İçeriğe geç
Dizi 15 dk okuma

Yelkovan 12’den Ayrılırken – 13. DOKTOR Olabilecek 6 Aday #2 (Erkekler!)

Berna Ece Gündüz
Yelkovan 12'den Ayrılırken - 13. DOKTOR Olabilecek 6 Aday #2 (Erkekler!)

Son güncelleme: 22 Ocak 2020

Capaldi’nin son sezonuna doğru uçsuz bucaksız galaksilerde yol alırken, gelen bu haberle birlikte hayranların geleneksel “Yeni Doktor” goygoyları da aldı başını gitti. Tamı tamına on üç kez (Savaş Doktor’unu unutmayalım, özlemle anıyoruz John Hurt) beyaz ten rengine sahip ve erkek olan bir baş rol ile devam eden Doctor Who için yine değişim çanları çalarken akıllarda hala o soru var: “Neden başka türde olmasın?” Sahiden de, neden olmasın? Siyahi, kızıl saçlı ve hatta kadın! Sezonlardır bir kere bile “beyaz ırka mensup erkek” modelinden vazgeçmeyen Doctor Who yapımcılarını bu sefer hangi sebep yollarından saptırır bilemeyeceğim (aslında çok bariz; gün geçtikçe bakışı, anlayışı ve fikirleri değişen bir dünyanın kendini tekrara düşmekten geri tutmaya çalışarak sürekli ileriyi hedeflemesi desek mesela?) ama internet aleminin bu duvarları yıkacak sürüsüne bereket Doktor adayı var! Tabii bu adaylar her ne kadar 13. Doktor için radikal değişiklikler minvalinde gibi gözükse de, listelerde adı geçen bu yıldızların çoğu fazlaca bilindik. Sanıyorum ki Doctor Who, baş rol seçerken bu hususta çok da göz önünde olmayanları toplamaya çalışıyordu bu zamana kadar, yanlış mıyım? Yine de bir göz atmaya, ağzımızın suyunu akıtmaya yetecek “Yeni Doktor Kim Olmalı?” listesinin bu sefer de beyler tarafına bir göz atalım hadi!

Şimdi de Baylar!

Kadın Doktor düşüncesi hoş ve güzel, kabul ediyorum. Ama Doctor Who’nun nesillerdir yapmadığı bu kırılma noktasının 13. Doktor’da yaşanması için de çok bir neden yok sanırım. Tamam, artık insanların düşünce yapıları çok farklı hallerde, herkesin fikirleri son derece uç noktalarda. Hayranlar da her ne kadar böyle radikal değişikliklerin olmasını hevesle beklese de, muhtemelen Doctor Who’nun bu topa girmesi için bayağı bir cesaret toplaması gerekiyor. Neden mi? Bir kere hayran kitlesinde önemli değişimler yaşanır: Kadın olursa erkek hayranlarda, siyahi olursa ırkçı kesimde… Belli bir seviyede zaman zaman sabit, çoğu zaman da yükselişte olan bir dizinin grafiğini aşağıya çekme ihtimali olan herhangi bir durum, yapımcıları tereddüte düşürecektir diye düşünüyorum. Bilmiyorum, belki boş yere evham yapıyorum, belki de tamamen kuruntu. Ama yine de hiçbir yapımcının böylesine desteklenmesine rağmen küçük de olsa düşürücü etkileri olan bir yola sapmaları çok tercih edeceğini sanmıyorum. E hal böyle olunca, internet aleminin de klasik Doktor çizgisinden çok fazla sapmadan yaptığı bazı tercihler olmuş ki, sormayın gitsin. (Çok fazla sapmadan diyorum, minik sürprizler olabilir.)

 

1) İdeal Hawking, Şahane Scamander, Ama Ya Doktor?: Eddie Redmayne

eddie-redmayne

Listemizin belki de Doktor olma konusunda son zamanlarda en çok parlamış ismi Redmayne. Fantastic Beasts’teki Newt Scamander rolünden sonra herkes fütursuzca onu öne sürmeye başladı. Neden mi? Çünkü Scamander’ın dış görünüşü tıpkı Matt Smith’in Doktor’una benziyordu. Bu konuda çok şey yazılıp çizildi biliyorum ama kısa bir özet geçelim istiyorum.

