İçeriğe geç
Muhitkâr ol
Sinema 6 dk okuma

Venedik Film Festivali 2026’dan Öne Çıkanlar Part 2: Primetime, Bunker, Woman Unknown, Possible Love…

Arda Yozbakan Arda Yozbakan
Venedik Film Festivali 2026'dan Öne Çıkanlar Part 2: Primetime, Bunker, Woman Unknown, Possible Love…

Venedik Film Festivali’nin 83. edisyonu geride kalırken Toronto Film Festivali’nin de sona ermesiyle birlikte yıl sonu listelerinde sıkça konuşulacak filmler sinema meraklılarının listelerinde belirmeye başlamıştı. Yerinden takip ettiğimiz Venedik Film Festivali’nin 83. edisyonundan öne çıkanları derlediğimiz yazı serisinin birinci bölümünde The Echo Chamber, Look Back, Wild Horse Nine gibi yapımlardan söz etmiştik. Bu yazıda ise festivalin genel olarak ikinci yarısında yankı bulmuş ve ödül dağılımını etkilemiş Possible Love ve en iyi film için verilen Altın Aslan ödülünü kazanan film Woman Unknown’a dair kısa kısa değineceğiz.

Türkiye’deki seyircinin Filmekimi ile birlikte bu yıl festivallerde gösterilmiş filmlerle buluşmaya başlamasıyla da fitili ateşlenen ödül sezonundan beklentilerimizi de şekillendirecek filmler, kimisi hayal kırıklığı yaratmış olsa da, sonbahar sezonunun gelmesiyle nihayet daha geniş bir izleyici kitlesinde yansımalar bulacak.

Venedik Film Festivali 2026'dan Öne Çıkanlar Part 2: Primetime, Bunker, Woman Unknown, Possible Love…
Primetime dir. Lance Oppenheim

Nathan Fielder ile birlikte çektikleri ve upuzun bir çekim sürecinin sonunda bu sonbahar sezonunda izleyiciyle buluşacak You Can See Everything ile adını bir kez daha anacağımız Lance Oppenheim, Venedik Film Festivali’nin belki de en çok beklenen filmlerinden biriyle karşımızda. To Catch A Predator isimli televizyon programıyla ün kazanmış Chris Hansen’ın şovun “primetime” yayın saatinde daha da popüler olmasıyla birlikte yaşadığı değişime odaklanan Primetime, festivalde Robert Pattinson nedeniyle büyük ilgiye maruz kalmıştı. Görsel dünyasıyla bizleri 2000’li yılların başlarına ışınlayan Oppenheim, Primetime ile izleyicileri farklı bir zaman boyutuna taşımakta güçlük çekmiyor. Fakat son dönemde sık sık beyaz perdede karşımıza çıkan Robert Pattinson, Lance Oppenheim ile sinemasal birlikteliğinden verimli bir sonuç çıkartamamış. Özellikle “over-acting” seviyelerinde gezinen abartılı ve bir o kadar da “kendini tamamlayamamış” performansı kimi sahnelerde göz kanatacak raddeye varıyor.

Üstüne üstlük Robert Pattinson’un şaşırtıcı derecede hayal kırıklığı yaratan performansının yanında filmin bir odak sorunu olduğu da aşikâr. Tam olarak kendini nerede konumlandıracağına karar verememiş Primetime, izleyiciyi ikilemde bırakıyor. Ardından bu ikilem, “biz bir televizyon programı hakkında bir film mi izliyoruz, yoksa Chris Hansen’a mı odaklanıyoruz, ya da filmdeki varlığı rahatsız edici noktalara varan Dan Plumb’ın (Skyler Gisondo) aktörlük ve varoluş sancıları arasındaki gözden kaçan hayatına mı dahil oluyoruz?!” noktasına evriliveriyor. Görsel dünyasıyla ve ambiyans müzik kullanımıyla belirli bir seviyede konumlanan film, maalesef bir başka hayal kırıklığı yaratacak noktası, yani finaliyle de festival sezonunun “overrated” kategorisinde değerlendirilmesi muhtemel seyirliklerinden birine dönüşüyor.

Venedik Film Festivali 2026'dan Öne Çıkanlar Part 2: Primetime, Bunker, Woman Unknown, Possible Love…
Bunker dir. Florian Zeller

Anthony Hopkins’li The Father ile adından Akademi Ödülleri’nde söz ettirmiş fakat The Son filmiyle hayal kırıklığı yaşatmış Florian Zeller, bu kez Penélope Cruz ve Javier Bardem’i başrollerde birleştiren drama filmi Bunker ile karşımızda. Başarılı bir mimarın gizemli bir tek-milyarderinden aldığı ilginç bir iş teklifiyle 17 senelik evliliğinin girdiği dolambaçlı kıvrımlara ve kariyer-aile çıkmazı arasındaki dallanmalara odaklanan film, aile kavramının yanı sıra “komşuluk”, “güven” gibi temalarla da hesaplaşmalar içeriyor. Javier Bardem ve Penélope Cruz ikilisinin daimi bir uyum içerisinde son derece başarılı performanslar sergilediği ve yer yer gerilim tonu yükselen film, kimi zaman belirli bir formül ekseninde ilerlese de keyifli bir izleme deneyimi oluşturmayı başarmış.

