İçeriğe geç
Muhitkâr ol
Çizgi Roman 2 dk okuma

2. Sayı Çıktı, CAPTAIN AMERICA – HYDRA İlişkisi Açıklandı, Hiçbir Şey Daha İyi Olmadı

Yiğitcan Erdoğan
Captain America: Steve Rogers (2016) #3 kapağı
Görsel: Captain America: Steve Rogers (2016) #3 kapağı (Marvel) · Metron (yatay kırpıldı)

Son güncelleme: 2 Temmuz 2016

Captain America: Steve Rogers #1’in sonunda, Cap’in “Hail Hydra” demesini baya saçma bulmuş, “son yılların en embesil çizgi roman hareketi” demiştik hakkında, belki hatırlarsınız. O zamanlar iki bomba arasındaydık tabii, daha ufak çaplı dertlerimiz vardı; yıllardır bir özgürlük sembolü olarak bilip sevdiğimiz Steve Rogers’ın “meğerse Hydra’ymış” gibi çok ucuz ve kete bir konu virajına meze edilmesi gibi.

Bu derdi bir tek biz paylaşmıyorduk elbette. Cap’in Hail Hydra deyişi, artık Captain America 2012 öncesinde olduğu gibi sadece çizgi roman severlerin bilip saydığı bir karakter olmadığı için, ana akım medyaya kadar ilerledi. Editör Tom Brevoort ve yazar Nick Spencer’a ölüm tehditleri falan fırlatıldı. Brevoort da sakin sakin, “ikinci sayı gelsin, işler daha da karmaşıklaşacak” dedi. Ötesine de geçmedi. O ikinci sayı en nihayet çıktı işte. Biz de aldık, okuduk. Gerçekten de işler daha da karmaşıklaştı. Peki bu durumu daha iyi bir hâle getirdi mi? Hayır.

Captain America Hydra

Olay şu, eğer spoiler istemiyorsanız, bu paragrafı es geçin. Çizgi roman dünyasının bir yirmi yıl önce öldürmesi gereken tüm hikaye anlatım günahlarını işleyen bir şey olduğundan, Marvel Comics markasını sevmeye devam etmek istiyorsanız da es geçebilirsiniz. Zira olan şu, Red Skull Profesör X’in beynini kendisine naklettiriyor. Telepatiye sahip oluyor böylelikle. O esnada da Kozmik Küp kalıntıları, bizim Kobik olarak bildiğimiz şeye dönüşüyor. Bu da “yıllardır bizi ele geçirmeye falan çalışıyor, bir kan kaynadı sonuçta” diyerek, Red Skull’a geçiyor. Red Skull buna Hydra övüyor. Kobik de Hydra’yı içselleştiriyor. Sonra da gidip Selvig’in hafızasına kendisinin Skull’dan dinlediği ulvi Hydra versiyonunu yerleştiriyor. Red Skull orada “aa, ben bunu Steve’e de yapayım ha, yakışır” diyor. Olaylar gelişiyor.

Meğerse tuzlukmuş yani işte. Bu da öyle bir şey. Vakti zamanında da demiştim, şimdi de diyorum; bundan geri dönmek önemli değil. Bunu bir kere yapmanın ucuzluğuna düşmüş olmak önemli. O saatten sonra istersen Buz ve Ateşin Şarkısı’nı yazarak çık durumdan, ne fark eder? Sen bir kere dünyaya Cap’in “Hail Hydra” dediği bir panel bırakmışsın. Dahası, bunu bir ilk sayıda yapmışsın; yani uzun ve her şeyi açıklayan bir hikayenin sonunda değil. Kalitesiz bir dikkat çekme taktiğisin yani sen. Bunun ardından Kobik’li falan bir şeyler çıkması, takdir edersiniz ki, pek bir şey ifade etmiyor artık bu seviyeye düşüldükten sonra…

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.