Bir kere kostümlerin benzerliği bir kenara, iki karakterin de biraz içine kapanık ve biraz da çocuksu olmaları birbirlerine çok benzediklerinin kanıtı aslında. Peki bu tipte olan başka karakterler yok mu? Elbette var! Ama Newt Scamander ile 11. Doktor’un tıpatıp benzetilmesi, her açıdan birbirlerine olan yakın benzerlikleriyle ortaya çıkıyor. Tek başına kostümü benzese ya da sadece kişiliksel olarak örtüşseler bu kadar çok yaygara kopmayabilirdi bu konuda. Ha bir de hem Redmayne hem de Smith İngiliz olunca, istemsiz bir İngiliz portresi de etkin oluyor. Oyuncuları güzelliklerine ya da yakışıklılıklarına göre değerlendirmekten gerçekten hoşlanmam ama kabul etmemiz gereken bir gerçek var ki, her ikisinin de çok Hollywood-vari bir çekicilikleri yok. Kendilerine has -ve sanırım bizleri, özellikle de beni, onlara çeken en önemli madde bu- sempatiklikleri dolayısıyla, normal şartlarda fiziksel hatları nedeniyle kusur bulacağımız insanlar birden beynimizde bize ilah gibi gözükmeye başlıyorlar, değil mi? Hiç inkar etmeyin, etimize dolgun bir kadro olarak biz de sizden bu konuda az çekmiyoruz. :))))

Fiziksel ‘kusurlar’ bir kenara (ooooh ironiler, şakalar, sululuklar) Redmayne’nin kendisine özel sempatisi ve karizmasıyla bu açıdan Doktor rolüne de uyabileceğini düşünüyoruz. İnternet alemi yanılmıyor, evet, ama uygun aday mı diye oturup da düşünmek lazım. Belki birçoğunuz sırf Potter evrenine olan bağlılığım yüzünden Redmayne’e balıklama atlayıp başkalarını istemeyeceğimi düşünüyordunuz şu ana kadar, ama hayır. Doctor Who evreninde halihazırda gördüğümüz Matt Smith’in Doktor’una bu kadar benzetilirken Redmayne’in Scamander karakterinden yola çıkılarak bir bağ kurulması son derece yanlış ve uygunsuz. Hiçbir yapım kendini tekrara düşmemeli böyle konularda, özellikle de Doctor Who gibi sürekli değişimin farz olduğu yapımlarda. O nedenle listenin yetenek fışkıran bunca adayı arasında en güçsüz adayı Redmayne bana kalırsa. Gerçi yapımcılar kendisini seçecek olsa bile 11. Doktor tekrarına düşmeden bir tipleme yaratacaklardır muhtemelen ama hayranların görmek istediği ya da hayalindeki portre öyle olmayacağından hayal kırıklıkları yaşanacaktır diye düşünüyorum.

Ve sanırım bir de, Matt Smith ile birlikte gelen sadece sempati hayranı insanların, tekrardan bu kadar genç bir Doktor ile dizinin reytinglerini sadece boşluğa çekeceğini düşünüyorum. Boşluk derken, gerçek anlamda değil, hayran kitlesindeki doluluk oranından bahsediyorum. Capaldi geldi diye ağır boş yapan birtakım insanlar görünce, iyi ki gelmiş be demiştim. “Sırf sempatik ve genç diye bir karakter sevecekseniz sevmeyin” kafasındayım, kusura bakılmasın. Bu dediğim olay sırf güzel ya da yakışıklı diye oyunculuklarını önemseden birilerinin hayranı olmaya benziyor ya, orası da ayrı bir tartışma konusu…

 

2) Bay Zeki, Potansiyel Dorian Gray, Kokuların Adamı: Ben Whishaw

The Hour

Genç Doktor gelirse öyle olur böyle olur diyoruz tamam ama sanırım bundan sonra da bir daha genç Doktor gelmesin diye net bir sınır çizmemek lazım, e yani. Ben Whishaw, yer aldığı yapımlar bakımından aslında listedeki adayların arasında bir tık daha az tanındık bir yüz bana kalırsa. Diğer her bir adayın patlama yaşadığı baş rolleri çok konuşuldu, çok yazıldı, çizildi. Ama “Whishaw’un en tanındık karakteri ne sizce?” diye sorduğumuzda büyük bir çoğunluğun Skyfall’daki Q rolüyle cevap vereceğinden neredeyse eminim. E hal böyle olunca da, aslında çok da göz önünde değil diyebilir miyiz, ne dersiniz?