Senaryosundaki göze batan bazı detaylar ve sorunlar es geçilmesi pek kolay olamayan daha büyük sorunlar olarak karşımıza çıksa da Bardem-Cruz ikilisinin uyumu ve filmin yaratmaya çalıştığı kara komedi/gizem tonu son sahneye kadar kararlılıkla sürdürülmüş. Cannes’da Altın Palmiye kazanan Fjord ile birlikte genel bir “arthouse” sinema formülünün çerçevelerinde gezinen Bunker, Florian Zeller’in The Son filminin bir hayli önünde olsa da birçok izleyici için başka bir hayal kırıklığı olarak adlandırılabilir.

Venedik Film Festivali 2026'dan Öne Çıkanlar Part 2: Primetime, Bunker, Woman Unknown, Possible Love…
Woman Unknown dir. May el-Toukhy

May el-Toukhy’ye Venedik Film Festivali’nin bu yılki edisyonunda Altın Aslan getiren Woman Unknown, II. Dünya Savaşı’nın ardından Danimarka’da geçmişten kalmış Nazi sempatizanlığını gizlemeye çalışan Marie adındaki genç bir kadına odaklanıyor. Dönem atmosferini ciddi bir kasvetlilikte aktarmayı seçmiş yönetmen May el-Toukhy, mizansenini son derece bütünleyici ve bir o kadar da kusursuza yakın bir düzlemde kuruyor. Fakat yönetmenin kurduğu bu son derece kasvetli ve de soğuk dünya, izleyiciyi bir türlü deneyimin birer parçası haline getiremiyor. Bu nedenle de özellikle İskandinav “arthouse” filmlerindeki en temel sorunları tekrar eden başka bir filme evriliyormuş gibi hissettiriyor.

Çarpıcı birkaç sahnesiyle hafızalarda yer edinebilecek bir konumda dengede durmaya çalışırken Woman Unknown, The Girl with the Needle (2024) uyumsuzluğunda bir noktada sona eriyor. “Soğukluğun” ve de tekinsizliğin özellikle İskandinavlardan çıkmış filmlerde es geçilemez birer öğe olarak tanımlandığı son birkaç yılda neredeyse tekrara düşecek “eski” bir sinema anlayışında üretimi sürdürmek hem izleyicideki yenilik ihtiyacına dokunamıyor hem de izlendikten birkaç saat sonra unutulabilecek birer istismar parodisine evriliyor. Tüm bu özellikleriyle her ne kadar May el-Toukhy’nin rejisi son derece güçlü de olsa, son yılların en zayıf Altın Aslan kazanan filmi olarak konumlanıyor Woman Unknown.

Venedik Film Festivali 2026'dan Öne Çıkanlar Part 2: Primetime, Bunker, Woman Unknown, Possible Love…
Possible Love dir. Lee Chang-dong

Bazı hayal kırıklıklarının ardından festivalin genel olarak en çarpıcı filmlerinden biri uzun süredir yeni filmi merakla beklenen ve Burning (2018) ile artık ustalık mertebesine ermiş yönetmen Lee Chang-dong’un yeni filmi Possible Love idi. Ekonomik olarak bir takım zorluklar yaşayan bir ailenin son derece varlıklı bir diğer aile ile bir belgesel çekimi nedeniyle kesişen hayatlarına odaklandığımız film, Chang-dong’un Burning’den bu yana uzun süreli bekleyişine değecek bir yapım. Güney Kore sosyolojisine ve gündelik yaşamına dair son derece olağanın dışında ve ustalık derecesinde bir sakinlik ile sinema anlayışını bizlere aktaran Lee Chang-dong, filmde süre kavramının metalaştırıldığı bir çarpıcılıkla izleyiciyi selamlıyor.

Büyük Jüri Ödülü için verilen Gümüş Aslan ödülünün sahibi olan film, son yılların en iyi Netflix prodüksiyonlarından biri olmasıyla da dikkat çekiyor. Kimilerine göre Woman Unknown yerine Altın Aslan ödülünün asıl sahibi olabilecek bir sinema anlayışının meyvesi Possible Love, bu yılın en başarılı filmlerinden biri.

Bir festivalin daha sonuna gelirken ödül sezonuna bir adım daha yaklaştığımız şu günlerde sizlerin listelerine giren filmler hangileri?

Venedik Film Festivali 2026 Filmleri-Part 1:

https://geekyapar.com/venedik-film-festivali-2026-filmleri/

Arda Yozbakan

Berlin'den bildirmeye çalışan, Avrupa'nın nabzını tutan, sinema sevdalısı ve yazmayı seven bir birey.

Tüm yazıları (47)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

En çok 6.000 karakter

Adın ve yorumun yayımlanır. Ayrıntı: Gizlilik Politikası.