Oyunlarda Renklere İhtiyacımız Olmadığının Kanıtı 8 Siyah Beyaz Oyun
Sinema endüstrisi uzun zamandır bir filmi siyah beyaz yapmanın getirdiği ve götürdüğü şeylerin denklemini çözmüş vaziyette. Karanlık bir hissiyat, yer yer moral bozucu bir atmosfer; hafif nostalji havası ve tabii ki, kontrast doğru kullanılırsa, keskin hatlara sahip bir görsel dil. Oyun endüstrisi ise bu meseleye yeni yeni uyanıyor. Özellikle indie camiası, böyle yapmak zorunda olmamasına rağmen sık sık siyah beyaz bir görsel dile başvuruyor, çoğunlukla da yukarıda saydığım hisleri uyandırabilmek için. Ama arada, AAA oyunlarda da görüyoruz bunu. Bazen kısmen, bazen opsiyonel bir şekilde, bazen de hikayenin içerisine yedirilmiş haliyle. Eğer bu sabah uyanıp, “Ulan şöyle siyah beyaz bir oyun oynayayım!” dediyseniz eğer, biz sizin için en ilginç konseptleri derledik. Buyurunuz!
Siyah beyaz dünya, kırmızı kan: MadWorld
Wii’ye özel en iyi oyunlar arasında yer verdiğimiz MadWorld, siyah beyaz renk skalasını daha ziyade kana vurgu yapmak için kullanıyordu. MadWorld münhasır olduğu platformun muhtemelen en kanlı oyunuydu ve sıçrayan her kan, siyah beyaz, cel-shaded arka plana muhteşem bir kontrast içerisinde bulanıyordu. Bunun sinemada çok karşılığı oldu seneler içerisinde, fakat MadWorld’ün daha çok feyz aldığı medya çizgi romanlardı.
Renksizlik umutsuzluktur bazen: Limbo
Limbo, siyah beyaz bir oyundu, ama sadece görsel olarak değil. Limbo aynı zamanda oynarken etrafınızdaki ve en önemlisi kafanızın içerisindeki renkleri de alıp giden bir oyundu. Playdead ekibi, oyunlarına sadece karanlık bir atmosfer vermek istememiş, içinizi de oynarken karartmak, umudunuzu alıp gitmek, sizi alenen mutsuz etmek istemişti. Bir oyun olarak dünyanızı karşıdaki oyuncuya satmak istiyorsanız, yapmanız gereken en önemli şeyin ilk önce görsel dili ayarlamak olduğuna en önemli kanıttır Limbo.
Tatlış olmak için siyah beyaz: Mew-Genics
Team Meat’in en yeni oyunu Mew-Genics, henüz bildiğimiz kadarıyla piyasaya çıkmadı, fakat bu sene içerisinde PC ve iOS için satışa sunulacak. Fakat üzerine konuşmak için oyunu oynamamız gerkemiyor, Mew-Genics, siyah beyaz bir oyun olmasına rağmen bariz bir şekilde renksizliğini -şimdi buraya kadar çok ciddi tabirlerle geldik ama benim yine de şunu söylemem gerekiyor- tatlışlık için kullanıyor. Mew-Genics renkli olsaydı bu kadar şirin, bu kadar yanağı sıkılası olabilir miydi bilmiyoruz, ama Team Meat’in oyunu siyah beyaz yapma kararına bu yüzden feci saygı duyduğumuzdan eminiz.
Renksizlik zamanı da belirler: The Misadventures of P.B. Winterbottom
Siyah beyaz oyunlar her daim, ne yaparlarsa yapsınlar, siyah beyaz filmlerle mukayese edilirler; MadWorld’ün doğal kıyas noktasının Sin City olması gibi örneğin. Eğer The Misadventures of P.B. Winterbottom iseniz, 20’lerin sessiz komedi filmlerini doğrudan doğruya bir ilham noktası olarak seçip, bu benzetmeyi baştan kucaklayabilirsiniz. Winterbottom, hem mizahi, hem de görsel yönden o Chaplin, Keaton, Arbuckle dönemi komedi filmlerini kendine feyz alıyordu. Bunu yaparken de muadillerinden sonuna kadar ayrılıyordu, ki zaten bu ayrıştırma da onu indie oyunlar arasında ön plana çıkarttı.
