2014’ün Unutulmazları: 2014’te Kendine Yer Açmayı Bilen 12 Unutulmaz Hayvan
Geekyapar olarak dönüp bir 2014’ü şöyle süzelim, tepeden tırnağa 2014’ü derinlemesine bir deşelim dedik. En iyi diziler, çizgi romanlar, filmler, oyunlar ve şarkılar zaten cepte. Onları balya balya listeledik. Biraz da derinlere bakalım. Neticede parçalarına ayrışıtırıp, tümdengelimle eser analizi yapmayacaksak geekliğimiz neye yarar, değil mi? Biz de öyle düşündük, oturduk, senenin unutulmazlarını sıralamaya başladık.
Şimdiden söyleyelim, bunlar dünyaya hüküm dağından indirdiğimiz değişmez, eklenti yapılamaz ve bozulamaz listeler değiller. Biz burada listelediklerimizin unutulmaz olduğunu yüzde yüz iddia ediyoruz, ama senenin kategorilerinde yegane unutulmaz örnekleri olduğunu iddia etmiyoruz. Hatta bilakis, sizin eklemek istedikleriniz varsa yorumlarda görmeye açız!
Ve evet. Hayvan dedik. Bildiğiniz hayvan. Belki gülüyorsunuz, “Geekyapar çok bozdu” diyorsunuz bıyık altından ama, gelin bir listeye bakın önce. Sizi temin ediyorum, ikinci sayfanın sonuna geldiğinizde “ulan 2014 ne hayvan yapmış be?” diyeceksiniz bizimle birlikte. Sizi temin ediyoruz.
Tamam mıyız? Başlayalım mı? O zaman buyurun!
Leonardo, Donatello, Raphael ve Michelangelo

Kabul, Michael Bay imzalı Ninja Kaplumbağalar filmi pek tutmadı. Gişe olarak muadili yaz blockbuster’larının çok gerisinde kaldı (400+ milyon$), eleştirel olarak da bir yerden alınıp, öteki yere vuruldu (Rotten Tomatoes notu: %22). Ama içimizdeki çocuk için, birkaç saniyeliğine de olsa o dörtlüyü görmek keyifliydi. Onun yüzü suyu hatrına aldık, listemizin başına koyduk.
Albert’in Koyunları

A Million Ways to Die in the West’i pek bir eleştirdi millet. Bilmiyorum, ben sevdim filmi. Seth MacFarlane’in mizah anlayışını sevdiğimden çoğu espriye hunharca güldüm, kadrodaki oyuncuların hemen hemen hepsini bayılarak izledim ve o koyunlara resmen yarıldım, parçalandım arkadaş! Aklıma geldikçe gülüyorum yani Seth ne yaptın sen?
Dinobots

Kabul, Michael Bay imzallı Transformers filmi pek tutma… Bir saniye. Pardon. Senenin en çok izlenen filmiymiş bu. Yaklaşık bir milyar dolarlık bir hasılat götüren Transformers’a hanginiz gidiyorsanız lütfen bırakın artık. Lütfen. Tamam, Dinobotlar cool çıkacak sandınız ve evet, bir nebze cool’dular ama yorgan döşek on dakika falan ekrandalardı. Artık öldürelim şu seriyi el birliğiyle. Olmaz mı? (Bu arada evet, dinozorlar hayvan değil ama araya sıkıştıralım dedik, kızmayın).
Caesar

Koba’yı zaten 2014 kötüleri listesinde onore ettik. Bir pay da burada Caesar’a vermekte düşer. Yeni Planet of the Apes filmlerinin devrimci lideri Caesar bu filmde de hakikaten harikuladeydi. Yani sizi bilmiyorum, ama benim bir meşale alıp adamın peşinden koşasım geliyor. Andy Serkis’in reyizliği midir, içimdeki isyan aşkı mıdır bilemiyorum ama Caesar koş desin, koşarım öyle söyleyeyim…
Rocket

E tabii ki. Ağustos ayından önce Rocket Raccoon kimdir bilen yoktu. Fakat şimdi herkesin en sevdiği çizgi roman karakterleri arasında bir de Rocket zikrediliyor. Sean Gunn’ın fiziksel olarak oynadığı, Bradley Cooper’ın sesiyle can bulan Rocket 2014’ün sürpriz yıldızlarından oldu. Tabii sürpriz diyorum ama, çizgi romanlardan kendisini tanıyanlara sürpriz falan değildi.
Daisy

Senenin en acayip, en hakkı yenen ve en keyifli aksiyon filmlerinden biri olan John Wick’i bir şekilde onore etmemiz gerekiyordu, köpeğine kısmetmiş. Gerçekten çok büyüleyici derecede basit bir konusu vardı John Wick’in. Karmaşalardan, alt metinlerden, üst çıkarımlardan falan arınmış; beyin temizleyici, pasparlak bir konu: Tehlikeli bir adamın hayattaki son dalı olan köpeğini öldürürseniz başınız yanar. Bu kadar!
Princess Unikitty

