Kederin farklı biçimleri var. Keder dediğimiz şeyin ne ifade ettiği, neye karşılık geldiği, neleri değiştirdiği ve neleri kopartıp neleri yeşerttiği kişiden kişiye göre değişen bir şey. Bazısı var ki kedere çözmek için bakar, bazısı kokusu üzerinde biraz daha kalsın ister. Bazen keder senin benzinin olur, bazen ise en büyük düşmanın. Bazen geçmişi anarak kederlenirsin. Bazen geleceğe bakınca birikir keder içine.

Her türlü kederin de bir müziği vardır. Daha isyan bir keder için Müslüm Gürses tercümede devreye girer mesela. Kederini dimdik yaşamak isteyenler için country müzik vardır. Şehirli kederler için The Smiths, varoluşsal kederler için Radiohead, dumanlı kederler için The Doors… Ama bütün bunların arasında, bir sakin keder yaşamak istiyorsanız eğer, daha doğrusu bunu yaşıyor ve bir müzikle pekiştirmek istiyorsanız, bakmanız gereken tek bir adres var. The National.

The National

Ohio kökenli post-punk revival grubu The National’dan daha önce bu sayfalarda şöyle söz etmiştik:

The Nationalı anlatırken hem New York meselesinden, hem mutabık Joy Division etkilerinden, hem de bariton vokalin bağlayıcı bütünlüğünden ötürü Interpol ve Editors‘dan da söz etmek mümkün esasında. Bu üç grup, 2000’ler ortalarının dayanılmaz –ve paha biçilemez– post-punk revival akımının öncüleriydiler. Ancak Interpol ve Editors’ın aksine, The National‘ın çok daha başka bir çekirdeği vardı. Aynı anda hem çekiç kadar ağır, hem de tüy kadar hafif olmayı başarabilen bir melankoli.

Bu melankoli, son albümleri Sleep Well Beast‘te de var işte. Boxer kadar ağır değil, High Violet kadar buğulu değil. Ama kökünde bir yerlerde var. Üzerine bir ton yeni şey eklenmiş –inanmazsınız, elektro gitar duyuluyor albümde– ve gerçekten de pek çok yeni oyuncakla deney yapmış The National’ın iki çift kardeş ve Matt Berninger’den oluşan ekibi. Ama özünde hâlâ çok doğru bir his var. Başka kimsede olmayan ve muadili bulunmayan. Anlatmak için de, sanırım, sakin keder demekten daha iyi bir alternatif yok.

Etrafı dağıtmanın manası yok. Çığlık atmanın manası yok. Dikkat çekmeye gerek bile yok, çünkü o dikkatle çözülecek bir dert yok bu akşam. Bariton bir vokal, pes vuran piyano notaları, belli belirsiz duyulan perküsyon. Bir göl kıyısı gibi. Su duru ve sakin. Etraf sessiz ve gürültüsüz. Renkler koyu mavi. Gri değil, kırmızı değil, siyah değil. Koyu mavi.

Bu akşam böyle bir akşamsa sizin için, Sleep Well Beast’i dinlemenizi öneririz. Aşağıya bırakıyoruz linkini. Fikrinizi ise Muhit’e bekliyoruz.

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.