Siyah beyaz grafikler hüzün de sağlarlar: The Graveyard
Tale of Tales’in deneysel, kısa, ama vurucu oyunu The Graveyard, siyah beyaz oyunlar arasında oynanış eksikliğinden çok, o renksizlikle vermek istediği aracılığıyla ayrışıyordu. Limbo sizi ümitsizliğe ve karanlığa saplamak için renklerden feragat etmiş olabilir, ama The Graveyard sizi sadece hüzünlendirmek ve düşündürmek için siyah ve beyazı terchi ediyordu. Yapımcılarının “oyundan çok keşfedilebilir bir tablo” olarak tanımladığı Graveyard tam da bunu başarıyordu Allah için. Siz o yaşlı teyze olarak, siyah beyaz bir dünyada ilk adımınızı attığınız zaman yapımcıların vermek istediği hissiyatı ediniyordunuz.
Renk bazen bir hikaye aracıdır: Neverwinter Nights 2: Mask of the Betrayer
Kimilerinin orijinal oyundan daha iyi bulduğu Mask of the Betrayer ek paketinin büyük bir bölümü siyah beyaz bir biçimdeydi. Obsidian’ın bunu yaparkenki niyeti, Shadowrealm’i tasvir etmekti. Obsidian burada siyah beyaz paleti hikayenin geçtiği yerleri ayrıştırmak için kullanıyordu. Ana oyunun tamamı ve Mask of the Betrayer’ın büyük bölümü renkliyken, bir anda Shadowrealm’e geçtiğinizde o bölgenin ne olduğuna dair, yapısına ve hissiyatına dair kafanızda şüphe kalmıyordu.
Renk sizin yokluğunuz da olabilir: The Saboteur
Pandemic’in son şarkısı, büyük umutlarla beklediğimiz ama en nihayetinde o umutları çok karşılamayan Saboteur’ün de büyük bir bölümü siyah beyazdı, ama Saboteur ne bunu MadWorld gibi estetik bir biçimde bir şeyi vurgulamak için, ne Limbo gibi sizi ümitsizliğe ya da Graveyard gibi düşünceli bir hüzne gark etmek için kullanmıyordu, Saboteur’un derdi, renkleri bir amaç olarak kullanmaktı. 2008’de Prince of Persia’nın yaptığına çok yakın bir şekilde, renk sizin yokluğunuz ve aynı zamanda amacınızdı. Paris’in kurtardığınız bölgeleri renge kavuşuyorlardı. Bu şekilde dünya, sizin için renksel olarak kodlanıyordu ve kurtarmadığınız, Nazi işgali altındaki bölgelerde sizi afakanlar basıyordu, bir an önce rengi geri getirmek istiyordunuz.
Ve renksizlik, bazen o kadar istenir ki son dakikada koyulur: L.A. Noire
L.A. Noire ilk duyurulduğunda, ya da daha doğrusu, elle tutulur bir vaziyette, ekran görüntüleri ve somut bilgilerle ilk duyurulduğunda insanlar aynı anda benzer soruları sormaya başladılar: Oyun neden siyah beyaz değildi? Oyunu siyah beyaz oynama opsiyonu konulacak mıydı? Rockstar ve Team Bondi bu soruya kaçamak cevaplar verdi, yani henüz onlar ya karar vermemişlerdi, ya da bize sürpriz yapmak istiyorlardı, zira oyun çıktığında siyah beyaz oynama opsiyonu da mevcuttu. Ve bu, oyuna hak ettiği atmosferi veriyordu. Biraz Misadventures of P.B. Winterbottom gibi, feyz aldığı dönem filmlerine yüzünü dönüyordu L.A. Noire. Winterbottom’dan farkı, temel aldığı türün siyah beyaz bir görsel dille daha kökten bir ilişkisi oluşuydu. Bu yüzden de benim tanıdığım pek çok kişi, L.A. Noire’ı renksiz bir biçimde oynadı, ve oyundan felaket bir keyif aldı.
Evet sevgili Geekyaparlar, bizce oyunlarda renklere çok da ihtiyacımızın olmadığına delalet olan siyah beyaz oyunlar bunlar. Unuttuklarımız var mı? İlla ki vardır. O zaman yorumlarda bize söylesenize, tartışalım!
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)







Yorum Yap