Yazan: Cenk Türkoğlu

Biliyoruz hepimiz. Anlayışlı bir toplum olmayı çoktan bıraktık. Belki de hiç olmadık; hatırlamıyorum dürüst olmak gerekirse. Belki de küçükken bu kadar dikkat etmediğimdendir haberlere, politikaya… Ne kadar misafirperver bir ülke olduğumuz söylenir ya hep, onun belki de en önemli şartı olan hoşgörülü olmayı bıraktık gibime geliyor. Ramazan ayında içki içildi diye sopalı bıçaklı dükkan basanlar, yurt dışında olan bir olaydan kaynaklı turist dövenlerin gün geçtikçe arttığı ve gün geçtikçe daha çok tolere edildiği, hatta normal karşılandığı, bir yer burası artık. Çoğunuz gibi bu beni de çok üzüyor. Ama bu olaylar olana kadar hep garipsenmiş, dövülmese veya bulunduğu mekan basılmasa bile, dalga geçilmiş, aşağılanmış bir grup daha var bu ülkede. Belki de dövülmediklerinden dolayı üstüne basılmıyor bu grubun yaşadıkları. Bu, yaralanmadıkları anlamına gelmiyor. Kimlerden mi bahsediyorum? Geek’lerden.

Her zaman farklı olan garipsenir değil mi? Normal olmanın dünya çapında standardı yoktur; yaygın olan vardır ama buna normal diyemeyiz. Bir gruba normal demek, geri kalanları hilkat garibesi ilan etmektir. Peki bu “normal” olana uymayan geek dediğimiz şahıslar kimlerdir? Ne yaparlar? Geek, İngilizce’de sokak ağzı diyebileceğimiz bir terim aslında. Bu terim,  bazılarının “normal” dediği kalıplardan sıyrılan insanlara deniyor. Daha düzgün bir tanımı ise entellektüel bir konu üzerinde takıntılı derecede ilgili olmak anlamına geliyor. Sosyal olarak garip anlamında da kullanılıyor ayrıca.

Geekyapar Facebook Cover Photo HD

Peki bu geek’ler ülkemizde nasıl görülüyor? Çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da biraz bahtsız durumdayız maalesef. Küçükken mahalledeki çocuklar nasıldır bilirsiniz. Yaşlarına göre çoğu saklambaç oynar ya da futbol maçı yapar. Çoğunluk bu şekildedir; en azından benim yetiştiğim çevrede bu böyleydi. Yanlış anlaşılma olmasın, bunları yapmak da güzel. Arada birkaç çocuk vardır bu genellemeye uymayan. Çok fazla dışarıya çıkmaz. O yüzden çok fazla arkadaşı da olmaz o dönemlerde. Daha çok evde ilgilendiği bir konuyla uğraşır. Bu oyuncaklar olur, kitaplar olur, filmler olur… Bu çok daha ilgi çekicidir bu çocuklar için dışarıya çıkıp futbol maçı yapmaktan. Kendi hayal dünyalarını yaratır bu çocuklar. Her gün başka bir duygu, her gün başka bir dünya… Kendi içlerinde çok mutludur bu çocuklar. Başka bir şeye ihtiyaç duymazlar belki de. Dışarıya çıktıkları nadir zamanlarda veya okulda arkadaşları ile birlikte iken garipsenirler. Nedeni genele uymamalarıdır. Genele uymayan gariptir ne de olsa değil mi? Bazen de fiziksel olarak hırpalanırlar.

Yaş ilerledikçe bulunduğunuz ortama göre bu değişebilir. Sonuçta üniversite ortamında kimse kimseyi “Sen çizgi roman mı okuyorsun ha?” şeklinde hırpalamaz. Burada durum daha noktasal vuruşlara dönüşür. Koleksiyon yaptığınız birşeyle ilgili veya okuduğunuz çizgi romanla ilgili “Bununla mı bu kadar uğraşıyorsun?” gibi küçümsemeler olur. Bazı insanlar umursamaz bu yorumları, bazıları umursar. Bu tip olaylardan kaynaklıdır ki geek dediğimiz insanlar çoğunlukla kendi gibi insanlar ararlar. Kolay değildir bu. Çünkü zaten göreceli olarak az olan bu grubun bir kısmı da kendi içlerine çekilmeyi tercih ederler.

Birkaç senedir, bu insanları daha çok genele hitap eden bir kitle haline getiren ya da belki de daha iyi anlaşılmalarını sağlayan bir ortam mevcut. Kendisine Geekyapar adını veren bu kitle geek’liğin ne olduğunu biraz olsun genel kitleye duyurdu. Bence en önemli özelliği de bu. İlk olarak Facebook sayfasından takip etmeye başladım. Bu web sitesiyle ilgili ne ilgimi çekti biliyor musunuz? Bir sayfayı beğenince o sayfayı beğenen diğer arkadaşlarınızı da gösteriyor Facebook. Bu sayfayı beğendiğimde veya beğendikten bir süre sonra sayfaya bir habere bakmak amaçlı girdiğimde birçok arkadaşımın da bu sayfayı beğendiğini gördüm. İşin garip tarafı neydi biliyor musunuz? Bu arkadaşlarımın çoğu geek olduğunu bilmediğim, hiç bu tip bir konuda muhabbetimin olmadığı insanlardı.

