İçeriğe geç
Oyun 8 dk okuma

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 FPS

Yiğitcan Erdoğan
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 FPS

Son güncelleme: 15 Haziran 2014

Gözümüz uzun zamandır bu listeden korkuyordu. Kolay değil, oyun dünyasının en popüler türünden bahsediyoruz. Açık ara farkla en çok satın alınan; multiplayer’ı en çok oynanan ve üzerine en çok konuşulan türdü bu. Listeyi nasıl oluşturacağımıza dair bir kaygımız yoktu; çekincemiz, hemen hemen herkesin listesinin ayrı olacağını bilmemizdi. Onlarca FPS vardı piyasada ve herkes, en FPS sevmiyorum diyenler bile ucundan kıyısından en az bir tanesine bulaşmıştı. Açın Steam, PSN, XBL hesaplarınızı, dediğimi anlayacaksınız. Gönlünüzde yatan favori türler listesinde FPS en son sırada olsa bile, en azından bir Team Fortress’a, Planetside’a, Quake’e bulaşmışsınızdır zamanında. Kaçarı yoktur.

Ama en nihayetinde oturup listeyi şekillendirirken, işimizin kolaylaştığını da fark ettik bir yandan. Hatta öyle ki, son 10’u belirlediğimizde, sıralamaya itiraz edebilme potansiyelini de görmekle beraber kimsenin şu 10 oyuna “ne arıyor lan bu burada” cümlesini hakkaniyetle kuramayacağını gördük. FPS türünün efsaneleri çoktu, ama 10 tanesini inanıyoruz ki yakalayabildik.

Kriterlerimiz her zamanki gibi, yazıdan önce bold ve listelenmiş vaziyette, şu şekildeler.

  • Her seriden sadece bir oyun alıyoruz.
  • First Person Shooter’lar, ya da Birinci Kişi Aksiyon oyunlarının en öncelikli ayrıştırıcısı kamera açısının sabit bir şekilde birinci kişi perspektifinde olmasıdır. Bu oyunlar aksiyon türündedirler. Genellikle birincil oynanış mekaniği düşmanları isabetli bir şekilde vurabilmektir ve hikayeyi çoklukla scripted eventler üzerinden anlatır, perspektifi pek kırmazlar. Türü böyle belirledik, elemeyi böyle yaptık.
  • Ve her zamanki gibi, tarihi önemlerinden çok, safi kalitelerini ele aldık, eğer aynı seride bir oyun ilk oyunun tüm hatalarını düzeltmişse, sadece ilkinin ehemmiyeti fazla diye o oyunu listeye almamazlık etmedik.

Bu serideki diğer listelerimiz ise şu şekildeydi:

Kurşunlarınız tam mı? Medpac’leri topladık mı? O zaman buyurun, başlayalım!

Not: Siz sormadan söyleyelim, Counter-Strike bir mod olduğundan kendisini bu listeye dahil etmedik. Kendi ayaklarının üzerinde duran diğer oyunları ise bu listedeki 10 oyundan daha iyi değillerdi.

 

10. S.T.A.L.K.E.R.: Shadow of Chernobyl

STALKER

Cossacks, American Conquest ve Alexander gibi strateji oyunlarıyla görece bir ün kazanan GSC Game World, FPS türü için tartışmasız en iyi yıl olan 2007’de karşımıza bu sürprizle çıkagelmişti. 2007 Call of Duty 4’ün, Crysis’in, BioShock’un, Team Fortress 2’nin, Halo 3’ün yılıydı, ama S.T.A.L.K.E.R. yine de FPS severlerin gönlünde apayrı bir yer tutabilmeyi başarmıştı. İki devam oyunundan sonra, GSC Game World kapandı, ama neyse ki Ukraynalı geliştiriciler çil yavrusu gibi dağılmadılar. Onların kurduğu 4A Games sonra Metro serisine başladı ki, bize sorarsanız Metro baya baya S.T.A.L.K.E.R.’ın manevi takipçisi gibiydi.