Hah! Az daha seneyi The Lego Movie’den bahsetmeden kapatıyorduk iyi mi? Phil Lord ve Christopher Miller bu sene iki kroşeyle yere serdiler bizi; birincisi The Lego Movie’ydi, ikincisi de görece iyi bir devam filmi olan 22 Jump Street. O Lego Movie’nin de tonla acayip yanı vardı, ama madem hayvanlardan bahsediyoruz, şirinlik timsali Princess Unikitty’ye bir pas vermesek hak geçerdi. Selam olsun sana Princess Unikitty!
Colin

Bir domuz nasıl bir ahlaki ikileme sebep olabilir? Eğer mevzubahis evren Bill Willingham’ın gıpta ettiren Fables dünyası, işin başındakiler de dramatik hikaye anlatımının tepe noktası Telltale ise bal gibi olur. Bigby Wolf’un “istenmeyen” misafiri Colin, oyun içerisinde çok altı çizilen bir karakter değildi. Ama o kadar yoğun bir varlığı vardı ki, bittikten sonra aklımızda en çok kalan karakterlerden biri oluverdi.
Octodad

Octodad: The Dadliest Catch iki şeyin mükemmel bir sembolüdür. Birincisi, eğer başarılı bir fikriniz varsa ve bunu uygulamaya şahane bir şekilde dökebiliyorsanız birkaç kafadar yaptığınız oyun Sony ve Microsoft gibi devlerin ilgilsini çekebilir. İkincisi ise ahtapotlar aslında sevimli şeylerdir. Hele ki insan kılığında gezmeye çalışıyorlarsa!
Goat

2014’ün en acayip şeyiydin be Goat Simulator. Hayatına bir teknoloji demosu olarak başladın ama o kadar saçmaydın ve o kadar abesle iştigaldin ki tam oyun oldun. Her şeyin temelinde de inceden inceye “viral hayvan” tahtını kedilerden almakta olan keçi vardı. 2013’te çok şarkıya remikslenen, videoları çok yayılan keçilerin bu sene bir de oyunları oldu. Kısmetse seneye film, ondan sonra da HBO dizisi artık!
Chewie

Chewbacca’dan bahsetmiyoruz. Haşa, ona hayvan diyenin dili kırılır. Biz burada Carol Danvers’ın… kedisinden bahsediyoruz. Öhöm. Yani kedi diyorum ama? Neyse, ben daha fazla bir şey demeyeyim, siz Kelly Sue DeConnick’in borusunu çok öttürdüğüm Captain Marvel serisini okuyun, sonra da “No one steals my flerken cat!” cümlesi niye hafiften viral oldu onu anlayın. Çok yaşa Chewie!
The Hounds

Release the hounds! Uzun süre WoW’un en arzu nesnesi objelerinden birini düşüren Houndmaster’ın meşhur çığlığıydı. Sonra bu sene, Hearthstone’da kart oldu. Hunter’ların destelerinde, doğru kullanıldığında masayı temizleyen, çok acayip bir karttı. Gören ürperdi, kullananın başı göğe yükseldi. OP dendi ama, kullanması da, kendisine karşı kullanılan tarafta durması da keyifliydi be aslında!
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)Bunlar da ilgini çekebilir
2 yorum
-
-
Dinozor hayvandır yalnız ya la 😀
Colin konusunu da hiç açmayaydın iyiydi, ben onu Farm’a göndermiştim, hala içimde bir buruk acı…
Senenin hayal kırıklıkları listesine ilk üçte yazarım Ninja Turtles’ı. Yönetmeni farklı olsa da Michael Bay hissiyatı buram buram hissedildi. Her Transformers filmi ne kadar kötüyse, ne kadar yüzeyselse, ne kadar zorlamaysa bu da öyleydi. Burada anılması bile gerdi beni. Açık konuşucam 80’lerde yapılan ilk Turtles filmi çok daha içten çok daha başarılı, halen. Transformers ise ayrı bir başarısızlık. Mark Whalberg’in gişesi iyiymiş demek ki. Dinobotlar görsel olarak güzel ama anlamsızdılar, sırf poster olsun diye konulmuşlardı. Colin de değişik bi karakterdi hakkaten. Rolü fazla olabilirdi, hiç de sırıtmazdı. Rocket’a, Ceasar’a laf söylenmez zaten (Sezar’ın hakkı Ceasar’a esprisi yapıldı mı bilemedim.. 🙂 ). Güzel bir yıl oldu Zooloji açısından.. 🙂