Big Bang

Bunun birkaç anlamı olabilir tahmin edebileceğiniz üzere. Ya bu insanlar hep geek düşüncelere sahip insanlardı fakat toplum içinde kendilerini çok belli etmiyorlardı ve böyle bir platform sayesinde kendilerini dışa vurmaktan çekinmez hale geldiler. Ya Geekyapar onları verdiği haber ve bilgilerle birer geek haline getirdi. Ya da, ki benim en olası gördüğüm seçenek, bu insanlar sevdikleri bazı şeylerin ve bunları sevme biçimlerinin geek olarak adlandırıldığını anladılar. Çünkü geek olmak genelde çizgi roman okuyup sosyal olarak garip davranışlar sergileyen insanlara verilen isim olarak biliniyordu uzun süredir; gerçi bunu hala aynı şekilde görenler yok değil. Hatta Geekyapar sitesini de “çizgi roman sitesi” olarak gören bir kesim var. The Big Bang Theory, geek’lerle ilgili toplumdaki belli önyargıları yıktıktan sonra başka önyargılar oluşturmuştu. Geek karakterleri, aslında çok sevimli ama garip, ezik ve toplum içinde nasıl davranacağını bilmeyen tipler olarak gösteriyorlar bu dizide. Fakat gerçek hiç öyle değil. Fizikçi olduğumdan dolayı durumu iyi biliyorum…

Fakat geek olmayı bunun ötesinde göremeyen insanların sayısı gün geçtikçe azalıyor. Eminim bu sayı hiç bir zaman sıfır olmayacak. Bu sayıyı sıfıra yaklaştırmak en azından şu anki jenerasyonun gelecek jenerasyonu eğitirken bu konuda daha etkin olmasını sağlayıp başlarda anlattığım bunalımları yaşamış kitlenin yüzdesinin ileride azalması anlamına geliyor. Bu sayının azalmasında Geekyapar sitesinin büyük bir payı mevcut çünkü geek kavramını kitlelere yaymak konusunda büyük bir öncülüğü var.

Dr-Matt-Taylor-010

Geek’lerle ilgili ilk web sitesi veya YouTube kanalı onlar demiyorum; yanlış anlaşılmasın. Çoğu web sitesi, geek olmanın belli bir kısmıyla ilgili içerik üretiyor. Bazıları çizgi romanlara odaklanıyor, bazıları ise dizi incelemelerine. Ben de bu web sitesini ziyaret ettiğimde diğerleri gibi sadece çizgi romanlara ve çizgi roman ekseninde yapılan dizi ve filmlere odaklanacaklarını düşünüyordum. Fakat bir gün bilim insanı Matt Taylor’ın zamanında çok eleştirilen t-shirt’üyle ilgili bir yazı gördüm. O anda dedim kendime: “Bu site diğerleri gibi değil. Bu insanlar cidden farklı konularda eleştirel yazılar da yazıyorlar.”. O anda Geekyapar’ı farklı görmeye başladım.

Bu önemli bir andı benim için çünkü sonunda gerektiğinde çizgi romanlarla ve dizilerle ilgili, gerektiğinde de toplumsal ve politik konularla ilgili yazılar okuyabileceğim ve bu konularla ilgili insanlarla fikir alışverişinde bulunabileceğim bir platform keşfettiğimin farkına vardım. İşçi kesiminin gücü eline alıp komünist devrim yapması veya “geek” bir benzetmeyle anlatmak gerekirse, gündüz işlerini yaptıkları vampirlere karşı isyan edip kendi yerlerini toplumda bulmak için gerekli gücü ve savaş alanını bulmuş Lycan’lar gibi hissetmiştim kendimi. Bu bir devrimdi. İnsanların en azından bazı önyargılarını yenmesi için bir fırsattı. Kendimizi tanıtabilmemiz için bir fırsattı bu. Artık geek’lerin aşağılanıp dalga geçilmediği bir ülkede mi yaşıyoruz? Hayır! Peki geek’leri daha iyi anlayan, geek olmanın tam olarak ne olup olmadığını daha iyi bilen insanların olduğu bir ülkede mi yaşıyoruz peki? Kesinlikle evet. Descartes’ın da dediği üzere değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. O yüzden değişimin belli bir noktadan, ülkemizdeki en önemli konu olmasa da, başlamış olması sevindirici. İnsanların biraz olsun birbirine daha anlayışlı bakması; en azından karşılarındaki kişiyi anlamaya çalışmaları bir umut ışığının olduğunu gösteriyor. Bu umut ışığının tüm ülkede, farklı konularla da ilgili oluşabilmesi umuduyla…

Author

Geekyapar okurları Yazı Çağrısı altında toplaşıyor, belirlenen konularda kalem coşturuyor. Sen de parçası olmak istiyorsan, duyuruları takip et!

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.