 

9. Medal of Honor: Allied Assault

Medal of Honor Allied Assault

Er Ryan’ı Kurtarmak filminden çok fazla alıntı yaptığı muhakkak, ama o dönemin şartlarına göre efsanevi olan grafikleri ve ses efektleri sağ olsun; tasvir ettiği Omaha Beach çıkartması sahnesi yıllar boyunca oyuncuların aklından silinmedi. Bir oyunun belki de yapıp yapabileceği en etkileyici açılışlardan biriydi. Medal of Honor serisi PlayStation’da başlamış olabilirdi, ama gerçek anlamda bir marka hâline gelmesi Allied Assault’u buldu. O dönemki ismiyle 2015, Inc ekibi, FPS janrına ilk damgalarını böyle vuracaklardı.

 

8. F.E.A.R.

FEAR

Liseliler bilmez, üniversiteliler de bilmez; ancak artık ilk çocuğunu bekleyenler bilir: Monolith bir dönem FPS dendi mi id ile birlikte akla ilk gelen isimlerden biriydi. Blood, No One Lives Forever, Alien vs. Predator 2, Tron 2.0… Bu muhteşem geçmiş sağ olsun, F.E.A.R. açık ara 2005’in en merakla beklenen oyunlarındandı. Çıkışından aylar öncesinde hype başladı ve oyun çıktığında, Japon korku hikayelerinden esinlenmiş senaryosu, slow-mo savaşları ve muhteşem grafikleriyle alkışları toplamayı başardı. Şimdilerde Monolith Middle-Earth: Shadow of Mordor’u yapıyor. Eğer tutarsa, ilk sevinen biz olacağız.

 

7. Unreal Tournament 2004

Unreal Tournament 2004

Quake mi, yoksa Unreal mı? Bir zamanların en büyük sorusu buydu. Ne oldu, nasıl oldu bilmiyoruz ama dönemin efsane kapışmasından kimse muzaffer ayrılamadı. Zira hızlı oynanan, gerçekçiliğe selam bile vermeden yoluna devam eden multiplayer FPS’ler azalmadan, aniden bitti. Oysa ki Unreal Tournament serisinin 2003-2004 sürümleri (ki ikisinin de arasında pek fark yoktur, biz araç kullanımını eklediği için 2004’ü seçtik) inanılmaz eğlencelilerdi. Hızlı oynanış gelmese bile, en azından o spiker geri gelemez mi?

 

6. Team Fortress 2

Team Fortress 2

Öhm. Ne diyoruz biz? O hızlı oynanan FPS’ türü tabii ki bitmedi, Valve’ın gözetimi altında mutlu mesut bir şekilde yaşıyor! Yine 2007’nin güzide meyvelerinden biri olan The Orange Box’ın iki numaralı yıldızıydı Team Fortress 2. Herkes ana olay olarak Half-Life 2: Episode 2’yi bekliyor, Team Fortress 2’ye plase, Portal’a ise eşantiyon gözüyle bakıyordu. Şimdilerde Half-Life 2: Episode 2’yi anan oyuncu bulmak zor, ama insanlar yaklaşık 7 senedir aralıksız hâlâ Team Fortress 2’yi oynuyorlar. Valve inanılmaz bir altın madeni buldu TF2’nin altından. Çok da iyi kullandı, harika bir deneyim yarattı bizlere.

5. Quake 3: Arena

Quake 3

Quake 3’e toz kondurtmayız. Bu kadar, nokta, kondurtmayız işte. Quake 3’ün haritaları ve silahları bambaşkaydı. Diğer Quake’lerin aksine sadece multiplayer’a yoğunlaşmıştı ve aman Allah’ım, bir multiplayer odaklı oyun bundan daha güzel yapılamazdı. Bugüne bugün hâlâ turnuvalarda kendine yer bulur; arkadaş ortamlarında “indirip oynasak mı?” diye bir kaş göz çaktırır Quake 3: Arena. Bunun sebebi de temelinde saf, tertemiz eğlence bulunmasıdır. Kontroller kusursuzdur, haritalar mükemmeldir, silahlar ise unutulmazdır…

 

4. Battlefield 2

Battlefield 2

DICE Battlefield 1942’den sonra, Battlefield Vietnam’ı çıkartınca “Tamam” demiştik, bu serinin olayı bu, belli ki tarihi savaşlar arasında gezinip duracak. Sonra bir anda, karşımıza Battlefield 2 ile çıktılar. Daha önce hiç görmediğimiz bir takım oyununa sebebiyet veriyordu Battlefield 2. Ve bunu daha önce hiç görmediğimiz kadar kalabalık multiplayer haritalarla yapıyordu. PC’de oynayıp, 64 kişilik haritaları tecrübe ettiniz mi bilmiyorum; ama edenlerin unutamadığı en az iki tecrübe yaşadıklarına kalıbımı basarım. O kadar çok “OHA NE OLDU BAKSANA” anı yaşıyordunuz ki, şaka gibiydi..

