Venedik Film Festivali 2026’dan Bildiriyoruz! Seçkiden Mutlaka İzlenmesi Gerekenler Part 1
Sinema dünyasının merkezlerinden biri haline gelmiş ve her yıl birçok film severi bir araya getiren Venedik Film Festivali’nin 83. edisyonu geride kalırken yerinde takip ettiğimiz festivalin öne çıkan filmleri burada.
Sinema dünyasının merkezlerinden biri haline gelmiş ve her yıl birçok film severi bir araya getiren Venedik Film Festivali’nin 83. edisyonu geride kalırken yerinde takip ettiğimiz festivalin öne çıkan filmleri, ödüllerin açıklanmasıyla birlikte yıl sonu listelerinde yerlerini almaya başladı. Ana Yarışma bölümündeki cinsiyet dağılımının içler acısı bir düzlemde şekillendiği ve bu nedenle de festival yönetiminin eleştiriler aldığı Venedik Film Festivali 2026 ayağında seyircinin ve basının ilgisini çeken filmler temel olarak aynı paralelde birleşmeyi başardı. May el-Toukhy’nin Woman Unknown filmi en iyi film için verilen Altın Aslan’ın sahibi olurken, Maggie Gyllenhaal önderliğindeki jürinin seçimleri bir hayli tartışıldı.
İkinci kez yerinden takip etme şansına eriştiğimiz Venedik Film Festivali’nin öne çıkan filmlerine kısa kısa değineceğimiz bu yazıda ödül sezonunun hareketlenmesiyle birlikte şekillenen “yılın enleri” söylentilerine de ufaktan bir bakış atmış olacağız.

The Banshees of Inisherin, In Bruges, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri gibi filmleriyle adından sıkça söz ettirmiş ve yakın dönemde sinemada kara mizah anlatısının önemli temsilcilerinden birine dönüşmüş Martin McDonagh’ın John Malkovich, Sam Rockwell ve Steve Buscemi gibi isimleri kadrosunda birleştirdiği yeni filmi Wilde Horse Nine, festivalin Ana Yarışma bölümünün seyirciyle buluşan ilk filmlerinden bir tanesiydi. 1970’lerde geçen ve iki CIA ajanının Şili’deki görevleri sırasında yaşadıklarını konu edinen film, “ekip arkadaşı” dinamiğini McDonagh’ın kara mizahında buluşturup festivalin ilk günlerinde gösterilmesine rağmen birçok izleyicinin favorilerinden biri haline gelmişti. Özellikle kıvrak bir zekanın ürünü olduğu çok belli senaryosundaki hafif siyasi şakaların Sam Rockwell-John Malkovich ikilisinde birleşmesi Wilde Horse Nine’ı değerli kılan detaylardan bir tanesi.
Oyunculuğunun yanında modaya yaklaşımıyla da kendisine birçok kez aşina olduğumuz John Malkovich’in “En İyi Erkek Oyuncu” ödülüyle taçlanan performansı uzun yıllar hafızalarda yer edinecek gibi duruyor. Fazlasıyla iyi seçilmiş bir rol tercihinin üstüne kendisinin Sam Rockwell ile olan dinamiğinin de filmin en büyük pozitif yanlarından biri olduğunu söylemek gerek. Yer yer film parodi/kara mizah tonunu ayarlamakta güçlük çekse de Martin McDonagh’ın kamerası yılın izlemesi en keyifli ve bir o kadar da düşündürücü seyirliklerinden birini seyirciyle buluşturuyor.