Şahsen ben kendisini Koku filmiyle tanıdım, ne kadar çok hoş bir karşılaşma olmasa da o zamandan bu yana radarımda. Başarılı aktörlüğü olsun, her türlü role uyabilen suratı olsun oldukça uygun biri gibi aslında. İnternetteki hayranların Whishaw’u öne sürerken muhtemelen Q karakterindeki o çokbilmişlik havasıyla yola çıkarak bir Doktor portresi çizmeye çalıştığını düşünüyorum. Eh, yani pek haksız da değiller bir bakıma, adam başarılıydı ama diğer yapımlardaki oyunculukları da göz ardı edilemez elbette. Hatta kimi zaman Ben Barnes’ın Dorian Gray karakterine uygun bir ikinci isim olacağını bile düşündüğüm anlar olmuştur… Kendisini bu tür rollere de fazlasıyla yakıştırıyorum yani.

Not: Capaldi’nin seçildiği dönemde ortaya atılan “World War Z” filmindeki World Health Organization (WHO) doktoru -e yani Doctor of WHO gibi bir şey var; ehe şakalar, şakalar…- rolünün, aslında bir sonraki Doktor’u oynayacağına işaret olduğunu öne süren hayranlar için benim de şimdiden Ben Whishaw’a yönelik teorim var. Hazırsanız aynı klişelikte bir rolü öne sürüyorum: The Zero Theorem’de “Doctor” karakterini canlandıran Whishaw -olmaz ama ortaya teori atmak parayla değil, konuşun babacım- belki de yine bu mantıkla sıradaki Doktor adayı olmaya uygundur, ha?

 

3) Sempatik Nostaljilerin Zeka Küpü Doktor’u: Hugh Laurie

Hugh-Laurie-hugh-laurie-32032596-1024-768

Stuart Little filmlerini bileniniz var mı emin değilim ama Laurie’yi tanıdığım ilk rolün oradaki baba karakteri olması benim için yeri ayrı bir husus. O yıllardan sonra canlandırdığı her karakterinde bir ironi, bir bilmişlik, bir dahilik havası daha çok ön planda olsa da, Stuart Little’daki sevimli bir baba rolü bende yer etmişti. Şimdilerde yeni Doktor olarak öne sürülmesindeki sebebi genel olarak Capaldi tarzında biri olmasına bağlıyorum. E öte yandan da filmografisine baktığınızda orada duvar gibi DR. GREGORY HOUSE rolünü göreceksinizdir. Üstüne bir de Monsters vs. Aliens animasyonlarında da bir ‘doktor’ karaktere ses vermiş. Bu klişe ‘doktor’ rolleri cebimizde kalsın, hayat verdiği diğer karakterlerin de bu kalıpta ilerliyor oluşu dikkat çekici. Zaten bu yüzden hayranlar tarafından aday gösterilen aktörlerin bu tiplemelere en yakın rollerde yer almış olmaları doğal bir gerçeklik haline geldi. Hayalimizi çok zorlamadan var olan karakterlerle teorilerde bulunmak elbette kolay, ama önemli olan zoru başarmak değil mi?

Bilmiyorum, Laurie aslında çok güzel bir seçenek, olsa hayır da demeyiz bence. Gerçi böyle bir adayın “Redmayne-Smith” olayındaki gibi tekrara düşercesine bir yönelim olacağından “Capaldi-Laurie” dalı gibi türemesinden korkuyorum. Ama dediğim gibi, hayranların yönelimi, var olanlardan yola çıkarak oluşuyor. Üstelik her iki yazıda da vurguluyor olacağım fakat “çok tanınmışlık” dezavantajı var bir de burada. O yüzden hayırlısı diyelim hayırlısı olsun…

4) Güldür Bizi, Coştur Bizi Yiğidim: Simon Pegg

SS-pegg08180071375219812

Kendisinin izlediğim tüm filmleri son derece absürt komedi türündeki yapımlardı, bu nedenle kendisini ciddi bir rolde ne düşünebiliyorum ne de düşünmek istiyorum. Pegg’in şahit olduğum karakterleri beni her seferinde güldürmeyi başardığı için ve elbette de kendilerine has çizgileri olduğu için sanırım cıvıklık veya espritüellik konusunda şahane bir aday olarak görüyorum onu. Her şeyin üstüne sıkı bir geek oluşuyla da gönüllere taht kurmuş biri Simon abimiz. Olası bir rejenerasyon sahnesinde ilk sözlerinin bizim geek kültürüne ait olması ve son derece absürt bir şekilde komik olması hiç de beklenmedik değil zannımca. Hatta olursa çok da güzel olur. Capaldi geldiğinde ilk sözlerinin “Böbrekler!” olduğunu unutmayın sakın. Böyle detaylar hayal edince hoş geliyor bana, sizi bilemem tabii.