 

3. BioShock

BioShock

Ken Levine, birinci kişi perspektifiyle hikaye anlatmanın sadece kitabını yazmadı. Levine, bakış açısını şahsa sabitleyerek bir öykü deneyimletmenin sekiz ciltlik ansiklopedisini bastı, yayınladı; tek cilt olarak ikinci baskıya gitti ve o ansiklopediyle ödül aldı. System Shock ile başlayan yolculuğu onu System Shock 2’ye getirdi. Oradan çıktığı yer ise BioShock’tu. Rapture’a ilk adımınızı atıp, Andrew Ryan’ın artık efsaneleşmiş o ilk cümlelerinizi dinlediğiniz andan itibaren oyun sizi içine çekiyordu. Kaçışınız yoktu. Rapture’da kalmak zorundaydınız.

 

2. Call of Duty 4: Modern Warfare

Call of Duty 4

Call of Duty 4, listemizin bir numaralı üyesinin mensup olduğu seri janra ne kattıysa aldı ve üzerine inanılması gerçekten zor bir sinematik kalite yerleştirdi. Çoğu kişi Call of Duty oyunlarını “askerliğe özendirmekle” suçlar. Ama ben enimim ki o kişiler hiç Call of Duty 4 oynamadılar. Modern Warfare’in gerçekten harikulade anlatılmış hikayesi, sizi savaşın içine çekiyor ve yoruyordu; özellikle de Amerikan hikayesinin sonunu görüp “ben asker olucam abi!” demek mümkün değildi.. Multiplayer segmenti neredeyse kusursuza yakındı. Yani anlayacağınız, 2015, Inc’ten çıkıp, Infinity Ward’ı kuran ekip; Medal of Honor ile değiştirdikleri FPS janrının yönüne bir defa daha reset atmışlardı. Ama, bir numara olacak kadar büyük bir iş değildi yaptıkları. Zira bir numara, tartışmasız şu oyuna gidecekti:

 

1. Half-Life 2

Half-Life 2

5 sene. Tam 5 sene bekletti Half-Life 2 oyuncuları. 2003 senesinde ilk defa gösterildiğinde resmen herkesin dibi düşmüştü. Sonra kodları çalındı ve oyun ertelendi. O inanılmaz Source motoru grafikleri ve açıklanan detaylar insanda delicesine beklentiler yaratmıştı. Şimdi belki hiçbir şey gibi geliyor ama, acı dolu bir sene bekledi insanlar Half-Life 2’yi. Beklediler ve beklentilerini iyice arttırdılar. En sonunda, Half-Life 2 çıkmadan tam önce, hiçbir oyun bu beklentileri karşılayamayacakmış gibi gözüküyordu.

Ama Half-Life 2 karşıladı.

Gravity Gun’ıyla, fizik bazlı bulmacalarıyla, yapılmış belki de en tok vuruş hissiyle kusursuz bir oynanışı vardı. Alyx’iyle, Dog’uyla, Eli’ı, Grigori’siyle unutulmaz karakterlere sahipti. Ravenholm, Nova Prospekt gibi yıllar boyunca konuşulacak bölümler verdi bizlere. Ve bir de, oyun dünyasını kökten değiştirecek Steam’i getirdi yanında. Half-Life 2, bugün hâlâ muhteşem gözüken, oynanışı hâlen eğlenceli bir başyapıt. Bize soracak olursanız, ondan daha iyi bir FPS yapılmadı. Yaparsa, inanıyoruz, bir gün Gaben ve arkadaşları yapacak. O dakikaya kadar, Ravenholm’u tekrar tekrar oynamaya devam etmekten başka çaremiz yok…

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

2 yorum

  1. competitive açıdan bakarsak 1 numara counter-strike, 2 numara quake olur. gerisinden bir cacık olmaz.

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.