Anatomy of A Fall: Düşüşün Mü, Ataerkil Ailenin Mi Anatomisi?
“You’re incapable of facing your ambitions and you resent me for it, but I’m not the one who put you where you are.”
Anatomy of a Fall’un seyircilerle buluştuğu 2023 yılında Altın Palmiye’yi kapması pek de tesadüf değil: film muntazam bir sinematografisi, mütevazi ancak devasa oyunculukları, nefes kesen mahkeme sahneleri, gönülleri fetheden köpek oyuncusu ve zekice tasarlanmış kurgusuyla bir filmden isteyebileceğiniz her şeyin birleştirildiği koca bir hediye paketi. Bunu da aslında görece basit bir soruyu sorarak yapıyor. Baba balkondan düşerse ne olur? Suç kimindir? Eğer tek suç babanın ölümü değilse, bu evlilik öteden beri hatalarla bezeliyse suçlu kimdir? Bir evliliği bu kadar deşmemiz gerekir mi? Masaya yatırdığımız şey bir anne, bir baba, iki eş, bir çocuk, bir evlilik, bir ölüm ve bunların toplamıysa bu denklem bize toplumsal cinsiyet hakkında ne söylüyor?
Filmi mükemmelleştiren de belki de yönetmen Justine Triet’nin bu sorulara verdiği (veya vermediği) cevaplar. Mahkeme salonu kadar “gerçeği” ve yalnızca gerçeği açığa çıkarmaya, gömüldüğü yerden kaldırmaya ve gerekirse parmaklıklar arkasına koymaya bu kadar hevesli bir mekanda bile gerçekliğin ne kadar öznel kaldığını büyük bir keyifle anlatıyor. Bunu yalnızca bir çiftin çekişmesi ile değil, görme engelli bir çocuğun dünyayı algılayışının ne kadar farklılaşabileceğini ve mahkemenin böyle anlarda sağlamcı veya cinsiyetçi kalıplaşmış yargılara ne kadar çabuk meyil edeceğini göstererek de yapıyor. Justine Triet gerek neo-liberal hükümetleri eleştirdiği Cannes ödül konuşmasıyla gerek Fransa’daki film sektöründeki cinsiyet eşitliği aktivizmi ile ciddi dertleri olan ve bu dertleri nefis bir kurgu ve sinematografi ile anlatan bir kadın yönetmen.

Ancak filmi biraz geri saralım, verilmeyen cevaplardan sorulara geri dönelim. Filmin başından sonuna kafamızı tabir-i caizse ütüleyen şarkıyı yine açalım. Yerde bir ceset var, havada da cinsiyetçi sözleriyle bezeli bir şarkının “cover”ı. Müziğin içeriğinde bir bencillik var, veya mahkeme öyle söylüyor. Filmin açılış sahnesini düşünün: Sandra’nın röportajını bölecek kadar gürültülü müzik dinleyen, bunu kendi işine odaklanmak için yapan biri Samuel. Henüz ilk sahnelerden böyle kurulmuş bir karakter o. Oysa oluşturdukları aile yapısal olarak bundan oldukça farklı.
Fransız Alplerinde yaşayan Sandra ve Samuel’in ilişkisi geleneksel bir aileyi oluşturmuyor elbette. Hatta durumun tam tersi olduğunu söyleyebiliriz. Dışarıda bir hayatı olan Sandra’dır, başarılı bir kariyeri olan da öyle. Samuel de tıpkı Sandra gibi yazmak istemiştir de henüz ilk kitabını bile tamamlayamamıştır. Çocukları Daniel’a evde eğitim veren Samuel’dir. Kocasını aldatan Sandra.
İlişkileri patriyarkal rolleri bozmuş gibi görünür bu bakımdan ancak ev içi emeğin dağılımından başka perspektiflerden de onların ilişkisini incelemek mümkündür, ki ev içi emeğin dağılımında da Samuel’in tüm yaşamlarına damga vuracak bir hatasını görürüz. Anatomy of A Fall’u daha ete kemiğe bürünmüş bir hikaye yapan karakterlerden görme engelli evlat Daniel’ı okuldan almaya gitmeyerek bir kazaya sebebiyet vermiş, dolayısıyla da çocuklarını ömür boyu engele mahkum etmiştir. Görev dağılımını ve aralarındaki ekonomik ilişkileri ters yüz etmiş bir aile olmaları onların yaşamına olumlu bir katkıda bulunmamıştır, hatta belki de aksine Samuel’in “erkeklik krizi” diyebileceğimiz problematik davranışlarına yol açmaya başlamıştır bu evlilikte.
Oğullarının getirdiği vicdan azabı ve kariyerindeki başarısızlığın kemirdiği içiyle Samuel’in tavırları garipleşir. Mahkeme boyunca Sandra’nın ondan ve onun fikirlerinden çalmakla suçlandığını göz önünde bulundurunca her bir saniyelerini kaydederek ilham kovalayan bir yazarın ne kadar kırılgan bir konumda olduğunu fark edebiliriz. Kırılgan erkekliği belki de burada devreye girer. Kaybettiği iktidarını geri kurması gerekir Samuel’in.
Evet, ev içi emek dağılımında, ekonomik ilişkilerinde toplumsal olarak alışılagelmişin dışında, bir ilişkidir onlarınki. Ancak Samuel’in ekonomik olmayan başka bir iktidarı vardır Sandra’nın üstünde tahakküm kuran. Başka bir bağlam: dil.