Her türlü kişisel pozitif yargılar bir yana, Simon Pegg’in aslında fena bir seçenek olmadığını düşünüyorum. Kara mizah filmlerinin yanı sıra Doctor Who kervanında yer almış biri de aynı zamanda: The Long Game bölümünden The Editor karakterini hatırladınız mı? Albino-vari beyazlıktaki yüzüyle Uydu Beş’in 500. katındaki Jagrafess’in yandaşlığını yapan Pegg’in karakteri The Editor, bu konuda hayranların ortaya attığı adaylıkta gücünü kuvvetlendiriyor. Gillan ve Capaldi’nin yanı sıra daha birçok oyuncunun bu goygoyla rolü kaptığı konusu, Pegg için de düşünülmüşe benziyor.

Ek olarak yaşı da ne çok küçük ne çok büyük, ideal ortalamada diyebiliriz. Modern seride bu ortalamaya denk gelen pek yoktu, geneli genç gelip olgunlaşarak çıktığı için birden yaşlanan Capaldi’nin Doktor’u ile tuhaf tepkiler doğdu. Ama orta yaşlar fena değil bana kalırsa, ki Pegg de bu hususta çok uygun biri. Star Trek’ten ya da kara mizah bombası zibilyon filmlerinden tanıyanlar hariç çok popüler kültür ögesi haline gelmedi bana kalırsa, yalnızca kaliteli bir kesimin tanıdığını düşünüyorum. Tabii bu benim görüşüm, bu listelerdeki çoğu kişi için farklı düşünebilirsiniz ünlülük durumunu. Ama ne dersiniz, Pegg 13. Doktor için seçilse ne tarzda bir kişilik beklerdiniz? Vurdumduymaz ve deli dolu bir tipleme çıksa sanırım hayranlar hayal kırıklığına uğramazdı, ha?

 

5) Doktor Diye Nicesine Sarıldım, Benim Yarim Karizma Elba’dır: Idris Elba

idris_elba

Listemizin “beyaz, erkek Doktor” kalıbını bir tık kıran isim Idris Elba oluyor. Siyahi oluşuyla bu adaylar arasından sıyrılan Elba’nın, oturup da paragraflarca oyunculuğunu tartışmamıza gerek yok sanırım? Doctor Who izleyicileri arasında ten renginden dolayı ırkçı düşüncelerle hareket edecek olanların bir adım geri duracağı Elba’nın, diğer adaylara on basacağı özelliklerini de saya saya bitiremeyiz aslında. Yalnız en büyük dezavantajı, her bir aday arasında en tanındık yüz kendisi. Eddie Redmayne’in son zamanlardaki patlamalarıyla aşırı popüler oluşunu ezip geçecek kadar çok büyük gişe yapmış filmlerde yer aldı. E adam bir kere Heimdall oldu, bizim alemde her şeyi gören adam diyoruz ona, bir Doktor rolüne bürünse fena mı olur? Vallahi şahane olur.

Tabii kendisine has karizması ve duruşuyla hayranların beklediği eğlenceli Doktor kalıbını da kıracak olması konusunda pek bir şey söyleyemeyeceğim ama Smith’ten sonra Capaldi de aynı etkiyi yaratmamış mıydı zaten? Şimdi Capaldi’nin üzerine Elba gelse, o kadar da yadırganmaz bence. Ne tip versen bizim kara oğlan yalar yutar, şahane bir sonuçla karşımıza gelir, güvenim tam bu konuda. E malum, sesi de bayağı ahım şahım bir kalitede, dinle dinle hayran ol kıvamında. Eğer ten rengi farkıyla önyargı kusacaklar yoksa benim favorilerimden biri olur kendisi, belirtmek isterim. Yaş konusunda Pegg ile hemen hemen aynı üstelik, yukarıda bahsettiğim o ‘ortalama’ muhabbetine de uyuyor. E daha ne? Valla ben tavım, sizi bilemem de. Çok tanınmışlık ön dezavantajını da kırarsak yeni Doktor Elba olsun, bizim olsun diyorum.

