Tutkuyla Yoğrulmuş Bir Dizi İlişkiniz Varsa Tecrübe Ediyor Olabileceğiniz 6 Garip His
Dizilerle ilişki, çoğu zaman romantik ilişkilere benzer. Evet, benim yıllar içerisinde yaptığım evladiyelik tespit budur. İki ilişki de üçe ayrılır. Bir tek seferlik ilişkiler vardır. Bunun dizi versiyonunda, bir dizinin ilk bölümünü açar; bulduğunuzdan tatmin olmaz, kapatır gidersiniz. Bunlar pek uzun süre hatırlanmazlar, ama O’nu ararken seriye bağlanabilirler. Bunların yanında, bir de seviyeli ilişkiler bulunur. Bunları haftada bir izlersiniz, aranızda sevgi, saygı, muhabbet de oluşabilir; ama tutkuyla harmanlanmaz, bir sarmala salınmazsınız. Her şey düzgün, ve kitabına uygundur.
Bizi bu yazı için ilgilendiren, üçüncü kategori. Bir anda tanışıp, bir anda tutkunu olduğunuz; güncelini takip etmediğiniz için kendisine dev mesai harcadığınız, aklınızı ve gönlünüzü ele geçiren, arkadaşlarınızın sizden soğumasına yol açan, insanların yanınıza gelip “iyi misin, ne oldu?” diye sormalarına ve sizin o sırada aslında diziyi düşünüyor olduğunuzu itiraf edememeniz sebebiyle “ha yok bir şey ya, işe canım sıkkın” diyerek geçiştirmenize sebebiyet veren tutku ilişkileri. Biz bu tip bir münasebeti hayatınıza soktuğunuzda, şu 6 şeyin gerçekleştiğini fark ettik. Bilmem katılır mısınız?
Yetişmeye Çalışmak
İlk adım, dizinin uzunluğuna göre değişebilir. Bu tutku dizileri, genelde milletin hunharca övmesiyle başlanan girişimler olduklarından; ekseriyetle en az üç beş sezona sahip işlerdir. Siz milletin dizi hakkında yaptığı yorumları anlayabilmek ve muhabbetlere katılabilmek adına, bir an önce güncele, ya da dizi bittiyse finaline gelmeye çalışırsınız. Bu noktada spoiler yemek çok kolay olduğundan, kaçınmak için internette muhteşem bir köşe kapmaca oynamaya başlarsınız. Eskiden yâriniz olan Wikipedia düşmanınız, bir numaralı dostunuz olan YouTube acınız olur.
Ama Bir Yandan Bitmesin İstemek
Fakat öte yandan, can havliyle eşin dostun sohbetine yetişmeyi; ya da en azından internette spoiler korkusu olmadan dolaşacağınız güneşli günlere ulaşmayı arzularken; içinizde ufak bir taraf da “ya… bitmese?” der. Bu evre, muhtemelen dizinin artık hayatınızın tüm gözeneklerini işgal ettiği o günlerin ardından gelecektir. Dizi sizin hayatınızda su içmek, yemek yemek, tuvalete gitmek ve koşullar uygunsa mutlu geceler geçirmekten sonra en önemli fonksiyon hâline gelmiştir. Denklemden çıksın istemezsiniz.
Ana Karakterin Hali ve Tavrına Benzediğinizi Fark Etmek
İşte bu, en büyük kırmızı alarmlardan biridir. Eğer dizinin ana karakteri, ince ince laf sokan, kinayeci bir komikse; siz de yavaş yavaş muhabbet masalarında önünüze gelen asistleri gole çevirmeye başladığınızı fark edersiniz. Romantik bir karakterse, bir anda partnerinize sizin onu aldattığınızı düşündürtecek kadar ilgili ve alakalı olabilirsiniz. Yalnız… Ana karakter hödükse, manipülatifse, can yakıyorsa; yandınız. Daha doğrusu, etrafınızdakiler yandı. Bir süre ortalıkta “Benim ulan tehlike” diye gezmeniz olası.
Her Gün Eve Gelirken İnceden Heyecanlanmak
En tatlı kısmı budur. İşten çıkıp, varsa servise; yoksa otobüse, metroya, metrobüse doğru seğirtirken içinizde mutlu ve huzurlu bir amaçlılık hissi belirir. Ola ki tam o noktada bir arkadaşınız “Abi biz birkaç kişi bir şeyler yiyeceğiz tantunicide, geliyor musun?” derse, içiniz burulur. Eti ağzınıza atarken dakikaları sayarsınız. Eve yolculuklar keyifli hâle gelir. Kapıyı açıp, odanıza girip, eşofmanları çektikten sonra da coşku başlar, rahatlama yaşanır, etrafınızda kuşlar Disney melodileri söylemeye başlarlar.
Kendinizi Tanımlayamadığınız Vakit Kayıplarının Mağduru Olarak Bulmak
Dizilerin böyle bir zaman sarmalı, bir kara delik, adeta bir Interstellar hikayesi olmak gibi kötü huylara sahip olduklarını, bu tip bir ilişkiye girerseniz iyice fark edeceksiniz. Düzeyli ilişkiler, haftada bir saatinizi çaldıklarından sizi çok üzmezler. Yalnız bu tip tutku hikayelerinde, “bir bölüm daha” dersiniz, sonra bir daha dersiniz, sonra bir daha çıkar o laf ağzınızdan ve bir fark etmişsiniz ki saat olmuş 04.00, yarın 08.00‘de mühim sunum var, bütler kaçmış, anne geceliğiyle kapıda belirmiş, eş yataktan atmayı ciddi ciddi düşünür hâle gelmiş…
Bir Noktada Sonsuz Tiksinmek
Bakın, bizim bal yiyen baldan bıkar diye bir atasözümüz var. Bundan kaçamazsınız. Kaçılmaz. Bugüne kadar bunun istisnası olabilmiş çok az dizi vardır yeryüzünde. Üst üste bir diziyi, zamana yaymakta muhteşem bir dirayet göstermediğiniz müddetçe, ne kadar fazla izlerseniz, o kadar daha hızlı tiksinme yoluna girersiniz. Eskiden sempatik gelen karakter bozuklukları, artık klinik vaka olur. Bir zamanlar koltuğunuzun ucunda çözümlenmesini beklediğiniz uzun hikayeler, artık afakanlar basmasına sebebiyet verir. İşte o noktada dizinin bitişi yakınsa, sonrasında yine de iyi hatırlarsınız. Yok uzarsa, uzatma dakikaları sizi yordukça yorar, damağınızda kötü bir tat bırakır, bir daha yapmayacağınıza tövbe edip, bir sonraki sarmala kadar meseleye veda edersiniz…
Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.
Tüm yazıları (1579)





Yorum Yap