki de metalden en uzak adama, Bob Dylan‘a borçlu. Dylan’ın mühür albümlerinden John Wesley Harding‘in en uzun şarkısında birbiriyle konuşan iki karakterden biri Judas Priest. Ki lafı açılmışken, şarkıyı da dinlemenizi tavsiye ederim. Komple albümü de öyle. Hazır başına durmuşken birkaç Dylan üst üste dinleyin hatta ya.

 

Everything Everything

2010’lar başında bir anda patlayan Everything Everything‘in adını Radiohead’den aldığını biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum. Öhöm. Düzeltmek istiyorum. Everything Everything’i ilk EP’lerinden beri şevkle takip eden ve kolunda bu gruba ismini veren şarkının dövmesi olan bir insan olarak bilmiyordum. Ayıbım dağ devirir yani. Grubun bu adı seçmesinin sebebi ise kültürel. Thom Yorke’un Kid A açılışında söylediği ilk iki kelimeyi almışlar, çünkü o albümle birlikte Radiohead’in rock ve elektronik müzik arasındaki perdeyi kaldırışından çok etkilenmişler. Müziklerinden de anlaşılıyor bu!

 

Radiohead

https://www.youtube.com/watch?v=sSjYDJtX_-E

E bahsi geçmişken almamazlık olmazdı. Orijinal olarak sadece Cuma günleri prova edebildikleri için On A Friday adıyla hayatlarına başlayan grup, bir noktada Talking Heads’in şarkısına baktı ve “Evet” dedi, “Bizim dünya müzik tarihine damga vurabilmemiz için gereken isim bu“. Peki arkasındaki müthiş hikayeyi biliyor musunuz? Şöyle, yılların emektar karakter aktörlerinden Stephen Tobolowsky (Californication, Memento, Silicon Valley) 70’lerin başında psişik bir deneyim yaşıyor. Tobolowsky, insanların melodilerini duyabildiğini hissetmeye başlıyor. Bu melodilerden yola çıkarak da bir nevi fal bakıyor.

O dönemki kız arkadaşı -herhalde Amerikan olmanın getirdiği bir mantıkla- “E hadi bilet keselim buna” diyor ve takıldıkları tiyatro kumpanyasında birkaç kuruşa bu şekilde fal bakmaya başlıyorlar. Tobolowsky’nin melodi falı çok isabetli oluyor. Fazla isabetli oluyor. İsabetli olmayacak sanıyorsunuz, yine oluyor. Hani bazı teyzelerimiz vardır, kahve falı dünyasını bırakırlar, çünkü çok acı şeyler görüp söyledikleri için tatları kaçmıştır? İşte Tobolowsky de öyle birkaç tecrübe yaşıyor, tövbe ediyor.

On beş yıl sonra, Talking Heads grubunun frontman’i David Byrne bir proje peşinde. Adı True Stories. Bir müzikal film / albüm olacak, amacı gerçek insanların başına gelen enteresan hikayeleri derlemek. Bir barbekü partisi var, Tobolowsyky’ye “Hadi bilet keselim” diyen sevgilisi Beth Byrne’e “Benim manita bir ara insanların melodilerinden fal bakıyordu, onunla bir konuş istersen” diyor. Byrne ve Tobolowsky konuşuyorlar. Byrne öyküye çok coşuyor. Tobolowsky’nin öyküsünü şu şekilde hikayeye döküyor:

Baby your mind is a radio
Got a receiver inside my head
Baby I’m tuned to your wavelength
Lemme tell you what it says:
Transmitter!
Oh! Picking up something good
Hey, radio head!
The sound…of a brand-new world.
E geri kalanı da malumunuz!

 

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.