Wilde Horse Nine’ın gösteriminden hemen sonraki gün Venedik seyircisiyle buluşan Cédric Kahn imzalı A Place to Heal, festivalin en dokunaklı hikayelerinden birine tanıklık etmemizi sağlamıştı. Farklı sebeplerden ve farklı kültürel geçmişlerden bir araya toplanan 15-18 yaş aralığındaki gençlerin psikolojik bakım kliniğinde geçirdikleri anlara odaklanan film, Fransa’daki farklı göçmen kökenlerden oluşan yelpazedeki oyuncu kadrosuyla Fransa’nın ülke olarak psikolojik bir analizini seyirciyle buluşturuyor. Mental veya ailevi problemler nedeniyle zorunlu olarak bir araya getirilmiş gençlerin hayatlarının beyaz perdeye taşınması her ne kadar sinema izleyicisi için yeni bir konu gibi durmasa da, Kahn’ın çarpıcı yönetmenliği izleyicileri şaşırtmayı ve onlarla duygusal bir bağ kurmayı fazlasıyla başarıyor. Yer yer 400 Darbe estetiğinde yer yer ise zamanında Altın Palmiye kazanmış The Class esintilerinde gezinen A Place to Heal, çok katmanlılığını karakterlerinin sorunlarında derinleştiriyor.
Malou Khebizi’ye “En İyi Genç Oyuncu” kategorisinde ödül getiren filmin ödül sezonunda karşımıza pek çıkmayacağını düşünsem de psikolojik drama türüne ilgi duyanlar için tanıdık bir seyirlik sunmaya aday. Özellikle Avrupa sinemasına daha sık odaklanan sinema izleyicisi için kaçırılmaması gereken bir film A Place to Heal.
“Monica” filmiyle dikkat toplamış Andrea Pallaoro, eleştirmenlerin dikkatini pek çekememiş Bertolucci uyarlaması The Echo Chamber ile Ana Yarışma’nın benim adıma parlayan filmlerinden biri haline geldi. Leo ve Anne karakterlerinin tesadüfler üzerine kesişen ilişkilerine ve o ilişki etrafında hayatlarında tek mekanda şekillenen değişimlere odaklanan film, Susan Sarandon’un Marianne Faithfull vari bir müzisyeni canlandırdığı tatlı oyunculuğuyla hakkı yenmiş bir konumda beliriyor Ana Yarışma içerisinde. İlişkilerin tesadüflerin biriktirdiği karmaşasında ne tür bir yöne savrulabileceğini ince bir sinema üslubuyla şatafata kaçmadan aktaran yönetmen Pallaoro, tek mekan kullanımını göze batmayan noktada konumlandırmış. Bernardo Bertolucci’nin 2018’deki ölümünden önce yazdığı son senaryonun bir uyarlaması olan The Echo Chamber, ilişkilere farklı bir bakış açısından odaklanmak isteyen filmlere ilgi duyanlar için çok farklı bir seyirlik sunmasa da hissettirdiği basit duygular Pallaoro’nun gürültüden uzak sinema diline yakışan bir uyum içeriyor.

Sheep in the Box filmiyle bu yılki Cannes 2026 seçkisinin hayal kırıklığı yaratanları arasına giren Hirokazu Koreeda, bu sefer aynı takvim yılında manga uyarlaması Look Back ile karşımıza çıkıyor. Küçük yaşta olağanüstü çizim yeteneğine sahip iki çocuğun hayatlarının kesişmesine odaklanan Look Back, manga estetiğinde şekillenen anlatım diliyle Koreeda’nın son yıllarda çektiği en kalp ısıtan filmlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Koreeda’nın hayal kırıklığı yaratan Sheep in the Box’tan hemen sonra kendi estetiğini esinlendiği manganın hikayesinde şekillendirerek özüne geri dönmesi hem orijinal manganın hayranlarını hem de yönetmenin sevenlerini mutlu etmeyi başarmış. Masalsı atmosferiyle Japonya’nın manga kültürünün büyüklüğü birleşince izlemesi de bir o kadar keyifli bir hal alan Look Back, Koreeda’nın geri dönüşünün ufak bir habercisi olabilir.
Festivalin diğer dikkat çeken filmleri Dau, Bunker, Possible Love gibi filmlere odaklanacağımız Venedik Film Festivali 2026 ikinci yazısında en iyi film için verilen Altın Aslan ödülünü kazanan Woman Unknown’a da değineceğiz.
Venedik Film Festivali 2026 filmleri:
Berlin'den bildirmeye çalışan, Avrupa'nın nabzını tutan, sinema sevdalısı ve yazmayı seven bir birey.
Tüm yazıları (46)
Yorum Yap