 

Doctor Who Kervanından, Gönlümüzden Kopan Da Vinci: Tom Riley

Da Vinci's Demons 2013

Şu maddeye Tom Hiddleston ve Tom Riley (wow such Tomception, much Doctor, wow) arasında büyük kararsızlıklar yaşayarak başlasam da sonucu Riley’de kıldım. Hiddleston’ı öne sürsem sanırım harika bir aday olacağı konusunda benimle ters düşecek çok olmaz -yani belki, bilemiyorum, taşlamayın tamam- ama Riley’yi gönlümden kopan aday yapmamın sebebi tamamen Da Vinci edasından kaynaklanıyor. Da Vinci’s Demons’ın büyük bir takipçisi olarak, Tom Riley’nin böyle dahi karakterleri aslında iyi kotardığını düşünüyorum. Duyguysa duygu, bilmişlikse bilmişlik, kendine has duruşsa duruş… Hepsi var. Ha gerçi genç ve yakışıklı Doktor olayının ne kadar boş hayran kitlesinde patlama yaratacağını düşünsem de, bunun önüne şahsen geçemeyeceğim için umutsuzca sadece aday olarak öne sürüyorum insanları.

Leonardo Da Vinci’ye karşı büyük bir ilgim var, inkar etmeyeceğim. Sırf o yüzden de Da Vinci’s Demons dizisinin hatalarını görüp kabul etsem de “Olsun ben seviyorum size ne ya!” modunda savunmaya geçmeden edemiyorum. İçimden gelen bir sevgi. O dehayı dizi aleminde ne kadar saçmalasalar da izlemek hoşuma gitmişti, bir daha olsa bir daha izlerim hakim bey! Hatta öyle ki, dizide en sevdiğim ayrıntılardan biri, Da Vinci’nin görüntüleri kafasında çizime aktardığını anlatan sahnelerin bizlere sunuluşuydu. Gerçekten işin detayını görüp anlayabildiğini size yediren kısımlardı onlar. Üstelik sürekli bir şeylerle meşgul olan kafasının getirdiği dalgınlığın da Doktor’daki havaya uyduğunu düşünüyorum. Donna’nın bir lafı vardı “Çok konuşuyorsun ama aslında hiçbir şey anlatmıyorsun.” diye. Bir bakıma ben de Riley’nin Leonardo’sunda onu sezmiştim. Aslında mantıklı şeyler bile konuşuyor olsalar, etraflarındaki insanlar o bahsettiklerinden çok bir şey anlamadığı için gerçekten de tuhaf karşılanıyorlardı. Karakter uyumu bu konuda iyi güzel, tamamen aynı değil, dehalık seviyeleri ve duygusallıkları açısından uygun örtüşmeler var. Redmayne-Smith’teki havanın tekrarı minvalinde bir yerinde sayma gibi de gelmiyor bana bu. (Laurie-Capaldi’yi de öyle düşünmüyorum aslında, olay bence bizim genç ebleklerde) 

Eh bir de, neredeyse her oyuncuya bulduğumuz Doctor Who kervanından olma yaftasını da Riley’e yapıştırınca, aslında adaylara sokma konusunda pek uzak kalmıyor kendisi. Robin Hood olmuştu Capaldi’nin bölümlerinde, hatırladınız mı? Her şeyi geçin, bu adam Twitter’da gelen “Robin Hood karakterini çok sevdik, bir sonraki yol arkadaşı sen olsana.” tweetlerine yönelik “Eğer bir sonraki yol arkadaşı olacaksam Doktor olamam ama.” tarzında bir cevap vermiş insan. Hatta bu Capaldi’nin bırakma muhabbetleri sırasında, bizim Geekmuhit’in eski müdavimlerinden olan Hodorfcker isimli arkadaşımızın (selam Uğur, nasılsın? :))) bir tweetine de “Tamam be ne ısrar ettiniz, olayım bari Doktor” gibi şakalı bir cevap da vermişti. Kendisi de buna tav yani, çaktırmıyor ama içten içe istiyor köftehor. (Hıı hiç çaktırmamış aslında, di mi?)

Berna Ece Gündüz

Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Tüm yazıları (523)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.