Eskiden İngiltere’de ve İngilizcede, yani ortak bir noktada buluşan ve o ortak noktada eşitlenen çift şimdi Samuel’in isteğiyle Fransa’ya taşınmıştır. Dilin Sandra üzerindeki tahakkümü işte böyle başlar, kocasının seçtiği bir coğrafyada, dışarıdaki her saniyesinde kocasının seçtiği bir dili konuşmaya mahkumdur, hem de onun ölümünden sonra bile. Tüm olan biteni koca bir mahkeme salonuna Fransızca anlatması gerekir. İngilizce kavga sahneleri belki de bu sebeple Anatomy of A Fall’da seyircinin kulağına belki de böylece oldukça sert gelir. Evde konuştukları İngilizce bile Samuel’in kulağına batmaktadır: Sandra’nın hangi dili kullanacaklarını bile empoze ettiğini iddia edecektir. İngilizce’nin Sandra’nın ana dili olmamasına rağmen hem de. Yönetmen Triet, Sandra’nın kocasının yüzüne kırılgan egosunu vurduğu sahnelerin seyirciyi soğutabileceğini düşünmüş. Bu sahnelerin seyirci üzerindeki etkisi bu olmadı.
“I want this time back and you owe it to me, be fair! (…) You are not alone in your jungle, I live with you and you impose everything.”
Samuel’e göre Sandra evdeki her şeyi tayin edendir ve zamanı kendisine aittir: Samuel’in aksine. Samuel filmin çekirdeğini oluşturan tartışma sahnesi boyunca–ki Samuel’in anlatıyı kökünden değiştiren ölü karakter olarak filme kanlı canlı girdiği yegane sahnedir–Sandra’nın çaldığı zamanını ondan geri talep eder. Ona göre ev içi emeği sırtlanışıyla tüm zamanı kendi kontrolü ve iktidarı altından çıkıvermektedir, yani ters yüz edilmiş patriyarkal ilişkiler bile ancak “garip” ve “öteki” bir ilişkilenme biçimi olarak var olabilir. Mümkünse bir an önce geri döndürülmesi gerekmektedir, gerek erkek tarafının yurduna dönerek, gerek çalınan zamanı talep ederek.
Bunun belki bir sebebi de Anatomy of A Fall’daki ilişkinin tam manasıyla ters yüz edilmiş patriyarkal bir ilişki olması olabilir mi? Justine Triet’nin baş aşağı çevirdiği bu aile mutlu bir aile değil: bunun sebebi acaba Sandra’nın geleneksel bir ev reisi gibi yazılması mıdır? Aldatmak, ekonomik kaynağı sağlamak, eşinden yaratıcı süreçte hırsızlık yapmak gibi geleneksel olarak eril olan özellikleri Sandra’ya vererek Justine Triet seyirciye yer yer komik gelebilecek (Sandra’nın soğuk sakin yapısı ve avukatla sahnelerini, kamera açısının kimi değişimini unutmayın) bir çiftin portresini çiziyor.
Belki de elimizde ve gerçekliğimizde var olan klasik ataerkil aileleri anlamanın yolu biraz da önümüzde detayları yeniden keşfetmemize olanak tanıyan ters yüz edilmiş bir aile olmasında yatıyor. Sonuç olarak sahne dışında da olsa karakterlerin kökeni ve yaşadıkları yerler bakımından mekan olarak Fransa-Almanya-İngiltere üçgeninde geçen film böyle bir ailenin gerçekçi ve hatta belki yaygınlaşan yapısına da yardım sağlıyor.
Film bittiğinde seyircinin aklında ise cevaplanmamış sorular ve belki de ne ters yüz edilmiş ve yerleşik ilişki dinamiklerinin kurtaramadığı bir aile, ve “Acaba yaşamın yüklerini eşit bölüşmek bir gün mümkün olacak mıdır?” sorusu kalıyor. Anatomy of A Fall bir düşüşün mü anatomisiydi acaba yoksa ataerkil bir ailenin mi?
İstanbul'da yaşıyor, buraya yazacak havalı bir şey de bulamadı. @charles_bourbaki
Tüm yazıları (128)



Yorum Yap